Sinemada gerilimin tartışmasız en büyük ismi Alfred Hitchcock’un 1958 yılında D’entr les morts adlı kitaptan uyarlayarak beyazperdeye aktardığı Vertigo, sinema tarihinin gelmiş geçmiş en iyi filmlerinden biri olarak anılmaktadır. Hitchcock’un gerilimi her sahnesinde hissettiren bu filmi belirgin bir şekilde, kalıplaşmış kadın ve erkek rollerine de işaret etmektedir.

1954 yılında Boileau-Narcejac kaleminden çıkarak okuyucu ile buluşan D’entre les morts, yayımlandıktan dört yıl sonra Alfred Hitchcock kamerasıyla sinemada yerini aldı. İlk gösterimlerinden olumlu yorumlarla ayrılmayan Vertigo, yıllar içinde hak ettiği itibarı kazandı ve 2012 yılında British Film Institute’un düzenlediği Sight and Sound anketinde şimdiye kadar yapılmış en iyi film seçildi. James Stewart ve Kim Novak’ın oyunculuklarıyla ölümsüzleşen Vertigo; senaryosu, teknikleri ve barındırdığı psikolojik gerilim öğeleri ile birçok eleştirmenin kalemine yansıdı, birçok incelemenin konusu oldu. Vertigo’nun en dikkat çeken yanlarından biri ise, film boyunca kendini açıkça gösteren ve senaryo içerisinde müthiş doğallıkla ele alınan kalıplaşmış cinsiyet rollerinin devinimidir.

Vertigo’da Cinsiyet Rolleri

vertigo-galvin-filmloverss

Bir suçluyu kovalarken arkadaşını düşmekten kurtaramayan, yaşadığı bu acı olay nedeniyle yükseklik korkusu başlayan bir FBI dedektifi olan John Scottie Ferguson (James Stewart); bu olaydan sonra dedektiflik görevini bırakır. Kendi erkekliği ile özdeşleştirdiği işini kaybederek özgüvenini ve erkekliğini de yitirmiş hisseden Scottie, yaşadığı şok ve beraberinde gelen bu yetersizlik hissinden bir şekilde kurtulmak istemektedir. Scottie’nin zayıflamış erkeklik duygusuna gelen ilk tezat ise, Midge (Barbara Bel Geddes) karakterinin sahneye çıkması olur. Midge, Scottie’nin eski nişanlısı ve şimdiki arkadaşıdır. Gayet özgüvenli, kendine yeten ve bir o kadar da maskülen görülen bir hava içerisinde Scottie ile diyalog halindedir. Bütün maskülenliği ile bir iç çamaşırı tasarımcısı olarak çalışan Midge, yardıma ihtiyacı olduğunu düşündüğü arkadaşına akıl hocalığı, hatta Midge’in deyimiyle annelik yapar. Bu haliyle; narin, korunmaya muhtaç ve yönetilmeye ihtiyacı olan bir kadın profilinden çok uzak olan Midge adeta, İkinci Dünya Savaşı sonrasında yükselişe geçen, o zamana kadar erkeklerin tekelinde olan mesleklere el atan ve kendi kendini yöneten kadın profiline bir örnek teşkil eder. Bu özelliğiyle, Scottie’ye kendisini erkek gibi hissettirebilmekten çok uzaktır.

Scottie, kendisine yetersizlik hissini sonuna kadar hissettiren vertigo hastalığına rağmen, arkadaşı Galvin Ester’in (Tom Helmore) iş teklifini kabul eder. İşi, Galvin’in tuhaf davranışlar sergilemekte olan ve intihara meyilli görünen eşi Madeleine’i takip etmek olan Scottie, tüm cesaretiyle işe koyulur. Bu yolda, hesaba katmadığı ve içten içe ihtiyacı olduğunu kendisine bile itiraf edemediği bir şey olur: Ona kendisini erkek gibi hissettiren bu kadına, Madeleine’e büyük bir tutku ile aşık olur. Madeleine’in çok güzel bir kadın olmasının yanında, yardıma ve korunmaya muhtaç olan kırılgan ve hassas bir kadın olması da bu tutkunun doğmasına sebebiyet vermiştir. Scottie; hem işiyle ilgili, hem de erkekliği ile ilgili güvenini kazanma fırsatı veren tutkusuna bağlı kalarak, Madeleine’i korumaya çalışır ama başaramaz. Madeleine, bir kilisenin çatısından kendini aşağı atarak intihar eder. İşte rollerin en çetrefilleştiği yer de, Galvin-Madeleine-Scottie üçlüsünün arasındaki ilişkidedir. Karısını öldürüp intihar süsü vermek için sahte bir Madeleine yaratarak Scottie’ye izlemesini söyleyen Galvin, bütün olan bitenin manipülasyonunu yapan kişidir. Korunmaya muhtaç kadınlığı ile Scottie’yi etkileyen Madeleine karakteri Scottie’yi yönetirken, Madeleine’in kendisi de Galvin’in planlayıp yönettiği bir oyunun boyun eğen kadın oyuncusudur. Galvin kadının üzerinde egemenlik kurarken, kadın da Scottie üzerinde güç ilan etmiştir.

vertigo-judy-filmloverss

Madeleine’in ölümü ile sarsılan Scottie, bir kez daha elinden kaçırdığı erkekliğinin getirdiği depresyon ile baş etmeye başlar. Kaybetme acısı içerisinde dolaşırken, Madeleine’e benzeyen Judy ile karşılaşır. Judy, Madeleine’e o kadar benziyordur ki, tek farkı giyim tarzı ve saçlarıdır. Ona kendisini erkek hissettiren Madeleine’i Judy’de bulmak isteyen Scottie, Judy’nin görünümünü değiştirmek ister. Judy ise, Scottie’ye olan gerçek aşkı için buna itiraz etmez. Hem sevdiği için, hem de Madeleine kılığına girerek Scottie’yi aldatıp büyük bir şok yaşatmaktan duyduğu suçluluk ile dolu olduğu için Judy; kendisini adeta Scottie’nin ellerine bırakır ve hisleri uğruna kendisine bu kadar değişim yapılmasına, hayatıyla bu kadar oynanmasına razı olur. Judy de, kadınlığını besleyen bu aşkı korumaya çalışırken, Scottie’nin bir kolyeyi fark ederek kendisine oynanan oyunu öğrenmesi ile yine bir kurbana dönüşür. Erkeklerin yönetimindeki senaryoların boyun eğen oyuncuları olan Madeleine ve Judy, her iki senaryoda da kurban rolünü üstlenirken, her ikisinde de hissettiklerini kontrol edemeyişten kaynaklı acı bir son yaşar.

vertigo-midge-filmloverss

Midge ve Madeleine/Judy’ye atfedilen cinsiyet rolleri birbirinden tamamen farklı iki kadın profili doğurur. Madeleine’e, o zamana kadar alışılagelmiş şekilde, korunmaya muhtaç, kendi hayatını yönetemeyen ve erkek egemen toplumu besleyen bir rol biçilirken; Midge  ise, o zamana göre çoğundan farklı olarak, kendi hayatının sahibi, kendi kararlarını alan ve hatta bir erkeğe akıl veren maskülen enerjili bir kadın imajı çizmektedir. Madeleine, egemenliği, yönetmeyi ve kahraman olma fikrini seven erkeğe kendisini daha erkek gibi hissettirirken; kendi hayatının kahramanı olduğu izlenimini dahil olduğu kısacık sahnelerde bile belli eden Midge, Scottie’nin aradığı yücelik duygusunu ona yaşatacak kadın olmaktan uzaktır.

Tüm bunlara bakarak, Vertigo’da tüm aklı başındalık ve rasyonellik gibi özellikler erkeklere atfedilirken, erkeklerin başlarına ne geldiyse de kadınların aşırılık ve kontrolsüzlüğünden geldiği izlenimini veren motifler var. Kadının zayıf ve yönetilmeye açık olarak görülen varlığının, yalnızca erkeğin arzularının ve kendini kanıtlama çabasının bir objesi olması, Vertigo’nun her sahnesinde izlerini gösteren bir temadır.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi