Yıl 1968. Türk Sineması’nın en parlak olduğu, yönetmenlerin daha çok sanat filmlerine yöneldiği bir dönem. Sinemamızın belki de üzerine en çok yazılan çizilen kült filmi: Vesikalı Yarim. Ben de eksik kalmayıp bu çok sevdiğim filmi, doğrusu bende bıraktığı etkiyi paylaşmaya karar verdim.

Başrollerini dönemin yıldız oyuncuları Türkan Şoray ve İzzet Günay’ın paylaştıkları, siyah beyaz filmin yönetmen koltuğunda auteur kimliği kazanmış bir isim oturuyor: Ömer Lütfi Akad. Hikaye Sait Faik Abasıyanık’a ait, senaryo ise Safa Önal imzası taşıyor.

Film, manav Halil ile konsomatris Sabiha’nın hüzünlü aşk hikayesini konu ediniyor. Akad dönemin diğer filmlerinden farklı olarak üslubunu hızlı bir kurgu ya da çarpıcı kamera hareketleri ile değil de ön planda mizanseni ile yakalıyor. Tercih ettiği replikler hem doğal hem çarpıcı olabildiği için seyircisine klasik Yeşilçam melodramlarından çok daha farklı bir deneyim sunuyor. Bu deneyimin akılda kalıcı ve tuhaf bir etkisinin olduğunu da söyleyebilirim. Tanıdık gelen motiflerin her biri özel ve estetik bir dille anlatılırken her plan da özenle çekilmiş. Sadece eski İstanbul görüntüleri için bile görülesi film, bir dönemin kültür-sanat faaliyetleri, erkeğin ve kadının toplumdaki yeri, yaşam biçimleri ve sınıf farklılıkları için de izlenmeli.

Genel olarak anlatımda önemli bir etkisinin olduğunu düşündüğüm filmin şarkılarını Şükran Ay seslendiriyor. Özellikle final şarkısı “Kalbimi Kıra Kıra” seyirci için bir duygu yoğunluğu tehlikesi oluşturuyor. Seyirciye asıl dokunaklı gelen ise onu inciten, ağlatan ne varsa sadece izlemekle yetiniyor olması. Olaylara yön vermek isterken müdahale edemeyişi… Birçok Yeşilçam filminde olduğu gibi fedakarlığın sonradan öğrenilmesiyle sevgililerin kavuştuğu bir yapı söz konusu değil; filmi harekete geçiren düşünce arzu, tema ise arzunun imkansızlığı… Filmdeki iki kilit replik de bunun açık bir ifadesi: 


Sabiha: Çok eskiden rastlaşacaktık.

Halil: Asıl şimdi yıktı beni…

Senarist Safa Önal’ın bile filmin neden bu kadar sevildiğini çözememiş olması, etkisinin her analizde farklı yorumlanması bir genelleme yapmam için fazla iddialı durumlar. Herkesin farklı bir bahanesi var bu filmi sevmek için. Bu sebeplerden birkaçına ulaşmak ve daha detaylı bir analiz okumak isteyenler için bir önerim olacak: Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ndeki bir çalışma grubunun hazırladığı, Metis Yayınlarının bastırdığı “Çok Tuhaf Çok Tanıdık” kitabı “Vesikalı Yarim” sevenleri ve özellikle sinefil okurları bekliyor.

5. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi 2. Film” (En İyi Film Ödülü: İnce Cumali – Yılmaz Duru), “En İyi Kadın Oyuncu”, “En İyi Senaryo” ödüllerini almış film, Orhan Veli’nin Tahattur şiirine de konu olmuştur. Şiirde geçen “Vesikalı Yârim” ifadesi düşündürücüdür. Vesika fahişe kelimesinin bir karşılığıdır, yâr ise sevgili. Karakterlerin nasıl imkânsız bir aşka düştüğünün naif bir ifadesidir bu iki kelime. Sinemamızın en sağlam ekip işini, en güzel örneğini izlemeyenlere ısrarla tavsiye ederken şairin şu dizeleriyle de yazıma son veriyorum:

“ Alnımdaki bıçak yarası
Senin yüzünden;
Tabakam senin yadigârın.
‘İki elin kanda olsa gel’ diyor
Telgrafın;
Nasıl unuturum seni ben,
Vesikalı yârim? “

İyi Seyirler.

 

  • S

    Harika bir film olduğu konusunda sonuna kadar katılıyorum,ayrıca bu yazının özel gösteriminin de olduğu bir günde paylaşılması çok güzel bir hoşluk yarattı ben de. Teşekkürler Özge Yağmur 🙂

  • Simge Bayraktar

    Kısa zaman önce tekrar izlemiştim filmi, büyülü bir hüznü var, özel filmlerden biri kesinlikle.
    Yazı çok güzel çok samimi, replikler beni filme, Türkan Şoray’ın buğulu gözlerine götürdü… Teşekkürler Özgecim.

  • Film klasiklerden zaten , duygu dolu tam bir nostalji harikası ama bu yazı filme bakışı genişletiyor. Defalarca izlenmiş olsa dahi yeniden izleme isteği uyandırıyor. Yazan kalem sinema konusunda oldukça derin bir bakış açısına sahip ve ek olarak ifade yeteneği de oldukça hoş. Yazanın eline sağlık…

  • Altan Kendirci

    Filmde beni en çok etkileyen sahne Galata köprüsünün akşam belli bir saatten sonra kapanması olmuştu.Sizinde söylediğiniz gibi Özge hanım film sırf eski İstanbul için bile izlenir.Keyifli yazınız için teşekkürler.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi