Geçmişten günümüze dünya basınının İngiliz Kraliyet ailesine olan ilgisi çoğu zaman – hatta her zaman bile diyebiliriz – politik nedenlerden ziyade magazinsel olaylara dayanıyor. 1. Dünya Savaşı’ndan sonra radyonun ve gazetelerin iyice yayılması, daha sonra da televizyonun hayatımıza girmesiyle kraliyet ailesi adeta asil olmayan “sıradan” insanların evlerine konuk olarak mesafeli duruşunu bir nebze de olsa azaltmış oldu. Televizyonun, kraliyet ailesinin iyi ya da kötü halka ilişkiler aracı olmasının en ivme yaptığı zaman her ne kadar çoğu insana Leydi Diana dönemi gibi gelse de aslında İngiliz Kraliyeti 1. Elizabeth ve Victoria dönemlerinde de oldukça konuşulan magazinsel olaylara şahit oldu. Stephen Frears da bundan feyz alıyor ve son filmi “Victoria & Abdul” da 19. yüzyılın Buckingham Sarayı’nın çalkalanmasına neden olmuş Kraliçe Victoria ve Hintli hizmetkarı Abdul Karim’in hikayesi ile karşımıza çıkıyor. Filmin en ilginç yanı, Victoria ile Hintli hizmetkarı Abdul’un yakın ilişkisinin 2010 yılında yazar Sharabani Basu’nun “Victoria & Abdul: The True Story of the Queen’s Closest Confidant” adlı kitabı çıkana dek hiç bir şekilde bilinmiyor olması. Kitabın yazarı Basu, Victoria’nın yaşadığı yazlık saraya olan ziyaretinde Hintli bir adamın üniforma içinde portrelerini görünce merak edip araştırmaya başlar. Araştırmalarını yaparken Abdul Karim’in torunun oğlu ile iletişime geçer ve Urduca yazdığı anılarının bulunduğu not defterini okumaya başlar.(2) Yazar, daha önce kimsenin Urduca notları okumayı aklına getirmediği için bu yakın ilişkinin ortaya çıkmadığını söylese de durum biraz daha farklı. Önce filmde konunun nasıl işlendiğine değineceğim. Victoria & Abdul: Tarihe Işık Tutamayan Sıradışı Bir Kraliyet Hikayesi “Florence Foster Jenkins”, “Philomena” ve “The Queen” gibi biyografik özellik taşıyan filmlere imzasını atmış yönetmen Stephen Frears, Victoria & Abdul’da da yine bir kitap uyarlaması ile karşımıza çıkıyor. Kitabın film uyarlamasını ise Billy Elliot’tan tanıdığımız Lee Hall üstleniyor. Judi Dench 1997’deki Mr. Brown filminde canlandırdığı Victoria karakterinden sonra tekrar karşımıza aynı karakterle çıkıyor – hem de çok özel ve mükemmel bir oyunculukla! Judi Dench’e ise Abdul Karim karakterine hayat veren Ali Fazal –hakkını veremediğini düşünsem de - eşlik ediyor. Filmin benzer bir konusu daha önce 1997 yapımı “Mr. Brown”da geçiyor. “Mr. Brown”da kraliçenin İskoç yaveri Brown ile yakın ilişkisi anlatılırken, Victoria & Abdul filminde de bu ilişkiye kraliçenin kızı tarafından atıfta bulunuluyor: “Bu Hintli adam adeta yeni bir Bay Brown!”. Böylelikle tarihin tekerrür ettiğinin sinyali verilir. Filmde, Abdul özel bir sikkeyi sırf boyu uzun olduğu için kraliçeye sunmak üzere Hindistan’dan getirtilir. Ardından kraliçenin ilgisini çeker ve arkadaşlıkları başlar. Her ne kadar bu arkadaşlık filmde daha çok anne-oğul ilişkisi gibi gözükse de kitabın yazarı kraliçenin Abdul’a karşı duygularının platonik olduğunu belirtiyor. Tabi ki de kraliçenin Müslüman bir Hintli ile yakın arkadaş olup onu akıl hocası tayin edip sarayda önemli pozisyonlara getirmesi başta çocuklarını ve tüm personeli inanılmaz rahatsız eder. Ancak kraliçe geri adım atmaz, hatta Abdul’un karısını ve kayınvalidesini de Hindistan’dan İngiltere’ye getirtir ve sarayda misafir eder. Bu yakın arkadaşlık ta ki kraliçe ölünceye devam eder. Kraliçenin ölümünden hemen sonra kral ilan edilen Edward, Abdul ve ailesini saraydan adeta kovar ve kraliçenin Urduca öğrendiği defterlerini, Abdul ile olan ilişkisini anlattığı hatıra defterlerini yakarak imha eder. Böylelikle Abdul ile kraliçenin ilişkisi de…

Yazar Puanı

Puan - 68%

68%

Bir kültürü öğrenmek önce o kültürün dilini öğrenmekle başlar. Buna bağlı olarak film, başından itibaren iki farklı kültürün 19. yüzyıl sonlarında nasıl iletişim kurabileceğine dair bir örnekleme oluşturuyor. Hikaye de daha sonra tarihçilere adeta kanıt bırakmak istermişçesine bu çerçevede dönüyor.

Kullanıcı Puanları: 3.08 ( 4 votes)
68

Geçmişten günümüze dünya basınının İngiliz Kraliyet ailesine olan ilgisi çoğu zaman – hatta her zaman bile diyebiliriz – politik nedenlerden ziyade magazinsel olaylara dayanıyor. 1. Dünya Savaşı’ndan sonra radyonun ve gazetelerin iyice yayılması, daha sonra da televizyonun hayatımıza girmesiyle kraliyet ailesi adeta asil olmayan “sıradan” insanların evlerine konuk olarak mesafeli duruşunu bir nebze de olsa azaltmış oldu. Televizyonun, kraliyet ailesinin iyi ya da kötü halka ilişkiler aracı olmasının en ivme yaptığı zaman her ne kadar çoğu insana Leydi Diana dönemi gibi gelse de aslında İngiliz Kraliyeti 1. Elizabeth ve Victoria dönemlerinde de oldukça konuşulan magazinsel olaylara şahit oldu. Stephen Frears da bundan feyz alıyor ve son filmi “Victoria & Abdul” da 19. yüzyılın Buckingham Sarayı’nın çalkalanmasına neden olmuş Kraliçe Victoria ve Hintli hizmetkarı Abdul Karim’in hikayesi ile karşımıza çıkıyor.

Filmin en ilginç yanı, Victoria ile Hintli hizmetkarı Abdul’un yakın ilişkisinin 2010 yılında yazar Sharabani Basu’nun “Victoria & Abdul: The True Story of the Queen’s Closest Confidant” adlı kitabı çıkana dek hiç bir şekilde bilinmiyor olması. Kitabın yazarı Basu, Victoria’nın yaşadığı yazlık saraya olan ziyaretinde Hintli bir adamın üniforma içinde portrelerini görünce merak edip araştırmaya başlar. Araştırmalarını yaparken Abdul Karim’in torunun oğlu ile iletişime geçer ve Urduca yazdığı anılarının bulunduğu not defterini okumaya başlar.(2) Yazar, daha önce kimsenin Urduca notları okumayı aklına getirmediği için bu yakın ilişkinin ortaya çıkmadığını söylese de durum biraz daha farklı. Önce filmde konunun nasıl işlendiğine değineceğim.

Victoria & Abdul: Tarihe Işık Tutamayan Sıradışı Bir Kraliyet Hikayesi

“Florence Foster Jenkins”, “Philomena” ve “The Queen” gibi biyografik özellik taşıyan filmlere imzasını atmış yönetmen Stephen Frears, Victoria & Abdul’da da yine bir kitap uyarlaması ile karşımıza çıkıyor. Kitabın film uyarlamasını ise Billy Elliot’tan tanıdığımız Lee Hall üstleniyor. Judi Dench 1997’deki Mr. Brown filminde canlandırdığı Victoria karakterinden sonra tekrar karşımıza aynı karakterle çıkıyor – hem de çok özel ve mükemmel bir oyunculukla! Judi Dench’e ise Abdul Karim karakterine hayat veren Ali Fazal –hakkını veremediğini düşünsem de – eşlik ediyor. Filmin benzer bir konusu daha önce 1997 yapımı “Mr. Brown”da geçiyor. “Mr. Brown”da kraliçenin İskoç yaveri Brown ile yakın ilişkisi anlatılırken, Victoria & Abdul filminde de bu ilişkiye kraliçenin kızı tarafından atıfta bulunuluyor: “Bu Hintli adam adeta yeni bir Bay Brown!”. Böylelikle tarihin tekerrür ettiğinin sinyali verilir.

Filmde, Abdul özel bir sikkeyi sırf boyu uzun olduğu için kraliçeye sunmak üzere Hindistan’dan getirtilir. Ardından kraliçenin ilgisini çeker ve arkadaşlıkları başlar. Her ne kadar bu arkadaşlık filmde daha çok anne-oğul ilişkisi gibi gözükse de kitabın yazarı kraliçenin Abdul’a karşı duygularının platonik olduğunu belirtiyor. Tabi ki de kraliçenin Müslüman bir Hintli ile yakın arkadaş olup onu akıl hocası tayin edip sarayda önemli pozisyonlara getirmesi başta çocuklarını ve tüm personeli inanılmaz rahatsız eder. Ancak kraliçe geri adım atmaz, hatta Abdul’un karısını ve kayınvalidesini de Hindistan’dan İngiltere’ye getirtir ve sarayda misafir eder. Bu yakın arkadaşlık ta ki kraliçe ölünceye devam eder. Kraliçenin ölümünden hemen sonra kral ilan edilen Edward, Abdul ve ailesini saraydan adeta kovar ve kraliçenin Urduca öğrendiği defterlerini, Abdul ile olan ilişkisini anlattığı hatıra defterlerini yakarak imha eder. Böylelikle Abdul ile kraliçenin ilişkisi de tarihin bilinmeyenleri arasında yerini alır.

Film 19. yüzyılda Hindistan’daki koloni sorununa ışık tutmak yerine sadece bu yakın ilişkinin yapısını gözler önüne sermekle meşgul olmuş. Bu da filmin en eksik noktası diyebilirim. Kraliçe bir nevi “diğer” kültür ile yakından ilgilense de bu merak Abdul’u tanımaktan öteye geçemiyor. Hindistan’da olan bitenleri “naif” bir şekilde öğrenmeye çalışması ise filmin sadece İngiliz kültür bakış açısından bakıldığının örneğini oluşturuyor. Kraliçenin daha önce hiç adımını bile atmadığı bir ülkeyi nasıl yönettiğinin bahsi asla geçmiyor. Yüzeysel bir şekilde tarihi olayların üzerinden hafif geçer gibi yapılırken o dönemin en büyük ayaklanmasının gerçekten kimler tarafından yapıldığından bihaber bir hükümdar karşısında ağzımız açık kalıyor maalesef.  Yönetmen bu tarihsel eksiklikten filmin başında geçen “Gerçek olaylara dayanmaktadır… Neredeyse.” yazısına sığınarak da maalesef kurtulamıyor. Abdul karakteri filmde adeta İngiliz himayesinde olduğu için müteşekkirken kraliçeye hizmet etmenin hayattaki en ulvi görev olduğunun altını birden fazla çizerek kendi ülkesindeki sorunları neredeyse bertaraf ediyor. Her ne kadar karakterin inandırıcılığından ziyade tipik Bollywood karakterlerini andıran bir oyunculuk izlesek de Judi Dench’in desteğiyle Victoria ve Abdul arasındaki diyalogların samimi olması sağlanıyor.

Bir kültürü öğrenmek önce o kültürün dilini öğrenmekle başlar. Buna bağlı olarak film, başından itibaren iki farklı kültürün 19. yüzyıl sonlarında nasıl iletişim kurabileceğine dair bir örnekleme oluşturuyor. Hikaye de daha sonra tarihçilere adeta kanıt bırakmak istermişçesine bu çerçevede dönüyor.

Victoria & Abdul, yukarıda bahsettiğim üzere tarihi olaylara ışık tutmasa da alışılagelmemiş gerçek bir hayat hikayesinin her anını merakla izleyebileceğiniz eğlenceli bir film olmuş. Judi Dench’in muazzam oyunculuğu ise filmin bonusu!

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi