Yeşim Ustaoğlu çektiği her yeni filmle adından sıkça söz ettiren, henüz çektiği ilk kısa filmlerden itibaren yurtiçi ve yurt dışı birçok ödüle kavuşan başarılı bir auteur yönetmen. Çektiği son filmi Tereddüt ile yakaladığı kendine has anlatım dilini bir kez daha vurgulayan ve geliştiren Ustaoğlu, izleyicisini her gün görüp, duyduğu ancak üzerine düşünmekten kaçındığı hayatın yalın gerçeklikleriyle yüzleştiriyor.

Yeşim Ustaoğlu kariyerine Otel (1992) adlı kısa filminin elde ettiği uluslararası başarıyla güçlü bir başlangıç yaptı. İlk uzun metraj filmi İz (1994) İstanbul Film Festivali’nde En İyi Film dalında ödüllendirildi. Senaryosunu Tayfun Pirselimoğlu’nun yazdığı İz, Yeşim Ustaoğlu’nun güçlü sinemasının sesini yankılasa da yönetmenin kendisine has anlatı diliyle en net karşılaştığımız filmin Güneşe Yolculuk olduğu söylenebilir.

Kars doğumlu yönetmen eğitimine Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde devam etti. Karadeniz’de geçirdiği sürede içinde yaşadığı topluma dışarıdan değil aksine tam da merkezinden bakan Ustaoğlu, edindiği gözlemleri oldukça gerçekçi bir biçimde sinemasına yansıtmayı ihmal etmedi. Karadeniz’in dalgalı ve hırçın yanını, kadınların gücünü ve aynı zamanda güçsüzlüğünü filmlerine ince ince işleyen Ustaoğlu, Bulutları Beklerken (2003) adlı filminde 1900’lü yılların başında gerçekleşen Rumlar’ın Karadeniz’den göçünü odağına alarak Ayşe’nin yani Eleni’nin hikayesine kamerasını çeviriyor.

Baba Öznesinin Yokluğu ve Varlığı

Yeşim Ustaoğlu’nun bir auteur oluşunun katmanlarından biri şüphesiz ki filmlerinde baba imgesinin yokluğunun büyük bir yer kaplaması. Bu noktada filmlerini yönetmenin hayat hikayesinden ve deneyimlerinden bağımsız bir şekilde feminist yahut psiko analize başvurabilsek de yönetmenin yaşam öyküsüne bakmak da Yeşim Ustaoğlu filmlerini okumak açısından bize farklı kapılar aralayacaktır. Bir göz doktoru olan babasını henüz 27 yaşındayken kaybeden Yeşim Ustaoğlu, filmlerinde babanın özneleştirilmesinden kaçınır gibidir. Belki de bir baba karakteri yaratarak genç  yaşta kaybettiği babasının yokluğuyla yüzleşmekten kaçınmaktadır. İz filminde henüz hikayenin başında ölen Cezmi Kara, bir babadır. Güneşe Yolculuk filminde Berzan babasından söz etmektedir ancak babasının varlığına dair herhangi bir kanıt izleyiciye sunulmaz. Pandora’nın Kutusu’nda baba başka bir kadınla kaçmış ya da dağda ölmüştür. Babanın yokluğu çocuklarının hayatı tanımlaması üzerinde varlığını yoğun olarak korur. Araf filminde baba çok kısa olarak görünse de filmin genelinde hiçbir söz sahibi değildir. Filmde her zaman annenin yoğunluğu ağır basmaktadır ve son olarak Tereddüt filminde ise Elmas sık sık babasından bahsetmektedir bir rüya eşliğinde dahi olsa annesini gördüğümüz halde film boyunca Elmas’ın babası bir gizli özne olarak filmi şekillendirmeye devam eder. “Kendisiyle yapılan röportajda babasının, hayatını kurtardığını tekrarlar iki kez; Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde okurken iki defa gözünden ağır yaralanır; birisinde gözü patlar ve iris dışarı fırlar. Göz doktoru olan babası Mehmet Cenap Ustaoğlu gözünü geri verir bir bakıma.” Babası sayesinde gözüyle ilgili yaşadığı problemi atlatan Yeşim Ustaoğlu son filmi Tereddüt’te garip bir rüya sekansı ile izleyicisini baş başa bırakır. Bu rüyanın sonunda Elmas’ın annesi elinde Elmas’ın yerinden çıkmış gözünü tutmaktadır.

Yeşim Ustaoğlu’nun filmografisine baktığımızda – son dönem filmleri ayrı tutularak- filmlerinde hep bir Mehmet karakterinin varlığı göze çarpar. İz filminde komiser Mehmet, Güneşe Yolculuk’ta Berzan’ın tabutunu Zorduç’a taşıyan Mehmet, Bulutları Beklerken filminde küçük kardeş Mehmet ve Pandora’nın Kutusu filminde geçmişini hatırlamayan alzheimer hastası Nusret’in oğlu Mehmet… Tüm bu karakterler art arda sıralandığında Mehmet isminin kullanımının bir tesadüf olmadığı açıkça ortadadır. Bu noktada yeniden bakışımızı Yeşim Ustaoğlu’nun hayatına çevirdiğimizde genç yaşta kaybettiği babasının isminin Mehmet olduğunu görürüz. Öyleyse denebilir ki, bir baba karakteri yaratmaktan özenle kaçınan bu sayede babanın yokluğuyla yüzleşmekten kaçınan Ustaoğlu kurguladığı her bir Mehmet karakteriyle aynı zamanda babasını yaşatmaya devam etmektedir.

Varoluş ve Su

Aynı babanın kasıtlı yokluğu gibi su imgesi de Yeşim Ustaoğlu filmlerine bakıldığında yoğun olarak karşılaşacağımız leight motiflerden biridir. Bir röportajında suyu hem hayatın hem de ölümün simgesi olarak tanımlayan Ustaoğlu, filmlerini bir su berraklığında anlatmakla kalmayıp suyun gücünü deniz, akvaryum, yağmur, fırtına su birikintisi gibi detaylarla destekler. Güneşe Yolculuk filminin açılış sekansında bir su birikintisine yansıyan evlerin önünde bir tabutun taşındığını görürüz. Film sona yaklaştığında bu sahneye geri döner. Mehmet, çalıştığı iş gereğince elindeki aletle yer altından geçen suyu dinler. Berzan’ın cenazesini Zorduç’a götürdüğünde Mehmet köyün sular altında kaldığını görür ve Berzan’ı tabutuyla birlikte köyünü yerle bir eden suya gönderir. Pandora’nın kutusunda film deniz kenarında başlar. Nusret sık sık kaçarak denizi seyreder. Su motifiyle yaşamı ve ölümü bir araya getiren Ustaoğlu suyu adeta insanın varoluşunun bir yansıması olarak kullanır diyebiliriz. Suyun her zaman var olduğu yönetmenin filmografisine bakarak rahatlıkla söylenebilse de belki de hiçbir filminde Tereddüt’te kullandığı kadar yoğun bir su kullanımı göze çarpmaz. Bu kez karakterlerinin kapana kısılmışlığını, içlerinde kopan fırtınaları hatta bir kadın olarak cinselliklerini tamamen su üzerinden anlatan Yeşim Ustaoğlu filmine yine dalgalı bir deniz eşliğinde başlar. Alt ve üst sınıftan iki ayrı kadının kendileriyle yüzleştikleri anlar denizin kenarında başlar. Bu kez yaşam ve ölümden daha ziyade cinsel bir anlam yüklendiği söylenebilecek olan yağmur, deniz ve fırtına erkeklerin kıskacında iki farklı kadını buluştukları ortak paydanın aynılığı üzerinden inceler.

Ölüm Bir Yolculuk mudur?

Yeşim Ustaoğlu’nun hayatına filmleri üzerinden bakmak aslında tekrar eden motiflerin, yolunu kendiliğinden çizdiği bir yolculuk gibidir. Yönetmenin hayat ve ölümle olan derdi, yokluğa karşı tutumu ve gözlemleri filmlerinin her karesine derinden yansır. Filmlerinde hep bir ölüm vardır ölüm hem bir yolculuk olarak tanımlanırken hem de karakterler fiziksel olarak bir yerden bir yere gidiyordur. Güneşe Yolculuk’ta Mehmet’in Berzan’ın tabutuyla çıktığı yolculuk aslında kendiyle yüzleşme toplumda ötekileşerek öteki’ye bakışını değiştirme sürecinin bir yolculuğu gibidir. Fiziksel yolculukların, karakterlerin içsel yolculuğunu ve akabinde değişimini vurgulayan Yeşim Ustaoğlu’nun karakterleri bir arayış içinde gibidir. Bu arayış genellikle hayatın anlamı ve ölüm üzerine yoğunlaşır. Bu sebeple karakterlerin yolculuklarının ölümün anlamını sorgulayan bir yanı da bulunmaktadır. Pandora’nın Kutusu adlı filmde ise anneyi arayış ile birlikte aslında ortaya çıkan babanın yokluğu ve bir geçmiş arayışı sunulur izleyiciye. Bu filmde de kırsaldan şehre ve şehirden kırsala bir yolculuk söz konusudur. Arayış, yolculuk ve ölüm yine iç içedir. Yeşim Ustaoğlu’nun son filmi Tereddüt’te ise bu arayış ve yolculuk yine içseldir. Elmas ve Şehnaz’ın birbirini iyileştirmeye başlayacağı bu yolculuğa çıkışlarının temelinde yine ölüm yatmaktadır.

Ölümün getirdiği değişimle karakterler de bir sorgulama sürecine girer ve bu süreç onları kendi içsel yolculuklarına çıkarır. Hayatın anlamını arayan karakterler, tüm bu arayışın vardığı noktada gerçekleşen açık uçlu finallerle izleyiciyi bu sorgulamayı ve arayışı bir kez daha sorgulamaya iter. Karakterin nasıl bir değişim yaşadığı, hangi yöne gittiği ya da nasıl bir cevap bulduğu tamamen izleyiciye kalmıştır. Nasıl bir hayat yaşadığımız da belki bu sorulara vereceğimiz cevaplarda gizlidir.

Yaşam ve Ölümün Bütünselliğinde Ayrımcılık

Yeşim Ustaoğlu suyun temsil ettiğine inandığı yaşam ve ölüm kıskacında özgürleşmeye çalışan karakterlerinin aynılığını beyaz perdeye yansıtırken toplumda karşı karşıya kaldıkları ayrımcılığın da altını çizmekten geri durmaz. Kimlikler ve etnisite üzerinden uygulanan ayrımcılığın her türlüsüyle derinden bir derdi olan yönetmen Bulutları Beklerken filminde Rumlar’ın göçe zorlanışından Güneşe Yolculuk filminde Kürt halkına yönelik hayatın her alanında uygulanan ayrımcılığa kamerasını çevirirken son filmi Tereddüt’te kadına yönelik fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddete odaklanır.

Ustaoğlu bütün karakterlerine yaşam ve ölümün gelgitlerinde aynı mesafede yaklaşsa da toplumun bakışını da eleştirel bir biçimde sunarak içinde yaşadığımız toplumun tüm yanlışlarını bir sosyolojik gözlemler bütünü halinde tartışmaya açar.

Esmer olduğu için Türk olduğuna inanılmayan Tireli Mehmet ve Zorduç’a köyüne dönüp sevdiğine kavuşma hayalleri kuran Berzan’ın Kürt oluşunun ötesinde bir dostluk kuran ve sınırları, git gide hızlanan danslarıyla yıkıp geçen iki dostun hikayesinde Yeşim Ustaoğlu karakterleri arasındaki ayrımcılığı kaldırırken toplumun bakışı eşliğinde bu etnik ayrımı incelemeye devam eder. Bulutları Beklerken filminde Eleni, kendini uzun yıllar boyunca herkese Ayşe olarak tanıtır ve ait olmadığı bir kimlikte olmadığı birini yaşamaya zorlanır.

Sonuç olarak, Yeşim Ustaoğlu’nun kendine has sinemasını oluşturan etmenlerin, yönetmenin hayatı ve hayatı algılayış biçimiyle doğrudan ya da dolaylı olarak bağlantılı olduğu söylenebilir. Tekrar eden bu motifler yönetmenin son filmi Tereddüt’te daha da olgunlaşmış ve kendinden emin bir şekilde karşımıza çıkarken, modern şehir ve kırsal hayatın içerisinde kadının farklı koşullarda aynı hikayeyi yaşayışını Ustaoğlu’nun gözlemleriyle yeniden anlamlandırıyoruz. Yaşam ve ölüm arasında yaşanan tüm bu kargaşanın bazen dalgalı bazen durgun bir deniz, bazen küçük bir su birikintisi bazense şiddetli bir yağmur olarak resmedildiği tüm bu filmlerde böylesine savunmasız hissetmek, kendimizi ve seçimlerimizi beyaz perdede bütün çıplaklığıyla görmek sindirilmesi zor bir deneyim olsa da Yeşim Ustaoğlu’nun son filmi Tereddüt de dahil olmak üzere izleyicisine ufuk açan hikayeler sunması Türkiye sinemasında çok önemli bir noktada durduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Kaynakça

Arslan, Mizgîn Müjde, Yeşim Ustaoğlu, Agora Kitaplığı, 1. Basım, 2010

FelsefeLogos: Ayrımcılık, 2006

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi