1990’da Kuzey İran’da gerçekleşen büyük ve yıkıcı depremin kalıntıları arasında yolculuğa çıkan bir baba-oğulun arayışını anlatan Ve Yaşam Sürüyor – Zendegi va digar hich, adıyla müsemma bir hikaye anlatır izleyicisine. Kiyarüstemi’nin abartısız, saf sinema anlayışının en iyi örneklerinden biri olmasının yanı sıra, odaklandığı noktalarla da umut verici bir atmosfere sahiptir. Ülkenin bir bölümünü yıkan bir depremin ardından çıkılan bu yolculukta iki çocuğu arar Puya ve babası. Öncelikle doğru yolu bulmalılardır, ardından doğru insanları. İnsanların anlattıklarıyla depremin yarattığı yıkımı görmeye çalışırlar. Filmin senaryosunun en dikkat çekici noktası insanların bu anlatılarında saklıdır. Teslimiyet ve kadercilik söylemleri arasında, hayatın anlamı ve değeri üzerine atıflarda bulunulur. Puya’nın İbrahim’in hikayesinden ölüm üzerine çıkarımlar yaptığı küçük monoloğu ile depremin ertesi günü düğün yapan çiftin hayata bağlılığı yıkık kil tuğlalar arasında hayatın devam ettiğini gösterir. Dünya Kupası maçları, yıkıntılar arasında kalmış bu insanların heyecanlarını ayakta tutmalarını sağlar. Temel ihtiyaçlarını iki saatliğine bir kenara bırakıp maç için anten kurarlar çadır kampına. Ne de olsa Dünya Kupası dört yılda bir oluyordur, depremse kırk yılda bir…

Abbas Kiyarüstemi’nin Köker Üçlemesi’nin ikinci filmi olan Ve Yaşam Sürüyor – Zendegi va digar hich, yaşamın gücünü arkasına alarak gerçek ile kurmaca arasında yeni bir bağ kurmasıyla bilinir. Köker Üçlemesi bu anlamda sinema tarihinde de önemli bir yere sahiptir. Kiyarüstemi, her ne kadar Köker Üçlemesi olarak bahsedilen filmlerin; Khane-ye doust kodjast? – Arkadaşımın Evi Nerede?, Zendegi va digar hich – Ve Yaşam Sürüyor ve Zire darakhatan zeyton – Zeytin Ağaçlarının Altında arasında bir bağlantı olmadığı konusunda direttiyse de, gerçeklik ile kurmaca arasında kurduğu ince bağın detaylarını pek çok açıdan bu filmlerde görürüz. Onun deneysel çalışmasını daha da önemli kılar bu filmlerin birbiriyle olan bağı. Ve Yaşam Sürüyor, bu üç film arasında gerçek bir köprü görevi üstlenir ve hikayenin kurmacadan gerçeğe geçiş yaparken daha da özelleşmesini ve kendi içinde anlamlanmasını sağlar. Bir belgeselde görmeyi bekleyeceğimiz yaklaşımlar yaparak olayların etkisini olabilecek en etkileyici şekilde aktarmak ister. Ardından gerek senaryoya yapılan müdahalelerle, gerekse çekim teknikleriyle algımızı yönetir. Kiyarüstemi’nin bunu gerçeklik anlayışından kopmadan yapması, film içinde yumuşak geçişlerle mümkün olur. Bazen Puya, bazen de yönetmen babası ön plana çıkar bu algıyı yönlendirmek için. Bir çocuğun hayal gücü ve geleceğe dair bakış açısıyla, babasının fazlasıyla doğrucu anlayışının farklılıklarını net bir biçimde görürüz bu yönlendirmeler sırasında.

Filmin karakterleri yazılmaya gerek duyulmayacak kadar gerçek ve doğaldır. Kiyarüstemi’nin yerel halkla çalışması, amacına ulaşması yolunda ona büyük avantajlar sağlamıştır kuşkusuz. Çaresizliği ve acıyı aktarabildiği kadar, umudu ve heyecanı da aynı etkiyle anlatma fırsatı bulabilmiştir böylece. Karakterlerine ve senaryosuna yön vermek için Puya ve yönetmenin kullanıldığını söylemek mümkün olur. Yönetmen karakterini çok iyi yazılmış bir gözlemci olarak kullanan Kiyarüstemi, yönetmenin sorularıyla birlikte şekillendirdiği olay örgüsünü karakterini dışarıda tutmayı başararak ilerletir. Böylece akışın doğallığını aktarmak da güçlük çekmez, bütün acılara ve umutlara dile gelmeleri için fırsat verir. Bunu doğrudan insanların kelimelerini kullanarak yapması, diyalogların gerçekçiliğini güçlendirmekle birlikte, kurmaca ile gerçekçiliğin iç içe geçmesine de en önemli katkıyı sağlar. Puya’nın saflığı ve iyi niyetli yaklaşımları, yönetmen babası için de önemli kırılma noktaları yaratır. Birbirlerini her açıdan etkileyen bu baba-oğul ikilisinin filmin merkezinde olması Kiyarüstemi’nin ortaya koymak istediği duygu yükünün aktarımı için biçilmiş kaftandır.

Senaryosunun abartısız ve olağan hali, Ve Yaşam Sürüyor’un etkileyiciliğini daha da artırır. Yol boyunca ortaya çıkan sıkıntıları, sıcağı, susuzluğu ve tozu hissetmek tam anlamıyla mümkün olur. Açılış sahnesiyle, final sahnesi arasındaki tutarlılıkla; net cevaplar verilmeyen sorularıyla ve Kiyarüstemi’nin olay örgüsüne bağlamak istediği ucu açık finaliyle bitmez bir hikaye anlatılır. İnsanların kayıpları, üzüntüleri ve acıları bitmediği gibi, ne yaşanırsa yaşansın hayatlarına verdikleri kıymetin de bitmeyeceğini ve umutlarının azalmayacağı gösterilmek istenir.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi