5. sezonun üçüncü bölümü Pazar günü yayınlanan The Walking Dead, geçtiğimiz sezon kaybettiği ilgiyi tekrar yakalamış gözüküyor. Önceki sezon düşen aksiyon temposu, karakterlere ağırlık verelim derken bunu tam anlamıyla yapamama ve kendini tekrar etmeye başlaması dizinin takipçileri tarafından yoğun eleştirilere sebep olmuştu. Yeni sezonun ilk bölümü 18 milyon kişi tarafından izlenerek hayli zor bir başarıya imza atan The Walking Dead, yayınlanan üçüncü bölüm ile zombi için doğru dizinin kendisi olduğunu bir kez daha gösterdi.

***Dikkat: Bu yazı, ciddi şekilde sürprizbozan içermektedir.***

The Walking Dead 5. Sezon Başlangıç Değerlendirmesi

İlk iki sezonda zombi saldırıları, hayatta kalma telaşları ve bu durumda bireyler arasındaki gerilimleri işleyen dizi, sonraki sezonlarda yeni bir şeyler yaratamayarak kısır bir döngü içine girmişti. Hayatta kalan ekibimiz, başlarını sokabilecek bir yer buluyor, tam her şey çözüldü derken bir düşman çıkıyor karşılarına, çatışmalar, ölümler ve ardından yine yeni bir mekan arayışı, bulma, düşmanlar vs. diye kabak tadı vermişti. Dördüncü sezonun ana dinamiği olan, kurtuluş umudu diye bakılan Termius’un hayal kırıklığına dönüşmesi ‘yine aynı şeyi tekrar mı yaşayacağız?’ sorusunu sormamıza sebep olmuşken, yeni sezondan yayınlanan üç bölüm ile cevabımızı gayet net şekilde aldık.

Ana gruptan kovulan Carol’ın eski dostlarını ölümlerine saniyeler kala tek kişilik gayet başarılı bir operasyonla kurtarması ve Terminus’u dağıtması hem heyecan özleyen seyirciyi memnun etti, hem de eski ekibi bir araya toplamak için güzel bir bahane oldu. Rick’in Carol’ı tekrar gruba kabul etmesi Darly tarafından da hayli sevindirici oldu. Arada yaşanan olayların hepsini geride bırakıp, dünyanın şu halinde elindekiyle mutlu olmaya çalışan Darly’ın bu yaklaşımına, Carol’ın nasıl karşılık vereceği kritik. Başlangıçta kocasından şiddet ve baskı gören pısırık bir karakterken yaşadıkları ile çelikleşen, güçlenen Carol’ın dizinin geleceğindeki akıbeti ise merak konusu. Dizinin başlangıcından beri var olan önemli bir karakterin bu sezon öleceği dedikoduları dolaşırken, bu kişinin dönüşümünü tamamlamış Carol olma ihtimali doğuyor. İlerleyen bölümlerin çekimlerinden sızan bazı fotoğraflarda bir arabanın önünde yattığı görülen Carol mı diziye veda edecek, yoksa senaristlerin düşündükleri farklı bir sürpriz mi var hepimiz göreceğiz.

Dizinin belki de en takdir edilmesi gereken özelliği özenli çalışmaları ve yeni bir şeyler denemeleri. Makyaj konusunda aşmış bir ekibi olan The Walking Dead, grubun erzak bulmak için girdikleri bir mekanda karşılaştıkları uzun zamandır suyun içinde olan zombi tasviriyle de gönlümüzü almayı bildi. Zombi imajını yakalamanın biraz gri pudra ve yapay kandan ibaret olmadığını, sarkmış derilere sahip zombileri gördüğümüzde bir kez daha anladık.

İkinci bölümün finali belki de genel olarak dizinin en bomba sahnelerinden biriydi. Termius’tan canlı şekilde çıkmayı başaran yamyam takımının; Bob’u yakalayıp, bacağını yemeleri ve bunun üzerine çevirdikleri geyikler, diziyi sevenlerin uzun zamanır görmeyi beklediği şoke ediciliğe sahipti. Sonraki bölümde ise hazırlanan güzel bir plan ile karakterlerimizin sığındıkları kiliseye çekilen yamyamların kurşun harcanmadan hunharca öldürülmesi hem karakterlerde, hem de seyircide bir katarsis sağladı. Bu kadar başa dert olan kötülerin sezonun daha başında ortadan kaldırılması ise yeni kötülerin yolda olduğunu gösteriyor bizlere.

Temelinde karakter bazlı bir drama olan The Walking Dead’de önemli dönüşümlerden birini de Maggie’nin yaşadığını söyleyebiliriz. Dini bütün Hershell’ın yetiştirdiği muhafazakar kızdan, İncil’e sırt çeviren, kilisedeki katliamdan sonra ‘Ama burası Tanrı’nın evi’ diyen pedere ‘Burası sadece dört duvar ve bir çatı’ diye çıkışan karakter, içinde olunan dünyada inanılması gereken tek şeyin elle tutulabilen gerçekler olduğunu hatırlatıyor. Ortadan kaybolan kardeşiyle ilgili bu kadar tepkisiz kalması ise eğer bilinçli bir tercih değilse ve bir yere bağlanmayacaksa duygusal bir karakter için oldukça rahatsız edici.

Baş karakterimiz Rick ise bir şeylerden taviz vermeye başlamış durumda. Takımın beyni olan ve en güç durumlardan canlı olarak kurtulmalarını sağlayan Rick, küçük bir grubu öldürmek için bile başkalarından yardım dilenmeye başlıyor. Abraham gerçekten hayatta kalma mücadelesi verdiğiniz bir ortamda ekibinizde olmasını isteyeceğiniz tarzda birisi fakat bu güne kadar çok amatör ekiplerle önemli işler başarmış bir grupta ‘sen olmadan başaramayız’ denilecek birisi değil kanımca. Kurtuluş umudu için Washington’a gidilmesi konusunda bitmek tükenmek bilmez ısrarları ve Eugene ile muhabbetleri  de sakladığı bir şeyler olduğunu hissettiriyor. Aman dikkat!

Ayrılma halinde bir araya gelmenin oldukça zor olduğu bir ortamda ekip gereksiz bir şekilde bölünmeye gidiyor. Hikayeyi daha geniş bir alana yayıp çeşitlendirmek isteyen yapımcılar muhtemelen bazı karakterlerin üzerine yoğunlaşıp, bazı grupları unutturma yoluna gidecek. Washington’a gidişin taşraya hapsolmuş diziye yeni bir soluk getireceğini tartışmaya gerek yok. Beth konusunu da gerektiğinden fazla uzatan senaristlerin, o yönde atacağı adımlar da dizinin seyrini bir hayli etkileyecek gibi gözüküyor.

Çizgiromanı, bilgisayar oyunu ve dizisiyle The Walking Dead daha şimdiden bir fenomene dönüşmüş durumda. Dizinin bölümleri milyonlarca insan tarafından izlenip, üzerine çokça cümle söyleniyor. Fakat şöyle bir gerçek de var ki dizi hiç bir zaman bir efsaneye dönüşemeyecek. Başlangıçta bu potansiyeli vardı ama zaman içinde kendisini çok yıprattı. Yeni sezon belki önceki sezona göre çok daha iyi başladı ama ilk zamanlardaki heyecanı genel olarak uyandırmadığı bir gerçek. Her şeye rağmen Z Nation gibi başarısız  girişimlerin yanında, pamuklara sarıp saklanması gereken bir dizi The Walking Dead.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi