Veronica Roth imzalı Uyumsuz Serisi’nin (The Divergent Series) üçüncü kitabı olan Yandaş’ın (Allegiant) ilk bölümü olarak beyazperdeye aktarılan Uyumsuz Serisi: Yandaş – The Divergent Series: Allegiant; serinin ikinci halkası olan Kuralsız’ın (Insurgent) kaldığı noktadan başlıyor. Fakat Yandaş da önceki iki film (Uyumsuz ve Kuralsız) ile benzer sorunları ve yetersizlikleri paylaşarak serinin sinematik anlamda ivme kazanmasını sağlayamıyor.

Geçtiğimiz sene Kuralsız filminin eleştirisini yazarken filmin sonunda Tris’in açtığı kutunun içinden gelen mesajın, yaşadıkları distopik Chicago şehrini çevreleyen duvarların ardındaki hayata dair bir umut ışığı olduğundan bahsetmiştim. Bu anlamda biz seyirciler de serinin gidişatına dair taşıdığımız tüm umutlarımızı üçüncü filme ertelemiştik. Fakat, serinin üçüncü filmi olan Yandaş’da ilk defa duvarların dışındaki dünyaya ayak basan ve buradaki hayatla yüzleşen karakterlerimizin öğrendiği gerçekler dışında filme ve hikayeye heyecan katan hiçbir şey yok. Hatta, iki saatlik süreye yayılan filmin ilk ve son yarım saatlik dilimi dışında kalan bölümlerinde seyirciyi dinamik tutacak şeyler yok denecek kadar az. Kısacası; umutla beklenen üçüncü filmin de ilk iki film gibi hayal kırıklığı olduğunu söylemeliyim.

Gelelim Yandaş filminin konusuna; seriyi yakından takip edenler bilir ki Kuralsız’ın sonunda tüm topluluklara hükmeden ve kendi topluluğu dışında kalanlara oldukça faşist biçimde müdahale eden diktatör lider Janine (Kate Winslet) ölmüş ve Tris’in (Shailene Woodley) açtığı kutudan gelen mesajla karakterlerimiz duvarların ardındaki dünyaya davet edilmişti. Yandaş ise Janine’in ölümünden sonra başa geçen ‘toplumsuzlar’ın lideri Evelyn’in (Naomi Watts) 200 yıl sonra dış dünyaya açılan kapıları kapatması ve Janine döneminde kendilerine ihanet eden herkesi infaz etmeye başlamasıyla açılıyor. Dostluk topluluğunun lideri Johanna (Octavia Spencer) ise Evelyn’in bu şiddet hükümranlığına son vermek için kendi ekibini kuruyor ve kendilerine Yandaş – Allegiant ismini veriyorlar. Tüm bu karmaşa ve kaos ortamından yararlanarak duvarların ardında onları bekleyen dünyaya ulaşmaya karar veren Tris ve Four (Theo James) ise Caleb (Ansel Elgort), Christina (Zoe Kravitz) ve Peter’ı (Miles Teller) da yanlarına alarak çitleri aşıyorlar.

Uyumsuz Serisi: Yandaş Batı Yakasında Yeni Bir Şey Yok

Tris ve ekibini duvarların dışında bekleyen topraklar Yandaş filminin sinematografik anlamda en değerli sahneleri olarak değerlendirilebilir. Mars’ın kırmızı kraterli yüzeyine benzer bir şekle bürünmüş bu uçsuz bucaksız topraklarda karakterlerimizin üzerine yağan kırmızı asit yağmurları filmin apokaliptik atmosferini de güçlendirir. Tris ve diğerleri, bu topraklar üzerinde kendilerini bekleyen dünyaya doğru ilerlerken karşılarına çıkan görünmez duvarların ardından gelen askerler tarafında karşılanır ve önceki seride onlara mesaj yollayan Genetik Refah Bürosu’na götürülürler. Genetik Refah Bürosu’nda yoğun bir ilgiyle karşılaşan Tris, Four, Caleb, Christina ve Peter, tıpkı The Truman Show (1998) filminde olduğu gibi, oldukça yüksek bir gözetleme teknolojisi sayesinde tüm hayatlarının adım adım izlendiğini öğrenir. Chicago O’Hare Havaalanı’nın hemen üstüne inşa edilmiş olan Genetik Refah Bürosu’nun lideri David (Jeff Daniels) Tris’i yanına çağırır ve ona tüm gerçekleri anlatır. Geçmiş yıllarda daha üstün ve mükemmel bir insan ırkı yaratmak isteyen genetik bilimciler, insanların DNA’larıyla oynamış fakat bu durum hasar görmüş DNA’lı insanların ortaya çıkarak saf DNA’lı insanlara savaş açması ve akabinde dünyanın yaşanamaz bir yer haline gelmesiyle sonuçlanmıştır. Sonuç olarak, hasarlı DNA yapısına sahip insanlar Tris ve Four’un da ait olduğu topluluklar gibi belirli şehirlerdeki sınırlı alanlara konmuş ve DNA’larının iyileşmesi yani genetik anlamda saf (pure) hale gelmeleri beklenmiştir. Tris gibi Uyumsuz’lar ise genetik olarak hasarlılar arasından çıkan ve bu genetik hasarı onararak saf DNA’lı olabilen kişilerdir. Genetik olarak hasarlı kişiler ise dış dünya için büyük bir problem teşkil etmektedir.

Ana Büro’nun Chicago şehrinden sorumlu lideri David Tris’e kendisinin genetik bir mucize olduğunu ve onun dışında kalan herkesin halen hasarlı olduğunu dile getirir. Sonuç olarak Tris yaşadığı şehrin devasa bir deney alanı ve bu toplulukların içinde yaşayan insanların da denek olduğunu öğrenir. Tris’i esas karar mekanizması olan ana Büro’ya götürerek bir mucize kanıtı olarak sunmak isteyen David, Chicago’da duvarların ardında yaşayan toplulukların kurtuluşunun da bu görüşmeye bağlı olduğunu söyler. Bu esnada gözetleme teknolojisi sayesinde Evelyn ve Johanna’nın grupları arasındaki savaşın iyice kızıştığını gözleyen Four ve Caleb, David’in planlarını öğrenerek evlerine geri dönmeye ve şehirlerini bu kaos ortamından kurtarmaya çalışacaktır.

Sadece sinematik anlamda değil sosyolojik ve politik alt metin olarak da daha farklı söylemler ve yenilikler görmeyi umduğumuz Uyumsuz Serisi’nin, özellikle Yandaş ile birlikte, bireyci anarşizm düşüncesinden uzaklaşarak oldukça hümanist ve liberal bir politik söylem kanadına doğru yol aldığını da görebilmek mümkün. Durum böyle olunca yeni nesil bilimkurgu yazarlarının; George Orwell, Aldous Huxley ya da Philip K. Dick gibi geleceğe yönelik sezgileri ve öngörüleri yüksek distopik bilimkurgu yazarlarının oldukça gerisinde kaldıklarını ve hatta günümüz çağını bile ıskaladıklarını söyleyebiliriz. Nitekim bu durum yalnızca Uyumsuz Serisi için değil The Hunger Games, The Maze Runner gibi aynı türün benzer yapıtları ve onların beyazperde uyarlamalarında da bariz biçimde gözlemlenebilir.

Tıpkı Kuralsız filminde olduğu gibi Yandaş’ın da yönetmenlik koltuğunda oturan Robert Schwentke’nin CGI teknolojisinden yoğun bir şekilde yararlanarak çektiği Yandaş serinin ilk iki filmindeki yapaylığı tekrarlayarak bilimkurgu türü severlere herhangi bir yenilik vaat etmiyor. Tüm bu teknik detaylara eklenen senaryo boşlukları ise Yandaş filmini iyice gözden düşürüyor. Çünkü Büro’nun ve David’in Tris’e anlattığı gerçekleri öğrendiğimizde, esas amacı safkan Uyumsuzlar’ı bulmak olan Büro’nun elindeki gözetleme teknolojisine rağmen neden Janine gibi diktatör liderlerin başa geçmesine izin verdiğini sorgulayabiliyoruz ve film bu ve benzeri açıklar üzerine herhangi bir şey söylemekten oldukça geri duruyor. Veronica Roth’un kitapta Tris’e biçtiği kaderin filmde tersine çevrildiğini görmek serinin hayranlarını mutlu eder mi bilemeyiz; ama tıpkı Uyumsuz ve Kuralsız gibi teknik özensizliğiyle dikkatleri çeken Yandaş’ın da serinin bükülmüş belini doğrultmak için hiçbir çaba sarf etmediğini açık biçimde söyleyebiliriz.

Veronica Roth imzalı Uyumsuz Serisi’nin (The Divergent Series) üçüncü kitabı olan Yandaş’ın (Allegiant) ilk bölümü olarak beyazperdeye aktarılan Uyumsuz Serisi: Yandaş – The Divergent Series: Allegiant; serinin ikinci halkası olan Kuralsız’ın (Insurgent) kaldığı noktadan başlıyor. Fakat Yandaş da önceki iki film (Uyumsuz ve Kuralsız) ile benzer sorunları ve yetersizlikleri paylaşarak serinin sinematik anlamda ivme kazanmasını sağlayamıyor. Geçtiğimiz sene Kuralsız filminin eleştirisini yazarken filmin sonunda Tris’in açtığı kutunun içinden gelen mesajın, yaşadıkları distopik Chicago şehrini çevreleyen duvarların ardındaki hayata dair bir umut ışığı olduğundan bahsetmiştim. Bu anlamda biz seyirciler de serinin gidişatına dair taşıdığımız tüm umutlarımızı üçüncü filme ertelemiştik. Fakat, serinin üçüncü filmi olan Yandaş’da ilk defa duvarların dışındaki dünyaya ayak basan ve buradaki hayatla yüzleşen karakterlerimizin öğrendiği gerçekler dışında filme ve hikayeye heyecan katan hiçbir şey yok. Hatta, iki saatlik süreye yayılan filmin ilk ve son yarım saatlik dilimi dışında kalan bölümlerinde seyirciyi dinamik tutacak şeyler yok denecek kadar az. Kısacası; umutla beklenen üçüncü filmin de ilk iki film gibi hayal kırıklığı olduğunu söylemeliyim. Gelelim Yandaş filminin konusuna; seriyi yakından takip edenler bilir ki Kuralsız’ın sonunda tüm topluluklara hükmeden ve kendi topluluğu dışında kalanlara oldukça faşist biçimde müdahale eden diktatör lider Janine (Kate Winslet) ölmüş ve Tris’in (Shailene Woodley) açtığı kutudan gelen mesajla karakterlerimiz duvarların ardındaki dünyaya davet edilmişti. Yandaş ise Janine’in ölümünden sonra başa geçen ‘toplumsuzlar’ın lideri Evelyn’in (Naomi Watts) 200 yıl sonra dış dünyaya açılan kapıları kapatması ve Janine döneminde kendilerine ihanet eden herkesi infaz etmeye başlamasıyla açılıyor. Dostluk topluluğunun lideri Johanna (Octavia Spencer) ise Evelyn’in bu şiddet hükümranlığına son vermek için kendi ekibini kuruyor ve kendilerine Yandaş - Allegiant ismini veriyorlar. Tüm bu karmaşa ve kaos ortamından yararlanarak duvarların ardında onları bekleyen dünyaya ulaşmaya karar veren Tris ve Four (Theo James) ise Caleb (Ansel Elgort), Christina (Zoe Kravitz) ve Peter’ı (Miles Teller) da yanlarına alarak çitleri aşıyorlar. Uyumsuz Serisi: Yandaş Batı Yakasında Yeni Bir Şey Yok Tris ve ekibini duvarların dışında bekleyen topraklar Yandaş filminin sinematografik anlamda en değerli sahneleri olarak değerlendirilebilir. Mars’ın kırmızı kraterli yüzeyine benzer bir şekle bürünmüş bu uçsuz bucaksız topraklarda karakterlerimizin üzerine yağan kırmızı asit yağmurları filmin apokaliptik atmosferini de güçlendirir. Tris ve diğerleri, bu topraklar üzerinde kendilerini bekleyen dünyaya doğru ilerlerken karşılarına çıkan görünmez duvarların ardından gelen askerler tarafında karşılanır ve önceki seride onlara mesaj yollayan Genetik Refah Bürosu’na götürülürler. Genetik Refah Bürosu’nda yoğun bir ilgiyle karşılaşan Tris, Four, Caleb, Christina ve Peter, tıpkı The Truman Show (1998) filminde olduğu gibi, oldukça yüksek bir gözetleme teknolojisi sayesinde tüm hayatlarının adım adım izlendiğini öğrenir. Chicago O’Hare Havaalanı’nın hemen üstüne inşa edilmiş olan Genetik Refah Bürosu’nun lideri David (Jeff Daniels) Tris’i yanına çağırır ve ona tüm gerçekleri anlatır. Geçmiş yıllarda daha üstün ve mükemmel bir insan ırkı yaratmak isteyen genetik bilimciler, insanların DNA’larıyla oynamış fakat bu durum hasar görmüş DNA’lı insanların ortaya çıkarak saf DNA’lı insanlara savaş açması ve akabinde dünyanın yaşanamaz bir yer haline gelmesiyle sonuçlanmıştır. Sonuç olarak, hasarlı DNA yapısına sahip insanlar Tris ve Four’un da ait olduğu topluluklar gibi belirli şehirlerdeki sınırlı alanlara konmuş ve DNA’larının iyileşmesi yani genetik anlamda saf…

Yazar Puanı

puan - 45%

45%

Yandaş da tıpkı önceki iki film (Uyumsuz ve Kuralsız) gibi benzer teknik sorunları ve yetersizlikleri paylaşarak sinematik anlamda serinin ivme kazanmasını sağlayamıyor.

Kullanıcı Puanları: 4.8 ( 2 votes)
45
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi