2014, bilimkurgu sinemasının yeni altın çağının başladığı yıl olacak. Bunda Christopher Nolan da büyük bir rol üstlenecek. Yıl sonunda izleyebileceğimiz Interstellar’ı daha sonra inceleyeceğiz. Şimdi ise Nolan’ın yapımcılığını üstlendiği ve The Dark Knight, Inception gibi filmlerinde görüntü yönetmenliğini yapan Wally Pfister’e emanet ettiği Transcendence’a bakacağız. Johnny Depp, Morgan Freeman, Rebecca Hall, Cillian Murphy ve Paul Bettany’nin başrollerini üstlendiği film, 18 Nisan’da Amerika’da gösterime girecek. Kısa zamanda bize de bekliyoruz…

Öncelikle filmin konusuna değinmek yerinde olacaktır. Dr. Will Caster, yapay zeka üzerinde çalışan bir araştırmacıdır. Bilinen her şeyin zekası ile insan duygularını bir araya getiren bir makine icat etmeye çalışmaktadır. Tartışma yaratan deneyleri popülerlikle birlikte, teknoloji karşıtlarının da hedefi haline getirmiştir onu. Ancak Wiil’in sonunu getirecek olay, istedikleri teknolojik yardımı reddettiği bir terörist grubun elinden olacaktır. Kendisi gibi bir bilim insanı olan eşi Evelyn, Will’in beynini  bir süperbilgisayara bağlar. Vücudu ölse de beyni işleyen ve entegre edilen bilgisayar ile yeni bir form kazanan Will, dünyayı yaklaşmakta olan bir terörist saldırıdan haberdar edecek ve yeniden hedef haline gelecektir.

Transcendence’ın hikayesine göz attığımızda The Matrix sonrası dönemin ana teması sanal gerçeklik olgusu etrafında kurgulanan bir film görürüz. Burada hem sanal gerçeklik hem de bağlanma durumu var. Zaten Inception’ın ardından  bu alana yönelik yeni hikayelerin artacağını, farklı temsillerle bilimkurgu sinemasının yeni altın çağının vazgeçilmez teması olacağını tahmin ediyorduk. Filme dönersek; insanoğlunun mükemmeli arayışı,  evrenin sırrına vakıf olabilme ve kendi sınırlarını zorlayarak yeni bir dünya yaratma isteğinin bir yansıması olduğunu söyleyebiliriz Transcendence için. Bir yandan da teknolojiyi bahsettiğimiz yeni dünyada kendi kötü emelleri için kullanmak isteyen teröristlerle, insanlığa hizmet etmeyi düşünen bilim insanlarının mücadelesine tanık olacağız.

Transcendence, sanal gerçeklik ve yapay zeka olgularını 11 Eylül sonrası artan terörizm paranoyasıyla bağlayarak ilginç bir karışım elde etmiş gibi görünüyor.  Söylemeden geçmemek lazım terörizm meselesi Transcendence’ın zayıf karnı da olabilir. Ama tabi ilk yönetmenlik deneyimini gerçekleştiren Pfister, güvendiğimiz bir isim. Fragmana baktığımda da bu güveni boşa çıkarmayacağını düşünüyorum. Transcendence; hızlı kurgulanmış, dinamik bir biçimde anlatılmış doyumsuz bir gerilim olacak ama muhtemelen biz daha çok  bilimkurgusal yönünü konuşacağız. 

[youtube video_id=”Jn4dtLsN8l8″ width=”600″ height=”350″]

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi