İnkar, itiraf ve intikamın etrafında dönen Vikings’in 4. sezon 5. bölümü “Promised” dost ve düşman arasındaki muğlak çizginin, ancak pişmanlık ve suçluluk duygusunun ele geçirdiği vicdanlar tarafından netleştirilebileceğini gösterdi.

***Bu yazı Vikings 4. sezon 5. bölüm ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içermektedir.***

Vikings 4. Sezon 5. Bölüm: İnkar ve İtiraf

vikings-4-sezon-5-bolum-ragnar-yidu-filmloverss

İskandinavya’da pek çok kişinin arzuladığı güce ve üne sahip olan Ragnar Lothbrok, bu bölümde de kral kimliğini bir kenara fırlatmayı ihmal etmedi. Athelstan’ın yokluğunda ilaç gibi gelen Yidu, Ragnar’ın dış dünya ile olan iletişimini koparmasında etkili oldu bir bakıma. Belki de uzun süredir istediği ‘huzur’ için yalnızca bir işaret arıyordu Ragnar; ya da yeniden doğmak için elini tutabileceği bir yol arkadaşı. Öyle ki; Kattegat’ın sürpriz misafiri Harald’a zerre güvenmezken, kendi ruhsal yolculuğunda kaybolup gitmeyi bile umursamayan Ragnar belli ki uzun vadede hayati pek çok kararın altına imzasını atacak. Kendisine bile itiraf edemediği en karanlık sırlarını Yidu için ortaya saçmaktan rahatsız olmayan Ragnar’ın aklından geçenleri okumak şu noktada oldukça güç. Zira Ragnar karmaşık ve analiz edilmesi zor bir karakter; dizinin yaratıcısı Michael Hirst de bu detayın altını kazmaktan geri durmayarak öyle bir karakter zinciri oluşturuyor ki ne diğerleri olmadan Ragnar’ın bir önemi var, ne de Ragnar olmadan kıyıda köşede kalan herhangi bir karakterin var olma şansı var. Bu durum zaman zaman bütünlüklü bir şekilde ilerleyen dizinin merak uyandırma konusunda sekteye uğramasına sebep olabiliyor. Neticede her olayın ve karakterin yolu illa ki Ragnar ile birleşiyor; tıpkı yolu Çin’den Kattegat’a düşen ve imparatorun kızı olduğunu söyleyen Yidu gibi. Ragnar Lothbrok’un halihazırda pek çok düşmanı var, en başta da Wessex’te kör göze parmak şeklinde sürekli dikkat çekilen Kral Aelle. Bu yüzdendir ki farklılığıyla inceden inceye Ragnar’ı etkileyen Yidu’nun, Kral Aelle tarafından Kattegat’ın göbeğine, Ragnar’ın yanı başına yerleştirilmiş olabileceği fikri aklımın bir köşesinde duruyor hep.

Bir süredir zihnini yolculuğa çıkaran Ragnar’ın kafasında dolaşan tilkiler geri dönmüş olacak ki Kral Harald Finehair konusunda harekete geçmeye karar verdi. Harald’ın kardeşi Halfdan’ın da Kattegat’a ulaşmasıyla Paris hazırlıklarına başlayan Ragnar nihayet Rollo ile karşı karşıya gelecek. Prenses Gisla’nın desteğini alan Rollo hırsları uğruna her şeyi bir çırpıda yok edebilecek bir karakter, buna dair bir şüphemiz yok. Bu yüzden Gisla’nın belirttiği üzere, Rollo’nun artık viking ruhundan uzaklaşarak gerçek bir Hristiyan, gerçek bir Frank olduğuna inanmıyorum. Ragnar mükemmel bir eş, bir baba, bir kral olmayabilir; ancak Rollo’nun, bencilliği ve hırsı ile kötülük terazisinin ağır basan tarafı olduğu aşikar. Vikings’i merak uyandırıcı kılan da bu zaten. Ragnar Lothbrok ve Rollo’nun kişisel savaşında gücü arkasına alan dengeleri sürekli değiştiriyor. Her ne kadar kaybeden taraf, istikrarını kaybetmeyen Rollo gibi görünse de, bir noktadan sonra –alt edemeyecek olsa bile- Ragnar’a büyük bir darbe indirebileceğini düşünüyorum. Rollo’nun dizideki yeri ve görevi bu kadar görünür olmamalı bana kalırsa. İmparator Charles ise yine düşünmeye bile aciz; buram buram Game of Thrones kokan Roland ve Therese kardeşler de bunu fırsata çevirmek için can atıyor haliyle. Kont Odo’ya kumpas kurarak İmparator’un aklını bulandıran iki kardeş, Prenses Gisla ve Rollo faktörünü unutmuşa benziyor. Yine de şunu söylemeden edemeyeceğim; Gisla ve Rollo, rahatsız edici boyutta Game of Thrones-vari bir karakter portresi çizen Roland ve Therese ikilisinin çıkarları doğrultusunda hareket ederek Kont Odo’yu tamamen denklemin dışında tutacaklardır. Ancak bir adım sonrasında bu dörtlünün nasıl bir yol izleyeceğini kestiremesem de, içlerinden birisinin –evet, Rollo’nun- kaybedeceği çok açık. Görüyoruz ki, iktidar hırsı yine mekan ve zaman tanımıyor.

Wessex’e döndüğümüzde ise Kral Aelle, Mercia-Northumbria-Wessex ittifakının zayıf halkası olarak gözümüze çarpıyor. Ancak dikkat çekilmesi gereken başka bir nokta var: Kraliçe Kwenthrith’ten desteğini esirgemeyen Kral Ecbert’in gerçekte ne düşündüğü ve nasıl hareket edeceği. Tanrıyla yaptığı o manidar konuşma bir kez daha gösteriyor ki bireyin zihnini kontrol etme yetisi, arkasına sığındığı inançları veya bir parçası olduğu toplumun normları ile doğrudan ilişkili değil; aksine yapacaklarının altını birtakım gerekçelerle doldurma çabası tükenmenin de sinyallerini veriyor. İşte bu noktada dost ve düşman arasındaki muğlak çizgi netleşiyor, herkes kendi tarafını seçiyor; çünkü benlik duygusu harekete geçiyor. Güç ve iktidar hırsı baba-oğul ilişkisini de günden güne yok ediyor. Aethelwulf’un Judith ve Kral Ecbert arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmasının asıl sebebi, Kraliçe Kwenthrith’e olan zaafını göstermemeye çalışması; tıpkı kendini kırbaçlayarak bundan önce yaptıklarının ve bundan sonra yapacaklarının kefaretini ödemesi gibi.

Vikings 4. Sezon 5. Bölüm: İntikam

vikings-sezon-4-bolum-5-lagertha-filmloverss

Bu bölümün en ilgi çeken kısmı hiç kuşkusuz Lagertha ve Earl Kalf’ın düğünü idi. Ancak sezonun başından bu yana Lagertha’nın hafife alınmaması gerektiğini, Ragnar gibi hamlelerini tam yerinde ve tam zamanında yaptığını vurguluyorum. Nitekim beklentilerimin dışına çıkmayan Lagertha, başından beri Earl Kalf’ın kendisinin ve Bjorn’un arkasından iş çevirdiğinin farkında olarak planını sessiz ve derinden yürüttü. Zaten bir gün onu öldüreceğini daha en başında söylememiş miydi? Elbette ki bu ölüm Earl Kalf’ın gerçekte Lagertha’nın mı yoksa Erlendur’un mu yanında olduğu sorusunu cevapsız bıraktı, en azından şimdilik. Erlendur’a hala şüpheyle yaklaşıyorum; her ne kadar Earl Kalf ile hareket etse de bir sonraki adımda onu da karşısına alacaktı zaten. Asıl merak ettiğim Lagertha’nın Erlendur’a nasıl yaklaşacağı; hele ki Bjorn, kendisini öldürmek için gönderilen savaşçının yüzüğünün Kral Horik’ten Erlendur’a kaldığını öğrenmişken.

Kahinin koltuğuna geçmek için aday gösterilen Floki yeniden sahnelere adımı attı. Üstelik Aslaug’un kendisine emanet ettiği Ivar’ın tüm sorumluluğunu üzerine alarak, belki de ölen kızının yerine koyarak, Ragnar’a olan kızgınlığını her daim taptaze tutmayı başarıyor. Aslaug’un ‘seçilmiş’ kişi Ivar’a olan zaafı ise hem Ragnar Lothbrok’un hem Ivar’ın hem de Floki’nin kader çizgisini bambaşka bir yöne çekecek gibi duruyor.

İnkar, pişmanlık, itiraf ve suçluluk duygusunun etrafında dönen Vikings’in altıncı bölüm fragmanı bizi Paris’e, Rollo’ya götürüyor.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi