Tarihi karakterler biyografik filmlerde ya da tarih filmlerinde bir şekilde betimlenerek sinemada odak noktası olacak canlılığa daima sahip olmuştur.  Yaşanmışlığı ve gerçekçiliği süregelen tartışmalar yaratsa da bu ünlü hayatlar neredeyse her yönetmen tarafından farklı betimlenerek farklı bir bakış açısından beyazperdeye yansıtılmıştır. Clive Owen’ın bedeninde hayat bulan Kral Arthur ile son dönemin popüler dizilerinden Merlin’de karşımıza çıkan Kral Arthur aynı kralı anlatan iki farklı karakterken, Jonathan Reyes Myers ne kadar Tudors hanedanı kral VIII Henry ise Eric Bana The Other Boleyn Girl’de bir o kadar kral Henry’dir.

 Objektif bakış açısının sinema için vazgeçilmez olduğu türlerden biri de Biyografik ve tarihi filmlerdir. Her ne kadar senaryoyu kısıtlayacak gibi görünse de insan faktörünü unutmadığınızda gerisi artık yalnızca sizin hayal gücünüze kalmıştır. Pop ikonu sayılan ve her yaptığı olay kadın Madonna’nın son senaristlik ve yönetmenlik denemesi olan W.E. de hayal gücünü odak noktası seçip, çerçevesini yaşamış karakterlerle sınırlamayı tercih eden bir yapım olmuş.

 Paralel hayatlar yaşıyormuş hissi uyandıran iki farklı zamanda yaşayan iki kadının benzer hikayesini anlatan filmin başrollerinde Abbie Cornish ve Andrea Riseborough yer alıyor. Wallis ve Wally aynı isimleri taşımanın yanı sıra aynı kaderi de paylaşıyor bir bakıma. Birbiriyle eş zamanlı bir uyumla ilerleyen bu iki kadın bir anlamda toplumda tarih boyunca kadının değişmeyen yerini ve maruz kaldığı sıkıntıları da dile getiriyor. Kral Edward’ın uğruna tahttan feragat ettiği Amerikalı dul Wallis Simpson herkes tarafından eleştirilirken ve nefret edilen bir kadın haline dönüşürken Wally Winthrop ise farklı bir bakışla asıl Wallis’in nelerden feragat ettiğini ve aşkı uğruna katlanmak zorunda olduğu şeyleri düşünerek, bu bakış açısını değiştirmeye çalışıyor.

Madonna’nın 2008’deki Filth and Wisdom denemesinden sonra ikinci yönetmenlik deneyimi olan W.E. çekim kalitesi bakımından mükemmele ulaşamasa da başarılı sahneler sunuyor. Giderek fluya dönen arka planlar, cinnet anlarını betimlemek için kullanılan hareketli kameralar… Tümü Madonna adıyla olmasaydı bile başarıyı ve takdiri hak ediyor. Buna rağmen film boyunca izleyici Madonna’nın gölgesinden bir türlü sıyrılamıyor ve her sahnede kamera arkasındaki ismin Madonna olmasının önyargısıyla izliyor. Bu da kimi zaman olumlu kimi zaman da olumsuz fikirlere yöneltiyor.

 Filmin sonlarına doğru bizi bir de sürpriz bekliyor. Bu sürpriz bir dönem medyada da haberleri çıkan fakat çok fazla gerçekliğine kulak asmadığım Haluk Bilginer Madonna’nın filminde yer alacak haberlerini doğruluyor.

 Keyifli Seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi