Yılın son gününü evde geçirecekler için film önerisinde bulunmak adettendir. Bu sene, her sene önerilen “yılbaşı temalı” filmleri bir kenara bırakarak gönlümüzden geçen, izlediğiniz taktirde beğeneceğinizi düşündüğümüz farklı türlerde dokuz başarılı filmi sizler için derledik.

İyi seneler ve iyi seyirler…

 Yılbaşında İzlenebilecek 9 Türde 9 Alternatif Film

Animasyon: Ernest et Célestine (2012)

ernest-et-celestine-gorsel-filmloverss

Stéphane Aubier, Vincent Patar ve Benjamin Renner’in birlikte yönettiği Ernest et Célestine, Ernest adındaki bir ayı ile Célestine adındaki bir farenin “alışılmadık” dostluğunu aktarıyor peliküle. İmkansız dostluk gibi daha önce çok kere ele alınmış bir temayı naif bir anlatı ve inanılmaz bir görsel dünya ile ele alıyor. Ernest et Célestine’i benzerlerinden ayıran ise naif anlatısının alt metninde içerisinde bulunduğumuz sistemin her dalına sağlam eleştiriler getirmesi. Animasyon tarzı ve görsel dünyası ile son zamanlarda bu türde görmeye alışkın olmadığımız bir şekilde özgünlüğü yakalayan Ernest et Célestine, farklı bir animasyon filmi arayanlara müthiş bir alternatif olmayı başarıyor.

Dram: Never Let Me Go (2010)

never-let-me-go-filmloverss

Never Let Me Go, Kazuo Ishiguro’nun romanından Mark Romanek tarafından beyazperdeye uyarlanmıştır. Film Ruth, Tommy ve Kathy’nin sarsıcı hayatlarını konu alır. Üç arkadaş çocukluklarını son derece lüks bir yatılı okulda geçirir. Erişkinliğe adım attıkları andan itibaren ise çocukluklarından bu yana hazırlandıkları akılalmaz gerçekler ve korkunç kaderleriyle yüzleşmeleri gerekmektedir. Carey Mulligan, Andrew Garfield ve Keira Knightley’ın güçlü performanslarıyla seyirciyi etkisi altına almayı başaran film, son yılların en dramatik yapımlarından biri olmakla beraber bilimkurgu sevenlerin de gözünden kaçmaması gereken başarılı bir eserdir.

Komedi: Wristcutters: A Love Story (2006)

wristcutters-a-love-story-gorsel-filmloverss

Goran Dukic’in, Etgar Geret’in Kneller’s Happy Campers kısa hikâyesinden sinemaya uyarladığı Wristcutters: A Love Story, kara komedi kodları ile oluşturulmuş romantik bir yol filmi esasında. Zia kız arkadaşından ayrıldıktan sonra bu acıya dayanamaz ve intihar eder. İntiharın kesin çözüm olduğuna inanan Zia, kendini bir anda sadece intihar edenlerin yaşadığı bir dünyada bulur. Garipliklerle dolu bir dünya olsa da yaraların acısı bir anda yok olmaz bu yeni diyarda da. İntihar edenlerin yaşadığı bu dünyada pek çok yeni insanla tanışan Zia, kız arkadaşının da intihar edip bu dünyaya geldiğini gördüğünde ise işler daha da karmaşıklaşır. Oyuncu kadrosundan, eşsiz bir dünya yaratan yönetmenine; başkasının elinde harcanabilecek bir konuyu doğru notalara basarak izleyiciye aktaran Wriscutters: A Love Story alternatif bir bağımsız arayanların yardımına koşabilecek bir yapım.

Macera: Where the Wild Things Are (2009)

Being John Malkovich ve Adaptation. gibi senaryolarını Charlie Kaufman’ın yazdığı filmleri ile tanıdığımız Spike Jonze’un, Dave Eggers ile birlikte Maurice Sendak’ın çocuk kitabından sinemaya uyarladığı Where the Wild Things Are, pratik efektler ile CGI’ın muazzam karışımı vesilesiyle unutulmaz bir fantastik evren sunuyor izleyicisine. Evde annesiyle sorunlar yaşayan Max’in evden kaçması ve “Vahşi Şeyler” ile büyülü bir maceraya atılmasını anlatan film, Max’in hayal dünyası ile seyirciyi de bu samimi maceraya ortak ediyor. Yaratıcılığı ve sinematografisi ile standart bir hâle gelmiş çocuk filmlerine yeni bir soluk getirmeyi başarıyor Where the Wild Things Are.

Spor: Those Glory Glory Days (1983)

those-glory-glory-days-gorsel-filmloverss

Spor muhabiri Julie Welch tarafından kaleme alınan ve 40’dan fazla televizyon filmi bulunan Philip Saville tarafından televizyona aktarılan film, bu zamana kadar izlediğiniz futbol filmlerinden konusu itibariyle oldukça ayrı bir noktada bulunuyor. 1960-61 sezonunda Londra’da yetişen bir grup kızın o sezona damgasını vuran Tottenham Hotspur futbol takımına olan bağlılıklarını ve tutkusunu konu alan film, futbolcuların kariyerlerinden veya bu zamana kadar birçok kez beyazperdeye aktarılan İngiliz holiganlarının değil, futbola ve kulübe delicesine tutkulu olan kızların dünyasını aktarıyor. Kızların, futbolculara ve futbola olan tutkusunu son derece gerçekçi bir biçimde aktaran Those Glory Glory Days’in, senaryosunu kaleme alan Julie Welch’in de bu kızların arasında ve onlardan biri olarak yetiştiğini hatırlatalım.

Bilimkurgu: Another Earth (2011)

another-earth-filmloverss

Prömiyerini Sundance Film Festivali’nde yapan Another Earth iki farklı hikayeyi tek bir ana tema üzerinden anlatıyor. Filmin konusu çekildiği yıl için sıra dışı olsa da bugüne geldiğimizde NASA’nın geçtiğimiz aylarda Dünya’ya tıpatıp benzeyen bir gezegen bulduklarına dair yaptıkları açıklamayla büyük benzerlik taşıyor. Filmde, Dünya’nın replikası bir gezegenin güneş sistemi içerisinde ortaya çıkmasını ve genç bir öğrenci ile başarılı bir bestekarın bu olay sonucu kesişen hayatlarını konu alıyor. Mike Cahill’ın senaryosunu Britt Marling ile yazdığı ve sadece $150.000’a çektikleri bu bilimkurgunun başrollerinde ise bağımsız bilimkurgu filmlerinin başarılı isimleri Brit Marling ve William Mapother yer alıyor.

Suç/Gizem: Chugyeogja (2008)

the-chaser-filmloverss

Hong-jin Na’nın ilk uzun metraj deneyimi olan Chugyeogja (Ölümcül Takip), eski bir polis olan Joong-ho’nun, pezevenklik yaparak kurduğu bol para getirisi olan düzeninin, elinde bulundurduğu kadınların bir bir kaybolması ile bozulmasına odaklanıyor. Milenyum sonrası Chan-wook Park (Oldboy), Bong-Joon ho (Memories of Murder), Kim Jae-woon (I Saw the Devil) gibi Güney Kore sinemasına yön veren yönetmenlerin izinden giden Hong-jin Na, kadınların kaybolması üzerinden büyük bir gizem yaratmayı başarırken adalet sistemine ağır bir taşlama yapmaktan da kaçınmıyor. Dolayısıyla Chugyeogja, hem merak unsuru üst safhada bir suç/gizem hikâyesi arayan izleyiciye hem de satirik – kara komedi ögeleri olan bir film arayan seyirciye hitap ediyor.

Gerilim: The Crazies (2010)

the-crazies-filmloverss

Korku veya gerilim türlerinin kodlarını yaratan usta sinemacıların filmlerinin modern yeniden çevrimlerinden genelde medet umulmaz. Night of the Living Dead ve Dawn of the Dead kült filmlerin yönetmeni George A. Romero’nun 1973 yapımı filmi The Crazies’in aynı isimli 2010 yeniden uyarlaması bu olguya bir istisna olabilecek bir yapım. Breck Eisner’ın yönetmenliğini yaptığı film, küçük bir Iowa kasabasında patlak veren salgının insanları cinnete ve ölüme sürüklemesini anlatıyor. Timothy Olyphant, Radha Mitchell, Danielle Panabaker’ın başrollerinde yer aldığı film, izleyiciye bol gerilimli dakikalar sunuyor.

Korku: The Exorcism of Emily Rose (2005)

the-exorcism-of-emily-rose-gorsel-filmloverss

Amerikan korku sinemasının en çok ürettiği eserlerin başında hiç kuşku yok ki şeytan çıkarma hikayeleri geliyor. Sene içerisinde onlarca benzer hikayenin vizyona girmesi sebebiyle türün bu örneklerine karşı ön yargılı davranmak kadar izlemeden geçmek de son derece haklı bir sinemasever davranışı olarak kabul edilebilinir. Bu sebeple, bu filmlere karşı bir ön yargınız var ise ve risk almak istemiyorsanız The Exorcism of Emily Rose, kült film The Exorcist’ten sonra bu algınızı değiştirebilecek bir yapım olarak öne çıkıyor. Yönetmen koltuğunda daha sonra çektiği Sinister ile adını daha geniş kitlelere duyuran Scott Derrickson’ın oturduğu film Emily Rose isimli genç bir kızın bedeninin şeytan tarafından ele geçirilmesi sonrası gerçekleşen olayları konu alıyor. Söylenenlere göre gerçek bir hikayeden uyarlanan filmin ahırda geçen şeytan çıkarma sahnesi tek kelimeyle etkileyici.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi