Trakya Üniversitesi Radyo Televizyon Yayıncılığı mezunu Onur Aydın’ın senaryosunu yazıp yönettiği Yağmur: Kıyamet Çiçeği, hassas konular üzerinden yanlış stratejilerle ilerleyip seyirciyi ağlatarak prim yapmaya çalışan bir film. 

Siyasi bildiri dağıttığı için tutuklanan Kazım, aldığı uzaklaştırma cezasının ardından okulla olan ilişkisini tamamen bitirir. İstanbul’da can güvenliği tehlikede olduğundan ailesinin yanına, Hopa’ya dönen ve hayatını müzik yaparak sürdürmek isteyen Kazım, çocukluk aşkı Seher’le karşılaştığında eski günlerini ve anılarını hatırlayacaktır. Filmin diğer bölümünü oluşturan hikayede ise profesyonel futbolculuk yapan Şenol’un, ilk cinsel deneyimini yaşadığı Elena’ya aşık oluşunu ve bu durumun yansımalarını görürüz.

Kazım Koyuncu’nun hayatının belli bir bölümünü anlatmaya çalışan film, ünlü sanatçının isminden faydalanmak dışında ortaya elle tutulur hiçbir şey koyamamış. Bir sinema filminden ziyade daha çok televizyon dizisi izliyormuşsunuz hissi uyandıran Yağmur: Kıyamet Çiçeği, ilk dakikalarında iyi bir şey geliyor hissi uyandırsa da ilerleyen dakikalarda saptığı yanlış yönlerle maalesef sınıfta kalıyor. Engin Hepileri fiziksel anlamda benzerliği yakalamış olsa da daha iyi bir performans ortaya koyabilir miydi? Bence evet. Çernobil faciası ile bir şeylere dikkat çekilmek istense de, hem o sahnelerdeki yaratım amatörlüğü, hem de finalde ışık içinde kaybolan Kazım figürü bari bunları yapmasaydınız dedirtiyor. Filmin diğer hikayesinde ise yaşanan yoğun aşk, sinemamızın yıllardır alışık olduğu ve özellikle Karadeniz’de geçen filmlerde daha da sık karşılaştığımız hayat kadınına aşık olan adam klişesinde, yenilikten ve farklılıktan uzak yapısıyla herhangi bir sempati uyandıramıyor. Seyirciyi ağlatalım diye yaratılan aşırı dramatizasyon muhtemelen amacına ulaşır fakat sinefiller için aynı şeyi söylememiz pek de mümkün değil. Karadeniz’in güzel doğasını ve şehrin ortak bir tutku uğrunda nasıl kenetlendiğini  güzel yansıtan film, küçük oyuncularının sevimliliği ve Kazım Koyuncu’nun eşsiz şarkılarına rağmen bir olmamışlık hissi uyandırıyor insanın üstünde.

Ülkemizin en saygı duyulası sanatçılarından ve biyografik filmini yapmanın boynumuzun borcu olduğu Kazım Koyuncu’nun filmi maalesef ki Yağmur: Kıyamet Çiçeği değil. Ünlü sanatçının ismi üzerinden seyirci toplama garantili ve özellikle Trabzonspor taraftarı için hoş da olan film, sinematik anlamda pek bir şey vermeyerek sınırlı bir zümreye hitap ediyor.

Trakya Üniversitesi Radyo Televizyon Yayıncılığı mezunu Onur Aydın’ın senaryosunu yazıp yönettiği Yağmur: Kıyamet Çiçeği, hassas konular üzerinden yanlış stratejilerle ilerleyip seyirciyi ağlatarak prim yapmaya çalışan bir film.  Siyasi bildiri dağıttığı için tutuklanan Kazım, aldığı uzaklaştırma cezasının ardından okulla olan ilişkisini tamamen bitirir. İstanbul’da can güvenliği tehlikede olduğundan ailesinin yanına, Hopa’ya dönen ve hayatını müzik yaparak sürdürmek isteyen Kazım, çocukluk aşkı Seher’le karşılaştığında eski günlerini ve anılarını hatırlayacaktır. Filmin diğer bölümünü oluşturan hikayede ise profesyonel futbolculuk yapan Şenol’un, ilk cinsel deneyimini yaşadığı Elena’ya aşık oluşunu ve bu durumun yansımalarını görürüz. Kazım Koyuncu’nun hayatının belli bir bölümünü anlatmaya çalışan film, ünlü sanatçının isminden faydalanmak dışında ortaya elle tutulur hiçbir şey koyamamış. Bir sinema filminden ziyade daha çok televizyon dizisi izliyormuşsunuz hissi uyandıran Yağmur: Kıyamet Çiçeği, ilk dakikalarında iyi bir şey geliyor hissi uyandırsa da ilerleyen dakikalarda saptığı yanlış yönlerle maalesef sınıfta kalıyor. Engin Hepileri fiziksel anlamda benzerliği yakalamış olsa da daha iyi bir performans ortaya koyabilir miydi? Bence evet. Çernobil faciası ile bir şeylere dikkat çekilmek istense de, hem o sahnelerdeki yaratım amatörlüğü, hem de finalde ışık içinde kaybolan Kazım figürü bari bunları yapmasaydınız dedirtiyor. Filmin diğer hikayesinde ise yaşanan yoğun aşk, sinemamızın yıllardır alışık olduğu ve özellikle Karadeniz’de geçen filmlerde daha da sık karşılaştığımız hayat kadınına aşık olan adam klişesinde, yenilikten ve farklılıktan uzak yapısıyla herhangi bir sempati uyandıramıyor. Seyirciyi ağlatalım diye yaratılan aşırı dramatizasyon muhtemelen amacına ulaşır fakat sinefiller için aynı şeyi söylememiz pek de mümkün değil. Karadeniz’in güzel doğasını ve şehrin ortak bir tutku uğrunda nasıl kenetlendiğini  güzel yansıtan film, küçük oyuncularının sevimliliği ve Kazım Koyuncu’nun eşsiz şarkılarına rağmen bir olmamışlık hissi uyandırıyor insanın üstünde. Ülkemizin en saygı duyulası sanatçılarından ve biyografik filmini yapmanın boynumuzun borcu olduğu Kazım Koyuncu’nun filmi maalesef ki Yağmur: Kıyamet Çiçeği değil. Ünlü sanatçının ismi üzerinden seyirci toplama garantili ve özellikle Trabzonspor taraftarı için hoş da olan film, sinematik anlamda pek bir şey vermeyerek sınırlı bir zümreye hitap ediyor.

Yazar Puanı

Puan - 52%

52%

Ülkemizin en saygı duyulası sanatçılarından ve biyografik filmini yapmanın boynumuzun borcu olduğu Kazım Koyuncu’nun filmi maalesef ki Yağmur: Kıyamet Çiçeği değil. Ünlü sanatçının ismi üzerinden seyirci toplama garantili ve özellikle Trabzonspor taraftarı için hoş da olan film, sinematik anlamda pek bir şey vermeyerek sınırlı bir zümreye hitap ediyor.

Kullanıcı Puanları: 2.86 ( 5 votes)
52
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi