Vikings 4. Sezon 11. Bölüm The Outsider ile Ragnar Lothbrok’a nihayet kavuştuk; ancak Kattegat’ta hiçbir şey eskisi gibi olmayacak belli ki. Dolayısıyla, dördüncü sezonun ikinci yarısında fırtınayı beklerken tufana yakalanmamız an meselesi.

***Bu yazı Vikings 4. Sezon 11. Bölüm hakkında keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

Vikings de Ragnar Lothbrok (Travis Fimmel) da geri döndü ama görünen o ki Kattegat buna henüz hazır değil. Dördüncü sezonun ikinci yarısı tam da bıraktığımız yerden başladı. Rollo tarafından alt edilen Ragnar pişmanlıklarıyla ve öfkesiyle birlikte çıktığı yolculuktan yeni fikirlerle döndü. İngiltere’ye dönük bu fikirlere elbette ki şaşırmadık; ancak ne oğulları, ne Aslaug, ne yoldaşı Floki ne de Ragnar’ı Ragnar Lothbrok yapan Lagertha, geçmişi bir kalemde silmeyi başaramayacak gibi görünüyor. Haksız da sayılmazlar gerçi. Ardına bakmadan herkesi, her şeyi terk eden Ragnar intikam duygusuyla yanıp tutuşurken gerçekten oğullarının onu İngiltere yolculuğunda yalnız bırakmayacağını düşünüyor olabilir mi?

Vikings 4. Sezon 11. Bölüm: Kattegat’ta Aile Birleşmesi

vikings-4-sezon-11-bolum-ragnars-sons-filmloverss

Ubbe, Hvitserk, Sigurd ve Ivar’ın büyümesiyle birlikte Kattegat oldukça şenlendi. Kendisini öldürüp tahta geçmeleri için oğullarına bir fırsat veren Ragnar’ın, Ubbe (Jordan Patrick Smith) ile karşı karşıya geldiği anda olayı bir adım öteye götürebileceklerini düşünmedim değil. Böyle bir durum söz konusu olacaksa kuşkusuz Bjorn (Alexander Ludwig)’un tahta geçmesini bekler ve isterim. Ancak bu hem basit hem de olağan dışı bir son olurdu; hele ki sessiz ve derinden gelen Ivar (Alex Høgh Andersen) orada dururken. Şu bir gerçek ki, Ragnar’ın oğulları da kendi içlerinde bölünmüş durumda. Bjorn aklı başında, belki de Ragnar’a en çok benzeyen de o. Her ne kadar Ragnar’a kızgın olsa da Ragnar’ın dönüşünden hoşnutsuz diyemem. Zira Bjorn’un aklı da bu doğrultuda yaptığı eylemler de başka bir yöne evrilmiş durumda. Paris’te bulduğu bir haritayla Akdeniz’e doğru ilerlemeyi düşünen Bjorn, Ragnar’ı İngiltere yolculuğunda yalnız bırakacağını çoktan belirtti. Hvitserk (Marco Ilsø) ve Bjorn kadar önemli bir destek olan Floki (Gustaf Skarsgard)’yi de en büyük oğluna kaptıran Ragnar’ın şansını denemek için diğer kapıları çalacağını da biliyoruz artık. Sigurd (David Lindström) cephesinde ise işler biraz daha karışık. İçlerinde belki de en hassas olanının Sigurd olduğunu düşünürsek, Ragnar’a kin besleyebileceği fikrini benimsemek zor olmayacaktır. Geçmişte Ragnar’ın edindiği unvanın ve başarıların artık bir önemi olmadığını düşünen Sigurd’un ‘kral’ olmak isteyebileceğini de göz ardı etmemek gerek. “Onu artık kimse sevmiyor.” derken daha çok kendi duygularını dışa vurduğunu düşünen bir tek ben değilimdir diye düşünüyorum açıkçası. Sigurd gibi Ubbe’nin de Aslaug ve Kattegat için ne Bjorn ile ne de Ragnar ile gitmeyeceğini biliyoruz, en azından şimdilik. Peki, geriye kim kaldı? Bu isim Kattegat’ın ve Vikings’in geleceğini belirleyecek hiç kuşkusuz: Ivar the Boneless.

Ivar’a değinmeden önce Ragnar’ın büründüğü yeni kimliği irdelemek istiyorum. Dördüncü sezonun ilk yarısında Ragnar Lothbrok’un çeşitli ruh halleriyle mücadele ettik. Yidu ile birlikteyken bulunduğu çemberden bir adım dışarıya çıkıp hayatına öylece bakan Ragnar Lothbrok’un, artık deliyi oynamaktan çok gerçekten delirmeye başladığını düşünmüştüm. Tabii ki Yidu’nun gizemli Çin bitkilerini de unutmamak gerek. Ancak aklını bu denli muazzam kullanabilen Ragnar’ın kendini kaybedeceğini düşünmek istemiyorum. Bu zamana kadar hep Ragnar Lothbrok’un bir sonraki adım için düşüncelerini tahmin etmeye çalışmıştık. Dördüncü sezonda ise Ragnar’ın ne yapacağından çok artık kim olduğunu anlamaya çalıştık. Ragnar’da gözle görülür bir değişim var ve bu yeni Ragnar sadece kendini ve yaptıklarını sorgulamakla meşgul. Her zaman bir şeyleri sorgulasa da, bu davranışlar Ragnar Lothbrok’tan beklediğimiz davranışlar değil üzülerek söylemeliyim ki. Eskiden akıntıya karşı yüzen ve galip gelen Ragnar şimdi kendisini akıntıya bırakmak için elinden geleni yapıyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi Lagertha (Kathryn Winnick)’nın yanından dönerken hayatından da vazgeçmeye yeltenen Ragnar’ın kendisine bir dur demesi gerekiyor artık.

Vikings 4. Sezon 11. Bölüm: Baykuş

vikings-4-sezon-11-bolum-lagertha-filmloverss

Aralarında ne geçerse geçsin, Floki ve Ragnar’ın yolu kolay kolay ayrılamaz. Vikings’in temelinde belli başlı taşlar yerli yerine oturmuş durumda, çıkış noktası ve ilerleyeceği yön aşağı yukarı belli, destek aldıkları güç Vikingler için inkar edilemez ama Floki ve Ragnar’a çizilen karakter portresinin sınırlarını bilememek muazzam. Bu noktada dizinin yaratıcısı Michael Hirst’ün de katkısı büyük şüphesiz ki. Hal böyle iken, Gustaf Skarsgard (Floki) ve Travis Fimmel (Ragnar)’in birlikte olduğu her an bir seyir keyfi benim için. Hatta bazen susup sadece bakışlarıyla konuşmalarını bile istiyorum. İşte tam buna karşılık gelecek bir anı bu bölümde tekrar yaşadık. Birbirlerine olan düşkünlükleri çok şey ifade ediyor. En büyük şahitleri de Helga. Ragnar gibi aklını muazzam derecede kullanan Floki, Ragnar’a hala büyük bir saygı duyuyor. Dahası,  Ragnar’ın ruh halini ve yaşadığı gelgitleri de fark ediyor. Burada önemli olan kısım, Ragnar’ın özellikle Floki ve Lagertha ile üzerinde durup düşünülmesi gereken konuşmalar yapması. Tıpkı bir veda gibi. Valhalla’da Floki’yi göremeyeceğini düşünen Ragnar’ın bir vedayı çağrıştıran konuşmalarından tanrılarla arasına mesafe koyduğunu düşünebiliriz. Bu bir tercih mi, yoksa yaptıklarının sorumluluklarını üzerine almak için mi böyle bir yola girdi henüz kestirebilmiş değilim. Zira Athelstan’ın hayatına girmesiyle beraber hayatının anlamı olan her şeyi en ince ayrıntısına kadar sorgulamaya başlayan Ragnar, Odin ve Valhalla’dan vazgeçebilir mi bilemiyorum. Görünen o ki, Valhalla kapıları Ragnar için henüz kapanmamış. Tanrılardan gelen mesajı boynundaki iple Ragnar’ın da aldığını düşünüyorum; hele ki bu mesaj bir kuzgun tarafından gelmişse. Yeri gelmişken kahinden de bahsetmek gerek. Floki ve Ragnar kadar etkili bir karakteri var ve yine ağzından pek iç açıcı kehanetler dökülmedi bu bölümde. Facia, düzensizlik, kaos ve ölüm bu sezon yine bizi bekliyor. Gerçi Athelstan’ın ölümünden sonra kolay kolay sarsılmam diye düşünüyorum, tabii Floki ve Ragnar’a dokunmadıkları sürece. Kahin’in Bjorn’e bahsettiği lanetin Ragnar’ı içerdiğini pek düşünmüyorum. Daha kötülerine alışkınız; ancak Lagertha’nın gözü gibi baktığı baykuşun İskandinav mitolojisinden Vikings’e nasıl yansıyacağını oldukça merak ediyorum.

Vikings 4. Sezon 11. Bölüm: Baba, Oğul ve Kutsal Yolculuk

vikings-4-sezon-11-bolum-ivar-filmloverss

Gelelim Vikings’in geleceğini belirleyecek Ivar’a. Ivar’ın kardeşleriyle olan bağı zaman zaman pamuk ipliğine bağlıymış gibi geliyor. Öfkesi kendine, kardeşlerine, babasına, annesine, tanrılara hatta belki de hepsine. Vikings’de tehlikenin ve gaddarlığın vücut bulmuş hali olacak Ivar kısa bir süre sonra. Bacaklarını kullanamamasının öfkesini en çok da kardeşlerine yansıtacak belli ki. Margrethe ile yaşananlar bu durumun ve bundan sonra olacakların bir göstergesiydi. Ivar’ın düşüncelerini okumak bu anlamda kolay değil. Ragnar Lothbrok’un oğlu olmak hiç kolay değil. Bildiğimiz tek bir şey var, o da Ivar’ın öfkesi dinmeyecek.  Ivar fiziksel engelinden aklını kullanarak kurtulmayı başarıyor aslında. Bu noktada Ragnar’a oldukça benziyor diyebilirim. Ragnar’ın dönüşünü kabullenen ve buna sevinen tek kişi belki de. Ragnar’a benzeme konusunda Ivar’ın Bjorn’den farkı ise hayata karşı çok daha kızgın ve agresif olması. Hatta Ivar’ı gördüğüm her an birini öldürecekmiş gibi hissediyorum, gerçekten yapmaktan hoşlandığı tek şey öldürmek olabilir.  Ivar karakterine hayat veren Alex Høgh Andersen’in performansını da göz ardı etmemek gerek. Vikings’in doğası gereği, karakterlerin fiziksel olarak duygularını dışa vurmaları en büyük avantajları ve buna Andersen (Ivar)’in varlığı da büyük bir katkı yapacak. Rollo Paris’te bekleyedursun, şu an için İngiltere yolculuğunda Ragnar ve Ivar’ın neler yapabileceğini düşünmek bile yeterince merak uyandırıyor. Kral Ecbert’i henüz göremedik ama başına gelecekleri şimdiden kabullense iyi olur. Zira Ragnar Lothbrok’un tanrılardan gelen mesajı fazlasıyla aldığını ve kabul ettiğini düşünüyorum.

Lagertha’nın Ragnar’a olan yaklaşımına karşın kendisine yeni bir yoldaş, Astrid, bulduğunu görüyoruz. Geçmişte erkeklerle iyi ilişkiler kuramadığını düşünürsek, bu kez en yakınında bir kadının olmasını da anlayabiliriz. Ancak bu ilişki ne kadar gerçek bilemiyorum, Ragnar’a karşı bakışları bile bunu ele veriyor. Ne olursa olsun Lagertha Vikings için oldukça önemli bir karakter ve onuncu bölüm olan The Last Ship’te aramızdan ayrılmadığı için çok memnunum. Aslaug’tan hazzetmesem de kadın karakterler olmadan Vikings’de hiçbir şeyin beklenen sona eremeyeceğini biliyoruz. Kadın karakterler demişken, Ragnar’ın Helga’ya tuhaf tuhaf baktığını şimdilik yok saymak istiyorum. Floki’yi bir kez daha hayal kırıklığına uğratmak gibi saçma bir davranışta bulunmaz umarım. Yoksa Valhalla kapılarını Ragnar’ın yüzüne Floki kapatacak. Hem de sonsuza dek.

Ragnar Lothbrok ve zalimlikte sınır tanımayan Ivar’ın İngiltere macerasına tanık olacağımız Vikings 4. sezon 12. bölüm fragmanını aşağıdan izleyebilirsiniz.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi