Vikings 4. Sezon 13. Bölüm Two Journeys, tarafını belirleyenleri zor kararlar vermek suretiyle yol ayrımına getirdi. Beklenmedik yolculuklar karşısında bir bedel ödemek zorunda kalan herkes, bu gerçeği soğukkanlılıkla sindirmeye çalışırken, bir sonraki adımın sadece düşmanının kapısını çalmak olduğunu da biliyordu.

***Bu yazı Vikings 4. Sezon 13. Bölüm hakkında keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

Vikings’in yayınlanan on üçüncü bölümü, isminden de anlaşılacağı üzere, iki ayrı yolculuğun habercisiydi. Bir tarafta Ragnar Lothbrok ve Ivar’ın macerası, diğer tarafta ise Bjorn ve Floki’nin Rollo ile olan hesaplaşması. Ancak dikkat edilmesi gereken bir yolculuk daha vardı ki Kattegat’ın olduğu kadar Vikings’in geleceği için de fazlasıyla önemliydi. Lagertha’nın Aslaug’u alt edip Kattegat’ı alacağı yolculuk. Dolayısıyla Two Journeys üç ayrı hikayeden üç ayrı yolun yolcularıyla buluşturdu bizi. Peki, bu yolların sonu nereye çıkacak? Vikings’in yaratıcı Michael Hirst’ün planları nedir bilemiyorum, ama bundan sonra kan döküleceği kesin.

Vikings 4. Sezon 13. Bölüm: Beklenmedik Yolculuk

vikings-4-sezon-13-bolum-bjorn-filmloverss

Bjorn, Floki ve altmış gemisiyle birlikte Akdeniz’i keşfe çıkmaya karar verdi. Ragnar misali sonraki adımlar için planlar yapmış olsa da zorlu bir yolculuğun onları beklediğinin farkındaydı en başından beri. Üstelik zor olan yalnızca yolculuk da değildi, önce Rollo’yu geçmesi gerekiyordu. Ragnar’ı, kendisini, Kattegat’ı, tanrıları, Vikingleri bırakıp giden, herkese, inandıkları her şeye ihanet eden Rollo’yu. Hal böyle olunca, önünde zor olsa da aşabileceği bir engel daha vardı aslında: Floki. Floki’nin inandıkları uğruna hayatını bir saniyede gözden çıkarabilecek biri olduğunu düşünürsek, Rollo karşısında frenlenmesi gerekiyordu. Titizlikle hazırlanmış bir plan gibi görünse de, bu kadar basit bir sonun bizi beklediğine inanmak mümkün değildi elbette ki. Nitekim Rollo beklendiği üzere, ufak bir hamleyle Bjorn’u, Floki’yi, Helga’yı, Hvitserk’i, King Harald’ı ve Halfdan the Black’i zincirlerle buluşturuverdi. İşte bu beklenen bir sondu. Rollo’nun içinde hala özüne dair kırıntıların kaldığına her zaman inandım. Doğasına bu kadar çabuk karşı gelebileceğini hiç düşünmedim. Belli ki Rollo da hislerine engel olamamış; hala bir parçasının Vikinglere ait olduğunu, kalbinin derinliklerinde Odin’in, Thor’un yattığını Prenses Gisla’ya itiraf etti, yine olacakları hiç düşünmeden. Bu da beklenen bir sondu. Beklenmeyen ise, Rollo’nun Bjorn ve diğerleri ile birlikte Akdeniz’e, Roma İmpartorluğu’na yelken açmak istemesinin yanı sıra Bjorn ve diğerlerinin sorgulamadan kendisini kabul edeceklerini düşünmesiydi. Bir an için olsa bile gözlerindeki parıltı bunu gösteriyordu, hatta Rollo sanki bu anı bekliyordu. Tıpkı gemilerin yaklaştığını gördüğünde yüzüne yerleşen gülümseme gibi. Belki de Ragnar Lothbrok’u bekliyordu özlemle, sevgiyle ve nefretle. Çünkü Rollo başka bir kimliğe bürünmüştü, artık üç çocuğu ve Prenses Gisla ile birlikte soylu bir krallığın Dük Rollo’suydu. Dahası, Gisla hiç bu kadar kızmamıştı -belli ki viking Rollo’yu hiç bu kadar net görmemişti-, Rollo kana hiç bu kadar susamamıştı, yeni maceralara atılmak için hiç bu kadar can atmamıştı. Fakat Bjorn da hiç bu kadar güç sahibi bir lider olmamıştı. Böylece denizi boyladığında kimin daha büyük olduğunu Rollo da anlamıştır diye düşünüyorum. Şu bir gerçek ki, ihanet edenlerin her daim ihanete uğradığı bir dünyada yaşıyor Vikingler. O zaman Bjorn’un atacağı adımlar da Roma İmparatorluğu’na yönelik olacaktır; Rollo ile birlikte yelken açmış, geçici anlaşmalar yapmış olsa bile. Sonuç olarak, Rollo her şeyi bırakıp Kattegat’a dönmeyi aklından geçirecek kadar canına susamış olamaz. Peki, ya öyleyse? Her ne olursa olsun, Rollo ne Paris’e ve Gisla’ya ne de Kattegat’a ve özüne dönebilecek durumda değil aslında. Bu da Rollo’nun ödeyeceği bedel. Emin olduğum tek şey ise oldukça heyecan verici bölümler bizi bekliyor.

Vikings 4. Sezon 13. Bölüm: Beklenen Yolculuk

vikings-4-sezon-13-bolum-lagertha-filmloverss

Rollo’nun beklenmedik yolculuğuna karşın çok uzun süredir beklediğimiz bir yolculuk vardı: Lagertha’nın Kattegat’a dönüşü. Lagertha müthiş bir karakter, Katheryn Winnick’in performansı göz alıcı. Ama Ragnar Lothbrok ile Lagertha’nın yolu gerçekten ayrılmalı mıydı diye düşünmeden duramıyorum. Aslaug’un “kraliçe” unvanını taşıyabildiğini düşünmüyorum, ama tek suçlu olarak da Aslaug’u göstermenin bir anlamı yok. Ragnar Lothbrok’un ödediği bedellerden biri sadece demek de doğru değil. Hani derler ya, boşa koysam dolmuyor, doluya koysam almıyor. Aslaug’un durumu da tam olarak bu. Ragnar ve Harbard çıkmazına karşın, oğulları – özellikle Ivar – söz konusu olunca gözü dönen Aslaug’un rüyaları nasıl son bulacak bilemiyorum. Söz konusu adalet olunca Lagertha’nın adalet terazisi göz ardı edilemez, Ubbe ve Sigurd kendi çocukları olmasa bile onları gözden çıkarmayacağı da su götürmez bir gerçekti aslında. Tıpkı kendi halkını öldürmekten hoşlanmadığı gibi. Ancak Ubbe ve Sigurd’un, Astrid ve Torvi’nin de desteğini alan Lagertha’ya aynı sükûnetle karşılık vereceğinden o kadar emin değilim. Bu da demek oluyor ki, alışık olduğumuz üzere, Kattegat’ta yine bir iç savaş bizi bekliyor. Her şey bir yana, gözümüz Aslaug’un elinde tuttuğu kılıçta. Daha çok Gram olarak bilinen bu kılıç, İskandinav mitolojisinde Sigurd’un ejderha Fanfir’i öldürdüğü kılıç olarak bilinir. Görünen o ki, Lagertha ve Aslaug’un savaşını çözecek olan da bu kılıç. Ve bu kadarı bile gelecek bölümü merakla beklemek için yeterli olacaktır bana kalırsa.

Vikings 4. Sezon 13. Bölüm: Geç Gelen Yolculuk

vikings-4-sezon-13-bolum-ecbert-filmloverss

Gelelim Ragnar Lothbrok ve Ivar the Boneless’a. Uzunca bir süre ortalıktan kaybolan ve beklenmedik bir anda geri dönen Ragnar için hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Ne ailesi, ne yoldaşı Floki, ne vazgeçemediği Lagertha ne de önderlik ettiği halkı Ragnar’ı bağrına basmadı. Hal böyle olunca, rotamızı bu kez Wessex’e, Kral Ecbert’e çevirdik. İtiraf etmeliyim ki Kral Ecbert, Judith ve Aethelwulf üçlüsünü özlemişim. Ragnar gibi düşünen – ya da düşünmeye çalışan – Ecbert’in Vikings’in çalınması gereken başka bir kapısı olduğunu düşünüyorum.  Zaman zaman deliyi oynamaktan çok gerçekten delirmeye başladığını düşünsem de, Ragnar için ufak bir kıvılcım yeterli olacaktır diye bekledim hep. Bu kıvılcım da Ivar’ın ta kendisiydi. İlk defa bir konuda yanıldığını itiraf eden Ragnar’ın Ivar’ın gücünü görmezden gelmediğini biliyoruz; ancak bu noktada neler planlıyor kestiremiyoruz. En güzel yanı da bu zaten. Ragnar, Ragnar Lothbrok olmaya devam ettiği sürece Valhalla’nın kapılarını biz bile aralayabiliriz. Dolayısıyla Ragnar’ın elinde kalan bir düzine vikingi gözden çıkarmasına da şaşırmamak gerek. Ivar ile birlikte Kral Ecbert’in karşısına çıkmaya hazırlanırken, boş bir heves uğruna bu kadar zorluğu çekmeyeceğini düşünüyorum. Ivar’ı her gördüğümde yüzünden zalimlik aktığını düşünsem de, karakterinde bir çekicilik olduğunu inkar edemiyorum. Görünüşte Ragnar’a en çok benzeyen Bjorn olsa da, zihinsel ve fiziksel olarak sanırım Ragnar Lothbrok’a en çok benzeyen Ivar the Boneless. Evet, bacaklarına rağmen. Çevikliğini ve aslında ne kadar güçlü olduğunu bu bölümde bir kez daha gösteren Ivar’ın Ragnar Lothbrok ile – yalnızca iki kişi olmalarına rağmen – Wessex’in altını üstüne getireceğine şüphe yok. Kral Ecbert’in de bu anı sabırsızlıkla beklediğini düşünüyorum. Ne olursa olsun, üzerinde Ragnar’ın etkisi oldukça fazla. Çünkü Ragnar’ın aklına saygı duyuyor. Dolayısıyla Ivar’a da içten içe saygı duyacaktır. Açıkçası kendini düşünmesi gereken tek kişi Aethelwulf. Kral Ecbert her halükarda yolunu çizecektir, bir başka deyişle Ragnar’ın çizdiği yolda ilerleyecektir. Çünkü Kral Ecbert ile vedalaşma vaktinin geldiğini henüz düşünmüyorum.

Haftalardır fırtınayla boğuşan Vikings’de tufan ilk önce Wessex’te çıkacak görünen o ki. Bu tufanın habercisi olan on dördüncü bölüm fragmanını aşağıdan izleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=2uJyJ5N4KgU

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi