İnsanoğlunun sahip olduğu en güzel şey olan hayat, rastlantısallığından ötürü tuhaf bir yapıdadır. Bazen bütün bir ömür boyunca beklenilen şey yanınızdan geçip gider ve siz onu farketmezsiniz, bazen de hiç ummadığınız bir yer ve zamanda öyle bir şey çıkar ki karşınıza hayatınızın gidişat yönü köklü bir değişikliğe uğrar. Birilerinin küçük bir hareketi, başka birinin hayatında büyük değişimlere yol açabilir. Kesişen yollar ve birbirini etkileyen olaylar son yıllarda sinemada da daha sık karşımıza çıkmakta. Fatih Akın’ın 2007 yılında çektiği Yaşamın Kıyısında filmi de işte bu kesişen ve birbirini teğet geçen hayatların anlatıldığı bir film.

Almanya’ya göç eden ilk kuşaktan olan Ali, Almanya’da bir üniversitede profesörlük yapan oğlu Nejat ile birlikte yaşamaktadır. Hayat kadını olan Yeter’e aşık olan Ali, kadını evine alır ve beraber yaşamaya başlarlar. Sarhoş olduğu bir gün Ali istemeden Yeter’i öldürür ve hapse girer. Nejat, bu durumdan yoğun bir rahatsızlık hisseder ve bir şeyler yapma gereksinimi duyarak, İstanbul’a Yeter’in her şeyden habersiz kızını bulmaya gider. Yeter’in kızı Ayten, Türkiye’de yasa dışı sol bir örgüte üyedir ve karıştığı olaylar sonucunda aranmaktadır. Mensubu olduğu örgütün yardımıyla sahte kimlikle Almanya’ya kaçan Ayten, burada örgüt mensuplarıyla ters düşer ve yabancı bir ülkede tek başına kalır. Tesadüf eseri tanıştığı Charlotte, Ayten’i içinde bulunduğu durumdan kurtarmak için elinden gelen her şeyi yapar. Aralarında bir yakınlaşma da başlayan bu iki kadın, Ayten’in Almanya’ya iltica etmesi için ellerinden gelen her şeyi yaparlar fakat Alman hükümeti buna izin vermez. Ayten, Türkiye’de bir hapishaneye gönderilir, Charlotte de peşinden gelir. Nejat, evinde fazla olan bir odayı kim olduğunu bilmeden bu Alman kıza kiralar. Charlotte, elinden geldiğince yardım etmeye çalıştığı Ayten’in bir isteğini yerine getirirken talihsiz bir şekilde öldürülür. Charlotte’in annesi kızının son günlerini geçirdiği yerleri görmek ve onun yarım bıraktığı işi tamamlamak için İstanbul’a gelir. Kızının Ayten ile ilgilenmesine, yakınlaşmasına başta karşı olan bu kadın elinden gelen her yardımı Ayten’e sunar. Charlotte’in Nejat’la yaptıkları konuşmalar ise ikisi içinde önemli sonuçlar doğuracaktır geleceğe dair.

Yaşamın Kıyısında - Filmloverss 2

Fatih Akın filmografisine baktığımız zaman biraz daha farklı bir noktada durmakta Yaşamın Kıyısında. Filmin ismi işlediği konuya çok uygun. Hayatı ıskalayanların, doğru noktaya ulaşmak üzereyken kaybedenlerin hikayesi biraz bu. Filmlerinde kendi tarzını oluşturmayı başarmış ender yönetmenlerden olan Akın, bu filmde maalesef o çizgisinden uzaklaşmış. Filmlerinde işlemek istediği dertleri, güzelce yedirip seyirciyi içine almayı başaran ve vermek istediğini karşıya geçirebilen Akın bu filminde bazı şeyleri biraz zorlamış. Önceki filmlerinde yaratmış olduğu karakterler filmlerin en önemli dinamiği iken bu filmde karakterler ve yaşadıkları olaylar havada kalmış. Farklı bir şeyler denemek istemiş fakat olamamış. Aşk, ölüm ve şeytan üçlemesinden aşkı temsil eden Gegen die Wand ile çıtayı çok yukarıya koymuş olan yönetmen ölümü ele aldığı Yaşamın Kıyısında ile vites küçültmüş gibi gözüküyor. Şeytan’ın nasıl olacağı ise merak konusu.

Paralel kurgular, kesişen hikayeler başarılabildiği zaman tadından yenmeyecek lezzette işler çıkartabiliyor karşımıza. Fakat bu film için bunu söyleyemiyoruz. Olayların bu kadar tesadüfi ilerlemesi inandırıcılığı kaybettiriyor. Filmin temel bir derdinin olmaması ve ‘şu sıkıntıdan da bahsedeyim, bu problemi de gösteriyim’ havası belki de en büyük hatası. 1 Mayıs’ta olay çıkartan tipler, 78 Maraş olayları, Kürt çocuklarının yaşadığı zorluklar, Türk hukuk sisteminin aksaklıkları gibi daha bir çok nokta sırf bulunsun diye yerleştirilmiş filme. 60.Cannes Film Festivali’nde En İyi Senaryo ödülü alan film, kanımca ödülü senaryo kurgusundan ziyade hikayesinden dolayı kazanmış.

Fatih Akın filmlerinin tamamında görmeye alışık olduğumuz çoğu şey Yaşamın Kıyısında da göze çarpıyor. Oyuncu yönetimi konusunda aşmış bir yönetmen olduğunu Gegen die Wand ile zaten kanıtlamıştı Akın. Yaşamın Kıyısında’da Nurgül Yeşilçay dışında harika oyunculuklarla başarı seviyesini biraz daha yukarıya çekmiş. Karadenizli Alamancı Ali rolünde Tuncel Kurtiz, hayat kadını Yeter rolünde Nursel Köse ve Charlotte’in annesi Hanna Schygulla’nın performansları göz kamaştırıcıydı. Beklentinin bu denli yüksek olduğu bir filmde Nurgül Yeşilçay’ın oyunculuğu ise beni oldukça şaşırttı. Rolünün içine neredeyse hiç girememiş, özellikle Charlotte’in annesi ile hapishanedeki görüşmesinde yoldan geçen biri bile daha iyi bir performans sergileyebilirmiş. Yan rollerde Akın’ın abisi Cem Akın ve Güven Kıraç yine kendilerini gösteriyorlar. Akın’ın her zaman önem gösterdiği ve benim de takdir ettiğim bir özellik de ses kullanımı. Şehrin ve mekanların seslerini çok güzel yediriyor filmlerine. Soundtrack konusunda ise her zaman özgün bir çizgisi olan Fatih Akın, yine güzel nokta atışları yapıyor ve önceki filmlerinde Sezen Aksu ile yaşattığı hisleri bu sefer Kazım Koyuncu ile yaşatıyor seyirciye.

Fatih Akın’ın auteur kimliğinin dışında bir film Yaşamın Kıyısında. Çevresinde yaşanan sıkıntıları, gözlemlerine dayanarak perdeye aktarma konusunda bu güne kadar sıkıntı yaşamayan Akın, bilmediği konularda biraz fazla derinlerde yüzmeye çalışmış fakat önceki filmlerindeki başarıyı yakalamış. Neyse ki sonraki filmi Soul Kitchen’da tekrar kendi sularına geri dönüyor ve sadık seyircilerini tekrar memnun ediyor. 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi