Vikings 4. Sezon 20. Bölüm The Reckoning ile dördüncü sezon finalini yaparken, kuzeyi gelecekte yalnızca büyük bir kaosun beklediğini göstermekle yetindi. Art arda gelen kayıplar ve ego savaşları, hayallerini hayatlarıyla sorgulamak zorunda kalanların başka bir yola sürüklenmesine sebep oldu. En önemlisi bir sezon Ragnar Lothbrok’un yokluğunda biterken Vikings, geçmişte yaşananların nasıl olduğundan çok neden olduğunu kavramanın zorluğunu vurguladı bir kez daha.

***Bu yazı Vikings 4. Sezon 20. Bölüm hakkında keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

Vikings 4. Sezon 20. Bölüm İncelemesi

Vikings’in yaratıcısı Michael Hirst dördüncü sezon finali The Reckoning için tam anlamıyla bir hesaplaşma gününü kaleme almış. Geçen hafta bıraktığımız yerden devam eden bölüm, Aethelwulf’un çaresizliğini gözler önüne sererken Kral Ecbert’in yalnızca Wessex ve Mercia’dan değil, kendinden de vazgeçtiğini gösterdi. Bu doğrultuda üç bölüme yayılan intikam yolculuğunun en yoğun olduğu kısım sezon finaline bırakılmış. Bir süredir savaş sahnelerini es geçen Vikings, sezon finali olmasından dolayı birkaç dakikalığına olsa da savaş alanına dahil etti izleyiciyi. İngiltere’de yaşanacak kaybın su götürmez bir gerçek olduğu düşünülürse, savaş sahnelerinin Vikinglerin gözünden anlatılması olağan bir durum. Bunun bir diğer sebebi de kuvvetle muhtemel uzun süredir Vikinglerin savaşçı ruhunu tam olarak göremememizdi. Bu vesileyle bir taşla iki kuş vuran Vikings izleyicilerin ağzına bir parmak bal çalarak yeni sezon öncesinde beklentileri arttırmayı planlamış olsa da, sezon olarak yetersiz kaldığını söylemek zorundayım. Bu da demek oluyor ki, Ragnar’ın varlığında bile ritmini düşürmeye başlayan Vikings’in Ragnar’ın yokluğunda hızını arttırabilmesi için ciddi anlamda destek kuvvetlere ihtiyacı var. Bu desteği de Ivar the Boneless ve Bishop Heahmund ile sağlamaya çalışacaklar belli ki.

Vikings 4. Sezon 20. Bölüm: Odin’in Şöleni

vikings-4-sezon-20-boum-aethelwulf-filmloverss

İntikam için İngiltere’ye açılan yelkenler bundan sonra herkes için başka başka yönlere açılacak gibi duruyor. Kral tacını devralan Aethelwulf tüm çabalarına rağmen ne babasını ne de topraklarını koruyabildi. Bjorn Akdeniz’e tekrar açılmaya karar verdi. Ivar her zamanki gibi burnunun dikine giderek sivrilmeyi başarırken, Sigurd ise her zamanki gibi Ivar’a karşı geldi, beklendiği üzere de kendi sonunu getirdi. Ubbe ve Hvitserk de muhtemelen ya Ivar’ın ya da Bjorn’un peşinden gidecektir. Bir başka deyişle, Ragnar Lothbrok’un ölümünden sonra bir bütün olmaya çalışan Lothbrok kardeşlerin geleceğinde bu bağdan söz etmek zor olacak, herkes kendi yoluna gidecek.

Lothbrok kardeşlerin tek düşündükleri babalarının intikamını alıp, Ragnar’ın isteği üzerine, İngiltere topraklarında kendilerine ait bir çiftlik kurmaktı. Şu an için bunu başardıklarını düşünen Lothbrok kardeşler büyük yanılgılarını ilerleyen bölümlerde daha iyi anlayacaklardır. Kralların Kralı Ecbert’in giderayak son hamlesini yapıp kendilerini kandırdığını anladıklarında yapabilecekleri tek şey yeni bir intikam planı olacaktır. Zira hayat döngüsü bunu gerektirecektir.

Benzer şekilde Kral Ecbert de Ragnar Lothbrok’u ilk tanıdığında, ileride kendisinin ölümüne sebep olacak bir sonla bu hayata veda edeceğini düşünememiştir, daha doğrusu yanlış yapabileceğini aklına getirmemiştir. Kral Ecbert’in Alfred’e verdiği “Hıristiyanlığın en büyük erdemi alçak gönüllü olmaktır.” öğüdünü hatırlarsınız. Ancak Ecbert de “yedi ölümcül günah” olan kibir, açgözlülük, şehvet düşkünlüğü, kıskançlık, oburluk, öfke ve tembellikten çoğu zaman kaçamamıştır. Bu noktada Kral Ecbert’e mi yoksa inancına mı güvenmemek gerekir? Kim hatalıdır ya da insanlar hataya neden düşer? Bu doğrultuda tam anlamıyla erdemli bir davranıştan söz etmek ne kadar mümkündür, önce bunu kavramak gerekiyor. İyilik de kötülük de erdem de tanrısallaştırıldığı müddetçe fedakarlık gerektiren başka bir eyleme dönüşmekten öteye gidemiyorsa, ortada çözülmeyi bekleyen büyük bir problem var demektir. İyi ve kötü arasındaki fark, siyah ve beyaz arasındaki farktan daha belirgin değildir, toplumun normlarına göre değişir, şekillenir. O zaman iyilik ve kötülüğün arasında, Ragnar Lothbrok ve Kral Ecbert’in arasında bir fark var mıdır, varsa ne önemi vardır? Tam da bu sebepten ötürü Kral Ecbert Ragnar’a, Ragnar Athelstan’a büyük bir saygı besler ve bardağı taşıracak son damlayı, hayatlarını bitirecek son hamleyi en nihayetinde fark ederler. Yine bu sebepten ötürü üçü de ölü, üçü de bir isimden ibarettir, ama yarın yine üçünden bahsedilecektir.

Vikings 4. Sezon 20. Bölüm: “Bu Dünya Senin İçin Çok Küçük”

Vikings’te kayıplar art arda gelmeye devam ediyor. Birkaç bölümdür Tanaruz yüzünden bir sorun yaşayacağına dair izlenimler aldığımız Helga’nın böyle bir sonla anılacağını hiç düşünmemiştim, daha doğrusu düşünmek istememiştim. Floki’nin söyledikleri gerçekten can acıtıcıydı. Kızını ve Ragnar’ı kaybeden Floki’nin Helga’nın ölümünden sonra bir daha dönmemek üzere vedalaşırcasına sarf ettiği cümleleri duymak bile istemedim. Helga’nın son sözleri de sanıyorum ki Floki’yi anlatıyor tam manasıyla: “Bu dünya senin için çok küçük.” Umuyorum ki Gustaf Skarsgard’ın oyunculuğunu bir süre daha içimize çeker, bu küçük dünyada büyük hazlar elde ederiz.

vikings-4-sezon-20-bolum-heahmund-filmloverss

The Reckoning’in finali, beşinci sezonun kilit karakteri Jonathan Rhys Meyers’i tanıttı bize. Bir cenazede tanıştığımız Bishop Heahmund’un Vikings’in seyrini ne yönde değiştireceğini söylemek için henüz erken. Fakat duygularını aşırı uçlarda yaşadığını varsaydığımız Heahmund’un Vikingler ile bugüne kadar kurulmamış bir iletişim içine girebilecek yetisinin olduğunu söyleyebiliriz. Belki de ilk defa bir papazın Vikingleri bu denli zorlayabilmesi ve Ivar the Boneless’ın karşısında durabilmesi için Heahmund gibi bir karakter yaratıldığını düşünmek oldukça mantıklı geliyor. Yüzünden zalimlik akan Ivar’ın birkaç saniye içinde kardeşi Sigurd’u öldürmesi, Heahmund’un cenazeden sonra takındığı tavır ve Tapınak Şövalyeleri’ni aratmayacak kadar güçlü, söz sahibi ve etkili bir karakter olması buram buram Ragnar Lothbrok’u unutturmak adına yapılan hamlelermiş gibi duruyor. Vikings’in bir Ragnar Lothbrok hikayesi olmaktan çıkıp farklı bir yöne evrilme çabası belli noktalarda kabul edilebilir belki. Ancak ne yapılırsa yapılsın, kim ölürse ölsün, kim gelirse gelsin, Ragnar Lothbrok’un yerini doldurmak kolay değil. Bu anlamda yeni bir Ragnar Lothbrok’a da gerek yok kanımca.

Travis Fimmel’in yokluğunda beşinci sezona dair ilk görüntülere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi