Senaryosunu Jonathan Nolan’ın Lisa Joy ile birlikte kaleme aldığı HBO’nun yeni dizisi Westworld 1. sezon 1. bölüm “The Original” ile televizyon dünyasına hızlı bir giriş yaptı. Özgürlüğün tadına varan robotların sessiz ve derinden kalkıştığı devrim bir bakıma insanların kendi dünyasına ve birbirlerine olan uyumsuzluğunu gözler önüne seriyor. İnsanlık ise bu doyumsuzluğun ağırlığı altında ezilmekle cezalandırılıyor.

Michael Crichton’ın yazıp yönettiği 1973 yapımı aynı isimli filmden uyarlanan HBO’nun yeni dizisi Westworld, Jonathan Nolan’ın ellerinde yeniden hayat bularak televizyon dünyasındaki yerini yayınlanan ilk bölümü ile aldı. Uzunca bir süredir dizi sektörüne ağırlığını koyan HBO’nun yine ortalığı kasıp kavurmak için oldukça sıkı bir çalışma yürüttüğü gözlerden kaçmıyor. Öyle ki; dizi sektörüne oldukça iddialı bir yapımla ses getirdiklerinin bir göstergesi olarak Jonathan Nolan ve Lisa Joy’un kaleminden çıkan senaryoyu göstermek mümkün. Dahası Nolan ile birlikte dizinin yapımcılığını üstlenen J. J. Abrams’ın ilerleyeceği yolu önceden kestirememek bile yeterince heyecan veriyor.

***Bu yazı Westworld 1. sezon 1. bölüme dair keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

Westworld’ün konusu da elbette ki vahşi batı, antik çağ ve orta çağ temasını ayağınıza getiren Crichton imzalı filmin konusu ile paralel ilerliyor. Robotların hakimiyetindeki bir dünyanın pek çok dizi ve filmin temel taşı olduğu aşikar. İlginç olan tarafı ise bu robotların yaratılış amacının insanları, daha doğrusu zenginleri eğlendirmek olması. Kapitalizmin elini kolunu uzatmadığı neredeyse hiçbir alan yok iken, insanlığın hazzını doruklara çıkarmak adına istedikleri her şeyi yapabilecekleri bir ‘eğlence parkı’ yaratma fikri çok da uzak gelmiyor düşününce. Hal böyle olunca, geriye sadece insanların ‘gerçek yaşam’larında yapamadıklarını altın bir tepside sunan Westworld’ü inşa etmek kalıyor. Gerçeğinden ayırt edilemeyen bu vahşi batının ardında ileri teknoloji ve bunun bir getirisi olarak yapay zeka yer alıyor. Bu yapay dünyanın ise tek bir amacı var: Müşterilere sınırsız hizmet vermek; bu bir insanı öldürmek bile olsa. Ancak insanlığın kendi elleriyle yarattığı bu yapay zekanın, gün gelip kontrolü tamamen ele alabileceği ne parasıyla bu zevki yaşamak isteyenlerin ne de bu işin arkasındakilerin aklına gelmiyor. Hele ki bir nefes gibi enselerinde olacak ‘The Man in Black’i göz ardı etmişlerken. Westworld’ün oyuncu kadrosu da konusu ve dizinin arkasındaki isimler kadar dikkat çekiyor. Anthony Hopkins, Ed Harris, James Marsden, Jeffrey Wright ve Evan Rachel Wood gibi isimlerin yer aldığı Westworld, HBO ile bir hayli yükselttiği beklentileri ilk bölümüyle karşıladı diyebiliriz.

westworld-hopkins-wright-filmloverss

Jonathan Nolan imzalı Westworld orijinalinden belli noktalarda farklılık gösteriyor. 1973 yapımı filmde robotların kendi gerçekliklerinden oldukça uzak olduğu, güdülerini kullanabilmelerine izin veren bir dünyanın neredeyse mümkün olmadığını görüyoruz. Ancak HBO ile yeniden hayat bulan Westworld’de kendi gerçeklikleriyle iç içe olan, bir hastalık gibi yayılan sorunlar eşliğinde kendi yaratıcılarına bile başkaldırabilen robotlara tanık oluyoruz. Böyle düşününce, bir nevi robotların devrimi ile karşı karşıya kaldığımızı söyleyebiliriz ki asıl heyecan veren de Jonathan Nolan’ın yaratıcılığını ve senaryonun evrilebileceği noktaları düşünmek kanımca.

Westworld 1. Sezon 1. Bölüm: Dünyana Uyumlu Olmadığını Hiç Düşündün Mü?

Westworld’e tekdüze bir yaşam hakim, yapay zekalar için yazılan senaryolar belli. Yapabilecekleri tek değişiklik başladıkları noktaya varabilmek için izledikleri yolu değiştirmek. Her gece sıfırlanan hafızalara karşın yeni güne aynı umutla, aynı sanal gerçeklikle bakan gözleri takip ediyoruz. Ortak paydada buluştukları nokta ise özgürlükleri, hepimizin arzuladığı gibi. Westworld’ün kurucusu olarak karşımıza çıkan Dr. Robert Ford (Anthony Hopkins) varabilecekleri son durağa ulaşmayı hedefliyor. Bu sebeple son kozunu kullanarak hatıraları devreye sokmaya karar veriyor. Olayların arapsaçına dönmesi de böyle başlıyor zaten. Hatıralar işin içine girdikten sonra, kendi amaçları için kullandıkları robotların bakışları, el ve parmaklarını kullanışları bile değişiyor, gerçek bir insana dönüşüyorlar adeta. Daha da önemlisi artık hatırlamaya, yaşadıkları dünyanın ötesini düşünmeye ve harekete geçmeye başlıyorlar. Bu durum Ford ve Bernard (Jeffrey Wright)’ı içten içe memnun etse de, öngöremedikleri gerçekler ve diğer çalışanların baskısı altında bocalıyorlar. Bu eğlence parkının en eski robotu olan Dolores (Evan Rachel Wood) ise en zor görevi üstleniyor belki de. Annesi ve babasıyla her yeni güne umutla başlayan Dolores’in koşullar ne olursa olsun yolunun kesiştiği tek bir kişi var: Teddy (James Marsden). Westworld’ün karışmasında büyük bir etkisi olan the Man in Black (Ed Harris)’in de dediği gibi bu yapay dünyada bile bazıları çift olarak yaratılıyor. Dolores’in babası Peter’ın yerde bulduğu bir fotoğraf tüm bu yaşanacakların ateşini körüklüyor aslında. Gerçek dünyadan izler fark eden Peter, Dolores’i uyarmaya çalışırken kendini bir anda işlevine son verilen yüzlerce robotun arasında buluyor. Çünkü gerçekleri görmeye başlayan Peter’ın intikam ateşiyle yanıp tutuşması, Westworld’ü hayata geçirenlerin korkulu rüyası oluyor. Güncelledikleri robotların yaşadığı sorunlardan çok kendi elleriyle yarattıkları insan dışı varlıkların insanlığı alt edebilecek olması fikrinin ağırlığı altında eziliyorlar elbette. Westworld’ün amacının yalnızca zenginleri memnun etmek olmadığını ancak büyük resmin ne olduğunu bilememenin korkusu ise ucu bucağı olmayan bir yolculuk onlar için.

westworld-the-man-in-black-filmloverss

Sorulmaması gereken sorulara verilmemesi gereken cevaplar verilmeye başlandığında ödenecek bedeller kalıyor geriye. Binlerce hatanın bir ürünü olarak evrimleşen insanın yaptığı hataların belki de tüm insanlığın sonunu getirebilecek olması hem tuhaf bir heyecan yaratıyor hem de ateşle oynamanın o kadar kolay olmadığını gösteriyor vahşi batılılara. Doğal seleksiyonun bir oyunu olarak insanın kendini kandırması ise çocuk oyuncağı. Dünyadaki çirkinlikleri ya da güzellikleri görmek bireyin tercihine nasıl kalıyorsa; şiddetli zevklerin şiddetli sonuçları altında boğulmak da bir o kadar kaçınılmaz oluyor. İlk bölüm açısından muğlak kalan tek nokta kuşkusuz the Man in Black’in amaçları ve bu doğrultuda izlediği yol. Bu yolun Robert Ford ile kesişeceği su götürmez bir gerçek olsa da bu cezalandırmanın altında yatan gerçeklerin boyutu asıl merak uyandıran konu.

Jonathan Nolan ve Lisa Joy’un arkasında olduğu Westworld, ilk bölümüyle beklentileri fazlasıyla karşıladı diyebilirim. Westworld her ne kadar aşina olduğumuz bir konu üzerinden ilerlese de HBO işbirliği ile Nolan, Joy ve J. J. Abrams’ın muazzam bir iş çıkarabileceği fikri bile diziyi şu aşamada izlemek için yeterli bir sebeptir diye düşünüyorum.

The Man in Black’in sırrının da yavaş yavaş açığa çıkacağını vurgulayan Westworld’ün ikinci bölüm fragmanını aşağıdan izleyebilirsiniz.  

https://www.youtube.com/watch?v=xipMM7LPN_w

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi