Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Latin Amerika ülkelerindeki ulusal sinema örneklerine baktığımızda özellikle Brezilya ve Meksika sinemasının uluslararası festivallerde önemli başarılara imza atarak tüm dünyada ses getirdiğini görebiliriz. Yurtiçi ve yurtdışında büyük başarılar elde eden ve oldukça iyi eleştiriler alan Alejandro Gonzales Inarritu, Guillermo del Toro, Carlos Reygadas, Fernando Meirelles gibi Latin Amerikalı yönetmenler elde ettikleri bu başarılarla dünya çapında büyük yankı uyandıran filmlere imza atmıştır. Hatta Inarritu ve del Toro’nun dünya çapında elde ettiği başarılar onlara Hollywood’da İngilizce dilinde film yapma imkanı sağlamış ve her iki yönetmenin filmleri de Akademi Ödülü törenlerine damgasını vurmuştur. Eleştirmenlerin ve sinema çevrelerinin tüm konsantrasyonu bu iki ülke sineması üzerine yoğunlaşmışken, son on yılda dünya çapında yapılmış en etkileyici filmlere imza atan bir diğer Latin Amerika ülkesi göz ardı edilmiştir. Özellikle son on yılda birçok ekonomik ve politik kriz yaşamış olmasına rağmen yaratıcı film yapımı anlamında zengin çeşitliliğe sahip olan bu Latin Amerika ülkesi Arjantin’dir.

Arjantin sinema tarihine baktığımızda ülkede yedinci sanata verilen değerin daima yüksek olduğunu söyleyebiliriz. 20. yüzyılın ilk yarısından itibaren gelişmeye başlayan yerel sinema, Hollywood filmlerinin dağıtım kanallarındaki tekelci hakimiyeti sebebiyle sekteye uğrasa da Peron döneminde yükselişe geçmeye başlayan politik sinema Dünya sinema tarihine bir sinema teorisi bile hediye etmiştir. Kayıtlara ‘üçüncü sinema’ olarak geçen bu teori Fernando Solanas ve Octavio Gettino’nun birlikte kaleme aldığı anti-emperyalist, devrimci ve militan bir manifesto ile tüm dünyaya duyurulurken sinemanın politik işlevi devreye sokulmuş ve toplumsal bir sinema tezi ortaya atılmıştır. Ülkemizdeki toplumsal gerçekçi sinema ile benzerlikler taşıdığını söyleyebileceğimiz üçüncü sinema filmleri 1976 yılında Arjantin’de yaşanacak askeri darbeye kadar etkili olmuştur. Hem politik hem de kültürel anlamda Türkiye ile büyük benzerlikler taşıyan Arjantin sinemasının gelişimi, 1976-1983 yılları arasındaki askeri cunta döneminde baskı altına alınarak ciddi manada sekteye uğratılmıştır. Bu dönemde yoğun bir sansürle karşılaşan sinemacılar ve film yapımcıları yalnızca askeri otoriteler tarafından onaylanan ve toplumsal kaygı gütmeyen konularda eserler verebilmiştir. 1983 yılında askeri cunta döneminin sona ermesiyle birlikte Arjantin sinemasının kendini toparlaması tam on yıl sürmüştür. Cunta döneminin ardından gelen ve Arjantin sineması için bir tür Rönesans olarak nitelendirebileceğimiz bu on yıllık süreçte birçok sinemacının cunta döneminde bastırmak ve ‘ehlileştirmek’ zorunda kaldığı artistik yaratıcılıkları suyun yüzüne çıkmayı başarabilmiştir. Özellikle cunta döneminde yaşanan tüm baskıları tartışmaya açarak özgürce ele almaya başlayan Arjantin sineması, Luis Puenzo’nun 1985 yılında çektiği La Historia Oficial (Resmi Tarih) filminin Akademi Ödülleri’nde En İyi Yabancı Film Oscar’ı kazanmasıyla birlikte tüm dünyada prestij kazanmaya başlamıştır.

1990’lı yılların başında belini tam manasıyla doğrultmayı başaran Arjantin sineması için artık yeni bir çağın başlangıcıdır. Martin Retjman’ın çekimlerini yalnızca bir hafta sonunda gerçekleştirdiği filmi Rapado (1993) ile temelleri atılan ‘Yeni Arjantin Sineması’; Arjantin sinemasının son 20 yıllık zaman dilimine hakim olan folklorik ve geleneksel kültürün, diktatörlük döneminin sömürüye dönüşecek biçimde kullanılmasının ve romantizme varacak denli bir iyimserliğin hakimiyetini yıkarak minimalist hikayelerin ve ifadesiz oyunculukların ön plana çıktığı bir döneme sahne olmaya başlar. Bir anlamda toplumdan bireye doğru bir kayış olarak nitelendirebileceğimiz bu yeni dönem, siyasi sinemanın tahakkümünü yıkarak politik anlamda mesafeli filmlerin ve auteur sinemasının doğuşunu ilan eder. Özellikle burjuva yaşantısını metaforlarla peliküle aktarmayı tercih eden Yeni Arjantin Sineması yönetmenleri; zamanla oluşmaya başlayan benzer temalar ve meseleler etrafında birleşerek bugüne damgasını vuran bir sinemanın doğuşuna ön ayak olmuştur. Birbirlerinden bağımsız olmalarına rağmen güncel meseleleri konu edinerek geçmişe ya da belirli ideolojilere takılı kalmaktan kendilerini kurtaran ve 2001 ekonomik kriziyle çöküş yaşayan Arjantin ekonomisinden ilham alarak toplumsal bilinç yaratmaya çabalayan Yeni Arjantin Sineması’nın genç nesil sinemacıları tüm zor koşullara rağmen film yapmaya devam ettiler. Kitlesel işsizlik, ülke nüfusunun üçte birinin yoksullukla cebelleşmesi, milyonlarca kazanç kaybı gibi ekonomik sorunlar Yeni Arjantin Sineması yönetmenlerinin film yapması için bir tür katalizör işlevi gördü. Bu süre boyunca, Pablo Trapero, Lucrecia Martel, Daniel Burman ve Lucia Puenzo (aynı zamanda Luis Puenzo’nun kızı) gibi üretken yönetmenler son yıllarda yaşanan ekonomik ve sosyal olaylardan ilham alarak ürettikleri filmlerini uluslararası film festivallerinde yarıştırarak birbirinden değerli ödüller kazandı ve Arjantin sinemasının haritadaki yerini sağlamlaştırdı.

Ortak yönlerinden çok farklılıklarıyla dikkatleri çeken bu yönetmenler bugün Yeni Arjantin Sineması adını verdiğimiz bir sinemanın sesini tüm dünyada duyurmayı başaran yönetmenler. Bu yönetmenler, Arjantin’in farklı bölgelerinden gelen, filmlerini farklı sosyal çevrelerde inşa eden ve farklı temaları inceleyen kişiler olmalarına rağmen onları birbirlerine bağlayan şey, Arjantin’in yakın geçmişinde yaşanan sosyal, ekonomik ve politik tarihin her birinin üzerinde bıraktığı iz. Çünkü Arjantin’de toplum ve sinema birbirlerine ayrılmaz bir biçimde bağlıdır ve saymış olduğum tüm bu yönetmenler topluma ayna tutmaktadır. Ne diyelim, darısı başımıza…

Artık, bir sonraki sayfada birbirinden değerli Yeni Arjantin Sineması örneklerini göreceğiniz filmlere doğru nefes kesici bir yolculuğa çıkmaya hazırsınız. Adios Amigos!

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi