Sevdiğim, benim için anlam ifade eden birçok film var. İzlerken kendi dünyamı unuttuğum ve içinde olmak istediğim filmler. Ya o filmlerde ben de olsaydım ne olurdu? Siz de kendiniz için bunu muhakkak düşünmüşsünüzdür ama ben filmlerde olsaydım karşılaşacağımız durumlar aşağıdaki gibi olurdu:

Esaretin Bedeli (Shawshank Redemption) filminde olsaydım;

Cezaevinin dışında bir çatı onarımında görev alan Andy, çalışma sırasında başgardiyana çözemediği bir iş için yardımcı olur. Bunun karşılığında Andy’nin bir isteğini yerine getirmeye hazır olan başgardiyanın karşısında o an Andy’nin yerinde ben olsaydım;

-Sadece arkadaşlarım için meyve suyu istiyorum

-Meyve suyu mu?

-Evet, bira falan dokunuyor bana, midem rahatsız oluyor. Hem içmeyin siz de. Ne o öyle, alkol tüketmeden yaşayamıyor musunuz?

Kaybedenler Kulübü filminde olsaydım;

Radyoyu arayan izleyicilere Kaan cevap verirken karşısında Mete değil de ben olsaydım;

-İyi geceler Sayın Dinleyen, sizinle yatmış mıydık?

-Pişşşt ne diyorsun Kaan?

-Ne oldu?

-Abi deme öyle, ayıp. Bizi arayan insana öyle denir mi? Kapatacak şimdi telefonu suratına. Alo, alooo, orada mısınız? Kusura bakmayın kardeş, Kaan bugün pek iyi değil de, saçmalıyor.

Baba (The Godfather) filmlerinde olsaydım;

Bu sahne için hatırlatma yapmayacağım, klasik bir sahne. Önce Don Vito Corleone’nin, sonra da Michael Corleone’nin unutulmaz repliği sırasında, Michael’in karşısında ben olsaydım;

-Sana reddedemeyeceğin bir teklif yapacağım.

Valla mı hacı? Ne ki acaba? Parada pulda gözüm yok, Baba Hakkı ölmeden bir tanıştırsan bizi ne güzel olur biliyor musun?

The Matrix filminde olsaydım;

Morpheus beni seçilmiş kişi zannedip karşısına oturtsa ve o meşhur cümleyi bana kursa ben ne yapardım;

-Mavi hapı alırsan bu hikaye sona erer, yatağında uyanırsın ve istediğin her neyse ona inanırsın. Kırmızı hapı alırsan harikalar diyarında kalırsın. Ben de sana tavşan deliğinin gittiği yerleri gösteririm. Unutma, sana vaat ettiğim tek şey gerçek, fazlası değil.

-İyi diyorsun da Morfi ben ilaç kullanmıyorum. En son lisede faranjit olduğumda zorla içirdiler. Prensip olarak ilaç kullanmaya karşıyım. Başka bir yolu yok mu bu işin?

V (V for Vendetta) filminde olsaydım;

V inceden inceye sistem eleştirini yaparken ağzım açık onu dinlerdim. Sonrasında ‘işte bu’ dediğimiz cümleyi kurar, ancak o sırada karşısında ben olsam sonuç dehşet verici olurdu;

-Dans edemediğim devrim, devrim değildir.

-Dans pek bilmem. Düğünlerde gördüğüm kadar dans edebilirim. Onda da kalabalıkta kötü dans ettiğim belli olmaz. Yalnız dans derken oyunları da kastediyorsan eğer ve damat halayı çekmeye niyetin varsa orada dur. Hiçbir zaman doğru oynayamadım zaten, başıma iş çıkarma.

Rain Man (Yağmur Adam) filminde olsaydım;

Raymond bir ara 365 koyun olduğunu söyler. Buna karşılık Charlie’nin olayı anlamaya çalıştığı sırada orada ben olsaydım;

-365 koyun var

-Nasıl saydın?

-Ayaklarını saydım, dörde böldüm.

-Oğlum bak git!! Git. Oğlum bak!

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi