Rowan Joffe’nın ikinci kez yönetmen koltuğuna oturduğu filmi Uyuyana Kadar;  oluşturulan kuşkucu atmosfer ve akıcı ilerleyen kurgusuna rağmen, hikayesinde bıraktığı boşluklardan dolayı sahip olduğu potansiyeli bir türlü gün yüzüne çıkartamıyor. S.J. Watson’ın aynı adlı romanından uyarlanan film, hafızasını kaybeden bir kadının geçmişi ve kendi benlik arayışları üzerinden ilerleyerek seyircisine gerilim dozu yüksek, ters köşe bir hikaye anlatmaya çalışıyor. Lakin tüm bu iyi niyetli sinemasal çabalar, cevapsız kalan soru işaretlerinin çokluğu yüzünden havada kalmaktan öteye geçemiyor.

Geçmişinde yaşadığı travmatik bir kazadan dolayı sabahları hiçbir şey hatırlamadan uyanmak zorunda kalan Christine Lucas’ın gizem dolu hayatına odaklanan film; başarılı sayılacak kurgusal geri dönüşlerine rağmen senaryo açısından oldukça zayıf kalıyor.

Ünlü yönetmen Chirstopher Nolan’ın 2000 yılında çekmiş olduğu Memento ile bariz benzerlikler göstermekte olan yapım; bir kadın karakter üzerinden yürüttüğü hikayesine tedirgin edici dokunuşlarda bulunmayı başarıyor. Fakat orta da her sabah yeniden doğmuş bir zihin olmasına rağmen, karakterin teknolojik aletleri rahatlıkla kullanması ya da yönetmenin hikayesini aceleyle bitirmeye çalışması gibi durumlar filmin sekteye uğramasına sebebiyet veriyor.

Sinema perdesinde boy göstermiş olan pek çok kaliteli romanın başına geldiği gibi Uyuyana Kadar’ın da kitabın mevcut hayran kitlesini hayal kırıklığına uğratma ihtimali oldukça yüksek. Nicole Kidman ile Colin Firth’ün başarılı performansları sayesinde merak olgusunu sürekli taze tutmayı başarmış olan film, aslında ilk 25 dakika boyunca gayet iyi bir izlenim sergiliyor. Yönetmeninin özellikle de yakın plan ve flashback çekimleriyle başarılı bir şekilde betimlediği hikayenin bitiş çizgisine vardığımızda ise, film ana temasını geçiştirici bir sonla bütünleştiriyor.

Tipik bir Hollywood Sinemasının sahip olduğu bütün klişe unsurları elinde bulundurmakta olan Uyuyana Kadar’ın tek olumlu yönü olarak ise yukarıda da belirttiğim gibi başarılı oyunculuklarını gösterebilirim. Özellikle de şizofren bir karaktere hayat vermiş olan Colin Firth’ün kademe kademe yükselttiği performans filmi az da olsa izlenebilir konuma taşıyabilmektedir.

Her şeye rağmen Uyuyana Kadar için, gerilim tutkunlarının aperatif niteliğinde izleyebileceği orta halli bir film yakıştırması yapabiliriz. Kaldı ki yönetmenin birer ikişer çözüme kavuşturduğu olay örgüsü, uygulamaya çalıştığı ters köşe politikası ve karakterlerin sonralardan gün yüzüne çıkan gerçek kişilikleri bu benzetmemi destekler nitelikte…Uyuyana Kadar; sinemada hızlıca vakit geçirmek ve gerilimi az buçuk da olsa polisiye kıvamında izlemek isteyenler için alternatif bir film olabilir.

Rowan Joffe’nın ikinci kez yönetmen koltuğuna oturduğu filmi Uyuyana Kadar;  oluşturulan kuşkucu atmosfer ve akıcı ilerleyen kurgusuna rağmen, hikayesinde bıraktığı boşluklardan dolayı sahip olduğu potansiyeli bir türlü gün yüzüne çıkartamıyor. S.J. Watson’ın aynı adlı romanından uyarlanan film, hafızasını kaybeden bir kadının geçmişi ve kendi benlik arayışları üzerinden ilerleyerek seyircisine gerilim dozu yüksek, ters köşe bir hikaye anlatmaya çalışıyor. Lakin tüm bu iyi niyetli sinemasal çabalar, cevapsız kalan soru işaretlerinin çokluğu yüzünden havada kalmaktan öteye geçemiyor. Geçmişinde yaşadığı travmatik bir kazadan dolayı sabahları hiçbir şey hatırlamadan uyanmak zorunda kalan Christine Lucas’ın gizem dolu hayatına odaklanan film; başarılı sayılacak kurgusal geri dönüşlerine rağmen senaryo açısından oldukça zayıf kalıyor. Ünlü yönetmen Chirstopher Nolan’ın 2000 yılında çekmiş olduğu Memento ile bariz benzerlikler göstermekte olan yapım; bir kadın karakter üzerinden yürüttüğü hikayesine tedirgin edici dokunuşlarda bulunmayı başarıyor. Fakat orta da her sabah yeniden doğmuş bir zihin olmasına rağmen, karakterin teknolojik aletleri rahatlıkla kullanması ya da yönetmenin hikayesini aceleyle bitirmeye çalışması gibi durumlar filmin sekteye uğramasına sebebiyet veriyor. Sinema perdesinde boy göstermiş olan pek çok kaliteli romanın başına geldiği gibi Uyuyana Kadar’ın da kitabın mevcut hayran kitlesini hayal kırıklığına uğratma ihtimali oldukça yüksek. Nicole Kidman ile Colin Firth’ün başarılı performansları sayesinde merak olgusunu sürekli taze tutmayı başarmış olan film, aslında ilk 25 dakika boyunca gayet iyi bir izlenim sergiliyor. Yönetmeninin özellikle de yakın plan ve flashback çekimleriyle başarılı bir şekilde betimlediği hikayenin bitiş çizgisine vardığımızda ise, film ana temasını geçiştirici bir sonla bütünleştiriyor. Tipik bir Hollywood Sinemasının sahip olduğu bütün klişe unsurları elinde bulundurmakta olan Uyuyana Kadar’ın tek olumlu yönü olarak ise yukarıda da belirttiğim gibi başarılı oyunculuklarını gösterebilirim. Özellikle de şizofren bir karaktere hayat vermiş olan Colin Firth’ün kademe kademe yükselttiği performans filmi az da olsa izlenebilir konuma taşıyabilmektedir. Her şeye rağmen Uyuyana Kadar için, gerilim tutkunlarının aperatif niteliğinde izleyebileceği orta halli bir film yakıştırması yapabiliriz. Kaldı ki yönetmenin birer ikişer çözüme kavuşturduğu olay örgüsü, uygulamaya çalıştığı ters köşe politikası ve karakterlerin sonralardan gün yüzüne çıkan gerçek kişilikleri bu benzetmemi destekler nitelikte…Uyuyana Kadar; sinemada hızlıca vakit geçirmek ve gerilimi az buçuk da olsa polisiye kıvamında izlemek isteyenler için alternatif bir film olabilir.

Yazar Puanı

Puan - 57%

57%

57

Uyuyana Kadar; sinemada hızlıca vakit geçirmek ve gerilimi az buçuk da olsa polisiye kıvamında izlemek isteyenler için alternatif bir film olabilir.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
57
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi