Veronica Roth’un aynı adlı kitabından uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Limit Yok ve Sihirbaz filmlerinden tanıdığımız Neil Burger bulunuyor. Uyumsuz’un ( Divergent ) bel kemiği olan başrolü ise genç oyuncu  Shailene Woodley üstlenmiş.

Savaş sonrası çitle çevrelenmiş bir şehirde geçiyor hikaye. Halkın barış ve huzur içinde yaşayabilmesinin şartı olarak toplumun beş farklı kesime bölünmesi geleneğinden başlayarak bir tür distopya portresi çiziliyor. Fedakarlar grubundan bir ailenin kızı olan Tris’in grubunu seçmeden önce rutin olarak yapılan bir tür testte beklenmedik bir sonuç çıkmasıyla filmin tüm gidişatı değişiyor ve aslında hikayemiz tamda burada başlıyor. Tris’in içinde bulunduğu dünyada yeni bir hayata başlaması ve yaşadığı zorlukların ardından gelişen olaylar Tris’i beklediğinden çok daha büyük bir maceranın içine sokuyor.

Filmin ilk yarım saati mevcut distopik atmosferi oluşturmakla geçiyor ardındansa gelişen olaylarda hikayenin temeli olan bilim kurgu unsurları bir tür kurgusal zorunluluklara dönüşüyor. Zaten hikayenin şehrin devasa görsellerine rağmen sürekli olarak aynı, çok ufak bir kısmında geçiyor olması da filmin genelinde bilimkurgunun göz ardı edildiğinin kanıtı. Elbette filmin son dönemde popüler olan young adult türünden bir kitaptan uyarlanıyor olması da bu konuda bize bir ipucu veriyor gibi. Fakat özellikle filmin sonlarına doğru Tris’in hikayesiyle distopyanın kesiştiği bölümlerde ister istemez büyük mantık hataları ortaya çıkmaya başlıyor. Özelliklede bazı bölümlerdeki kesişmelerin bizzat ağlatmaya yönelik duygu patlaması sahneleri için yapılıyor olması haliyle bir süre sonra bu hataları çokta umursamamanıza yol açıyor. Kaldı ki yönetmen de umursamıyor. Bu açıdan film sırtını dayadığı hikayenin oldukça etkili bir şekilde işlenebilecek tutarlı distopik metnini tümden görmezden gelerek bir genç kızın maceralarına dönüşüyor.

Her kitap uyarlamasında olduğu gibi bu filmde de yine kitapla olan ilişkisi irdelenecektir kuşkusuz. Özellikle 140 dakikalık süresi göz önüne alındığında kitaptaki birçok ayrıntının filme yansıtıldığını düşünebilirsiniz fakat maalesef ki bu gerçekleşmiyor. Hikayeye ek olarak konan onlarca, tabiri caizse kliple birlikte film bu süreye ulaşıyor. O yüzden filmdeki esas can alıcı bazı hikayeler tamamen geri planda kalıyor hatta bazıları kendine doğru dürüst yer dahi bulamıyor. Özellikle bazı yan karakterlerin filmdeki ağırlığında ortaya çıkan sorunlar filmin süresiyle oldukça ilintili kuşkusuz. Çünkü birkaç yan karakter dışındaki hiçbir karakterin tam olarak içi doldurulamıyor bu da bu karakterler üzerinden yapılmaya çalışılan bazı duygu yoğunluklu sahnelerin fazlasıyla sönük kalmasına sebep oluyor. Kitabın yazarının aynı seriye devam ettiği kitaplarının olduğu da düşünülürse hiç kuşkusuz yapımcılar bir tür seri yapmanın peşindeler fakat yönetmenin elindeki tüm malzemeyi son damlasına kadar kullanıyor olması açıkçası filmin devamı için en ufak bir merak dahi bırakmıyor. Bu açıdan bu filmde yüksek izlenme rakamları yaratarak devam filmi için zemin hazırlama çabası bir yerden sonra devam filmi düşüncesine zarar vermeye başlıyor.  

Kendi içinde mantıksal tutarsızlıklarına rağmen elindeki görsel ve işitsel teknik altyapıyı kullanarak hikayeyi akıcı bir şekilde anlatan film maalesef zaten sektörde çıtayı yükselten benzerlerinin yanında fazlasıyla sönük kalıyor. Fakat devam filmi düşüncesi için hikayenin hala işlenebilir distopik metninin duruyor olması az da olsa bir umudun yeşermesini sağlıyor.

Veronica Roth’un aynı adlı kitabından uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Limit Yok ve Sihirbaz filmlerinden tanıdığımız Neil Burger bulunuyor. Uyumsuz'un ( Divergent ) bel kemiği olan başrolü ise genç oyuncu  Shailene Woodley üstlenmiş. Savaş sonrası çitle çevrelenmiş bir şehirde geçiyor hikaye. Halkın barış ve huzur içinde yaşayabilmesinin şartı olarak toplumun beş farklı kesime bölünmesi geleneğinden başlayarak bir tür distopya portresi çiziliyor. Fedakarlar grubundan bir ailenin kızı olan Tris’in grubunu seçmeden önce rutin olarak yapılan bir tür testte beklenmedik bir sonuç çıkmasıyla filmin tüm gidişatı değişiyor ve aslında hikayemiz tamda burada başlıyor. Tris’in içinde bulunduğu dünyada yeni bir hayata başlaması ve yaşadığı zorlukların ardından gelişen olaylar Tris’i beklediğinden çok daha büyük bir maceranın içine sokuyor. Filmin ilk yarım saati mevcut distopik atmosferi oluşturmakla geçiyor ardındansa gelişen olaylarda hikayenin temeli olan bilim kurgu unsurları bir tür kurgusal zorunluluklara dönüşüyor. Zaten hikayenin şehrin devasa görsellerine rağmen sürekli olarak aynı, çok ufak bir kısmında geçiyor olması da filmin genelinde bilimkurgunun göz ardı edildiğinin kanıtı. Elbette filmin son dönemde popüler olan young adult türünden bir kitaptan uyarlanıyor olması da bu konuda bize bir ipucu veriyor gibi. Fakat özellikle filmin sonlarına doğru Tris’in hikayesiyle distopyanın kesiştiği bölümlerde ister istemez büyük mantık hataları ortaya çıkmaya başlıyor. Özelliklede bazı bölümlerdeki kesişmelerin bizzat ağlatmaya yönelik duygu patlaması sahneleri için yapılıyor olması haliyle bir süre sonra bu hataları çokta umursamamanıza yol açıyor. Kaldı ki yönetmen de umursamıyor. Bu açıdan film sırtını dayadığı hikayenin oldukça etkili bir şekilde işlenebilecek tutarlı distopik metnini tümden görmezden gelerek bir genç kızın maceralarına dönüşüyor. Her kitap uyarlamasında olduğu gibi bu filmde de yine kitapla olan ilişkisi irdelenecektir kuşkusuz. Özellikle 140 dakikalık süresi göz önüne alındığında kitaptaki birçok ayrıntının filme yansıtıldığını düşünebilirsiniz fakat maalesef ki bu gerçekleşmiyor. Hikayeye ek olarak konan onlarca, tabiri caizse kliple birlikte film bu süreye ulaşıyor. O yüzden filmdeki esas can alıcı bazı hikayeler tamamen geri planda kalıyor hatta bazıları kendine doğru dürüst yer dahi bulamıyor. Özellikle bazı yan karakterlerin filmdeki ağırlığında ortaya çıkan sorunlar filmin süresiyle oldukça ilintili kuşkusuz. Çünkü birkaç yan karakter dışındaki hiçbir karakterin tam olarak içi doldurulamıyor bu da bu karakterler üzerinden yapılmaya çalışılan bazı duygu yoğunluklu sahnelerin fazlasıyla sönük kalmasına sebep oluyor. Kitabın yazarının aynı seriye devam ettiği kitaplarının olduğu da düşünülürse hiç kuşkusuz yapımcılar bir tür seri yapmanın peşindeler fakat yönetmenin elindeki tüm malzemeyi son damlasına kadar kullanıyor olması açıkçası filmin devamı için en ufak bir merak dahi bırakmıyor. Bu açıdan bu filmde yüksek izlenme rakamları yaratarak devam filmi için zemin hazırlama çabası bir yerden sonra devam filmi düşüncesine zarar vermeye başlıyor.   Kendi içinde mantıksal tutarsızlıklarına rağmen elindeki görsel ve işitsel teknik altyapıyı kullanarak hikayeyi akıcı bir şekilde anlatan film maalesef zaten sektörde çıtayı yükselten benzerlerinin yanında fazlasıyla sönük kalıyor. Fakat devam filmi düşüncesi için hikayenin hala işlenebilir distopik metninin duruyor olması az da olsa bir umudun yeşermesini sağlıyor.
Puan - 34 / 100

3.4

Kendi içinde mantıksal tutarsızlıklarına rağmen elindeki görsel ve işitsel teknik altyapıyı kullanarak hikayeyi akıcı bir şekilde anlatan film maalesef zaten sektörde çıtayı yükselten benzerlerinin yanında fazlasıyla sönük kalıyor.

Kullanıcı Puanları: 4.25 ( 2 votes)
3
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi