Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Sinema tarihine pek çok önemli film bırakan Woody Allen, sinemasında kendine has üslubu, diyalogları ve referanslarıyla işlediği kadın-erkek ilişkilerini, nevrotik karakterlerini ve büyüleyici bir yorumla beyazperdeye aktardığı şehirleri izleyicinin karşısına özgün hikayelerle sunuyor. İncelikle kullandığı mizahi dili, yönetmenin zekası ve bu özgün hikâyeleriyle de bir araya gelince Woody Allen’ın aşina olduğumuz o biraz deli dolu, biraz ayakları yere basan tarzını oluşturuyor. Filmlerinin insanlar tarafından komedi olarak görüldüğünü ve filmlerinin dramatik tarafının hafife alındığını söyleyen Allen’ın “bence insanlar, gülmedikleri zaman filmdeki bazı şeyleri kaçırdıklarını düşünüyorlar.” diye tanımladığı filmografisinde özellikle ilişkilere ve aşka dair farklı bakış açılarıyla karşılaşmamız ise çok olası!

Vazgeçemediği New York’u hikayesinin baş kahramanı yaptığı Manhattan’dan Avrupa sınırlarına taşıdığı kadrajını, zamanın belirsizliğinde kaybolan bir aşkın anlatıldığı Midnight in Paris’e Woody Allen filmlerinden çıkarılacak 10 aşk dersini sıraladık.

Woody Allen Filmlerinden Çıkarılacak 10 Aşk Dersi!

‘Bazen Aşk Deli Eder’

Bananas – 1971

bananas-filmloverss

Bananas, sevgilisinin peşinden Latin Amerika’ya, neresi olduğu bilinmeyen bir ülkeye giden bir adamın başından geçen komik olayları anlatan bir Woody Allen yapımı! Ama bu gidiş sadece bir sevgilinin peşinden gitmekle sınırla kalmaz; sadecee bir kadını etkilemek için bir ton yol tepen Fielding Mellish bir anda kendisini devrimin baş adamı olarak bulur. Mellish, yeni tüketiciye sunulan ürünlerin denekliğini yapan; oldukça yüzeysel ve apolitik biridir. Politikayla son derece yakından ilgilenen eylemci Nancy ile tanışır ve kısa süreli bir aşk yaşarlar. Bu esnada Latin Amerika’da yaşanan diktatör rejimi, eylemcileri ayağa kaldırır. Nancy de bunlardan birisidir ve beraber olduğu erkeğin de lider ruhlu ve politikayla ilgili olmasını ister. Bu yüzden ilişkilerini bitiren Nancy, Mellish’in dünyasını alt üst eder. Allen’ın politik komedi türünü denediği bu üçüncü sinema filminde, mizahın yanı sıra güçlü bir medya eleştirisi de sunuyor.

‘Bazen Aşk Tıpkı Filmler Gibi…’

Play It Again, Sam – 1972

play-it-sam-filmloverss

Woody Allen’ın aynı adlı tiyatro oyunundan uyarlanan Play It Again, Sam; klasik bir Allen sineması gibi ince ayrıntılarla bezeli muazzam bir film. Play It Again Sam, ismini sinema tarihinin efsane yapımlarından biri olan Casablanca’dan alır. Filmde Ilsa’nın Cafe Americain’e girip Sam’e söylediği “Play it once, Sam, for old times” repliği, ‘Play it again, Sam’ olarak akıllarda kalmış ve Allen’ın kaleme aldığı oyunun da adı olmuştur. Hollywood’un altın çağına dair yapılan göndermeler ve diyaloglarıyla her Allen filmi gibi bizi mest etmeyi başaran film; karısı tarafından terk edilen eleştirmen Allan’ı konu alıyor. Allen’ın alışılmış karakterlerinden biri olan Allan Felix, karısı tarafından terk edilmiştir ve bunalımdadır; en yakın arkadaşları ise Felix’i bunalımdan kurtarmak için onu sürekli yeni kadınlarla tanıştırırlar. Ancak tüm bu tanıştırmalara rağmen sonunda yine hayali arkadaşı Humphrey Bogart’la yalnız kalan nevrotik bir adam olan sinema tutkunu Felix, hikayenin sonunda kendisi gibi sinemaya aşık olan üst kat komşusuyla tanışmasıyla hayatının mutlu sonuna ulaşır.

‘Bazen Aşk Ölümden Daha Güçlüdür’

Love and Death – 1975

love-and-death-filmloverss

Napolyon, Çarlık Rusya’sını işgal etmek isterken, Boris Grushenko adlı korkak bir Rus ülkesini korumaya ve ülkesi için savaşmaya zorlanır. Fransız ordusu, sayıca çok daha fazla ve daha güçlü olduğu için Rusya savaşı kaybeder; Napolyon artık Moskova’ya ulaşmıştır. Boris, savaşmanın bile saçma olduğunu düşünürken, yeni evlendiği genç karısı tek çarelerinin Napolyon’u öldürmek olduğunu söyler. Tarihi bir hikayi kendine has bir üslupla anlatan Woody Allen’ın aşk ve ölüm üzerine yarattığı Love and Death filminde baş karakter yine Allen tarafından canlandırılan hayatın içerisinde erimeye yüz tutmuş ama bunun karşıtının gerçekleşmesi için elinden gelen her şeyi yapan biridir. Ana karakterimiz sevgi ile ölümü birbirine karıştırmıştır çünkü her ikisi için de bir son olacağını bildiği için ikisi için de aynı rotada bir yol belirlemiştir.

‘Bazen Aşk Acı Tatlıdır!’

Annie Hall – 1977

annie-hall-filmloverss

Woody Allen filmleri düşünüldüğünde ilk akla gelen, hatta Allen’ın baş yapıtı olarak nitelendirilen Annie Hall; kadın erkek ilişkilerine yönelik zekice tasarlanmış diyaloglarıyla da hafızalarımızda yer eder. Alvy Manhattan’ın en yetenekli komedyenidir, ancak iş romantizme geldiğinde komedideki başarısına ulaşamaz. Bir gece kulübünde şarkıcı olan Annie Hall’a aşık olan Alvy, kendine olan güvensizliği yüzünden Annie’yi çok geçmeden kaybedecektir. Çünkü Alvy’nin bu güvensizliği onların ilişkisini sabote edecek ve Annie de daha iyi bir hayat için Alvy’den uzaklaşacaktır. Tüm şanssızlıklarına ve etrafını saran kötülüklere rağmen, gerçek aşkından vazgeçmeyi aklından bile geçirmeyen Alvy, Annie ile yeniden bir arada olmaya yönelik olan inancını ise asla terk etmez.

‘çocukken de yanlış kadını seçerdim. sanırım benim sorunum bu. annem beni pamuk prensesi izlemeye götürdüğünde, herkes pamuk prensese, ben ise kötü kalpli kraliçeye aşık olmuştum.’

‘Bazen Aşk Şehirle Tanımlanır’

Manhattan – 1979

manhattan-filmloverss

Siyah beyaz Manhattan görüntüleri arasında, Woody Allen’ın sesiyle başlayan film; bizi Manhattan sokakları arasında gezdirirken, kararsız bir ses tarafından Manhattan’ın onun için ne anlam ifade ettiğini anlatışını dinleriz. Her konuda romantik düşünen bu adam, New York’a hayrandır. Hızına, trafiğine, insanlarına… ona göre bu şehir modern kültürün çöküşünü simgeler. Woody Allen, siyah beyaz olarak çektiği bu filmde; aslında Manhattan’ın güzelliğini renkten bağımsız olarak, şairene bir şekilde yansıtır. Şehirleri anlatmayı sevdiğini bildiğimiz Allen’ın belki de en güzel şehir güzellemelerinden biridir, Manhattan. Allen’ı oyuncu olarak da izlediğimiz filmde, Diane Keaton, Merly Streep, Mariel Hemingway, Michael Murphy gibi önemli isimlerle de karşılaşırız. Uzun diyaloglarla örülü senaryosuyla klasik bir Allen filmi olan Manhattan, 40’lı yaşlarında New York hakkında bir kitap yazmaya çalışan bir yazar olan Isaac’ın hikayesini anlatır.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi