Wes Anderson filmlerinin vazgeçilmez bir parçası haline gelen kitaplara ve edebiyat tutkusuna daha yakından göz atmaya ne dersiniz?

Wes Anderson‘ın renkli dünyasında kendine ait özgün bir yaşam sürdüğü konusunda kuşkumuz yok elbette ki. Olay örgüsünün bir yerinde illa ki karşımıza çıkan baba figürünü Anderson’ın zihnimizdeki yansıması olarak görmek mümkün. Ancak benzer şekilde, kullandığı renk skalasıyla adeta sanatın beyazperdede yaşamasını sağlayan Anderson’ın edebiyata ve kitaplara olan düşkünlüğünü fark etmemek imkansız. Bu noktada Anderson’ın, filmlerin kendi içindeki bütünlüğü ve devamlılığı için kitaplara ayrıca önem veren François Truffaut ve Jean-Luc Godard hakkındaki açıklamaları, başarılı yönetmenin de filmlerinin çıkış noktasına işaret ediyor diyebiliriz.

“Truffaut’un neredeyse her filmi kendisinin sevdiği bir kitaptan uyarlanma ve yine her filmi pek çok kitaptan izler taşıyor. Dahası kitapların fiziksel varlığı bile filmlerinin en önemli parçası. Tahmin edeceğiniz gibi, hiçbir film Fahrenheit 451’daki kadar fazla kitap içeremez. Her ne kadar filmde yok edilseler de, yine de kitapların egemen olduğu bir film. Ben de kitaplarla olan bu yakınlığı paylaşıyorum, çünkü sadece bir nesne olmaktan ziyade harika hikayelerin de temeli onlar.

Godard filmlerinde ise çoğunlukla bize kitap okumak için orada bulunan insanları görüyoruz. Ayrıca uzun pasajlar eşliğinde görsel açıdan anlam kazanan kelimelerin varlığıyla dolup taşıyoruz. Fakat bana kalırsa, bu kişiler bize kitap okumak için orada bulunmuyor; oradalar çünkü insanlar genelde kitap okurlar. Bu doğrultuda filmler ise bir nevi günlük yaşantının dışavurumu oluyor. Bazen de gün gün parçalara bölünüyor ki bu da Godard filmlerinin edebi yönünü vurguluyor.”

moonrise-kingdom-book-filmloverss

Ray Bradbury‘nin aynı isimli kült eserinden uyarlanan Fahrenheit 451‘in hikayesinin, görevi kitapları yakmak olan itfaiyeci Guy Montag‘in etrafında döndüğünü hatırlatalım. Biraz daha derinlemesine düşününce, okumanın insanların hafızasını her daim taze tutan, hatırlamayı kolaylaştıran en önemli şey olmasından dolayı kitap okumanın hatta evde bulundurmanın bile yasak olduğu bir distopya örneğini görüyoruz. İşte bu noktada devreye Wes Anderson giriyor, zira filmlerinin ‘anılar’ üzerine kurulmuş olması kuşkusuz dikkatlerden kaçmıyor. Bunun en yakın örneğini 2014 yapımı The Grand Budapest Hotel‘in kitap ile başlayan açılışında görebilirsiniz. The A to Z Review‘ın bu düşünceler ışığında hazırladığı video, Wes Anderson’ın filmografisine bir gönderme yapmanın yanında anıları yaratan ve yaşatan kitapların varlığını da ortaya koymayı amaçlıyor.

the-grand-budapest-hotel-filmloverss

Bu açıklamalar doğrultusunda, Wes Anderson imzasını taşıyan her bir filmin Truffaut ve Godard esintilerini taşıdığını söyleyebiliriz. Zira neredeyse her film karesinin vazgeçilmez bir parçası olan kitapların varlığını görmeden bile hissedebilirsiniz. Bu videoyu izlerken, Anderson’ın filmografisini zihninizde canlandırdığınızda Truffaut’un 1966 yapımı Fahrenheit 451 ile arasındaki benzerlikleri görecek; sanat, edebiyat ve kitapların varlığı ile bir kez daha mest olacaksınız.

The Grand Budapest Hotel, The Royal Tenenbaums, Fantastic Mr. Fox, Moonrise Kingdom‘dan izler görebileceğiniz videoyu haberimizin sonunda bulabilirsiniz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi