Array ( [0] => 9 [1] => 38 [2] => 7467 [3] => 10 [4] => 832 [5] => 11 [6] => 1237 [7] => 1875 [8] => 1125 [9] => 15422 [10] => 12794 [11] => 13 [12] => 708 [13] => 7468 [14] => 14 [15] => 208 [16] => 15421 [17] => 1859 [18] => 15423 ) test Array ( [0] => 11 [1] => 1 [2] => 14 [3] => 2692 ) test Array ( [0] => Array ( [name] => Dram [link] => http://www.filmloverss.com/kategori/turler/dram/ ) [1] => Array ( [name] => Romantik [link] => http://www.filmloverss.com/kategori/turler/romantik/ ) )
Tatlı Bir Kadın
Une femme douce
1969 - Robert Bresson
88
Fransa
Senaryo Robert Bresson, Fyodor Dostoevsky (Kısa Öykü)
Oyuncular Dominique Sanda, Guy Frangin, Jeanne Lobre
Ecem Şen
Une Femme Douce, yoğun olarak sarı ve yeşil renkleri kullanarak izleyicisine dramatik bir hikaye anlatmasının yanı sıra sinemanın tozlu raflarından çıkarılıp değer görmeyi hak eden bir film olarak tanımlanabilir.

Une Femme Douce

Dostoyevski’nin 1876 yılında yazdığı ve Türkçeye Uysal Bir Ruh adıyla çevrilen kısa öyküsü, 1968 gençlik hareketinin hemen sonrasında Robert Bresson’a  ilham kaynağı oldu. Uysal/Yumuşak/Tatlı Bir Kadın olmak üzere çeşitli  Türkçe isim varyasyonlarıyla karşılaşabileceğiniz filmin orijinal adı Une Femme Douce. Une Femme Douce, Robert Bresson’ın ilk renkli filmi olması bakımından  önemli bir yerde dursa da, yönetmenin filmografisinde biraz gerilerde kaldığı söylenebilir. Henüz öğrenci olan genç bir kadının, maddi durumu git gide kötüleşirken tanıştığı ve bir burjuva olarak tanımlayabileceğimiz Luc ile evlilik sürecini, yaşadıkları problemleri konu alan film hikayeyi anlatmaya trajik sondan başlayarak genç bir kadını intihara iten süreci ve evlilik kurumunun üzerine kurulduğu sallantılı temeli oldukça başarılı bir şekilde izleyicisine sunuyor. Filmin başrollerini ise Dominique Sanda ve Guy Fragin paylaşıyor.

Une Femme Douce: Bir Evlilik İçin “Uysal Kadın” Ne Anlam İfade Eder?

Une Femme Douce, ismen Türkçeye çevrilirken maalesef kelimeye birebir denk düşen bir anlam bulunamadığından uysal, yumuşak ve tatlı kelimeleriyle karşılaşabiliyoruz. Filmin hatta öncesinde Dostoyevski tarafından yazılan öykünün bu ve benzeri sıfatlarla yayınlanmasının sebebi filmi bir erkeğin evliliğe ve karısına yönelttiği bakışı üzerinden izliyor oluşumuzdur. Her ne kadar erkeğin bulunmadığı sahnelerde kadın karakteri tanrısal bir bakış açısıyla görebiliyor olsak da bu bakışın Robert Bresson’a ait bir bakış olması, filmi yine eril bir noktaya konumlandırıyor olabilir mi? Yönetmen anlattığı hikayeyi izleyiciyle nasıl bir bakış açısı kullanarak paylaşıyor? Filmin analizini yaparken bu noktalara odaklanmamız mühim. Toplumsal cinsiyet kalıplarının zihnimizde oluşturduğu yanılsamalar göz önüne alındığında tatlı, uysal hatta yumuşak bir kadının, bir erkeğin evlenmek isteyeceği kadın stereotipi olarak tanımlandığı söylenebilir. Peki bu tanımlamalara uymayan bir kadın evlendiği erkeği mutsuz eder mi? Une Femme Douce filminde ediyor ancak bu mutsuzluğun kadın karakterin eksikliği ya da yanlışından ziyade ikilinin uyuşmayan kimyasından kaynaklandığı izleyiciye bazı kilit noktalarla belirtiliyor. Film boyunca, uyuşmayan bu kimya aslında biraz sınıfsal bir çerçevede çizilmiş. Filmin çizdiği genel tabloda bu sınıfsal tavır ve öğrenilmişlikler, bireylerin kolektif alanı kullanış biçimlerini ve dünya görüşlerini şekillendiriyor. Luc bir burjuvayken genç kadının alt orta sınıftan geldiği söylenebilir. Çift, farklı dünya görüşleriyle aynı hayatı yaşamaya çalıştığında ise sık sık çatışır.

Zor durumda olduğu her halinden anlaşılan bir kadın belki de elinde kalan son eşyasını satmak istediğinde Luc “eşyaya” odaklanıp onu değersiz bulurken; genç kadın karşısındaki zor durumda olan “insana” odaklanarak elindeki eşyayı almak ve yardımcı olmak ister. Çiftin bu sebepten ettiği kavgada da kullanılan “paranın kime ait olduğuna” odaklı sorular havada uçuşur. Yaşanan tartışmanın gidişatına göre cevap basittir : Para erkeğindir. Erkeğin parasını kullanan kadın ise bunu ancak erkeğin izin verdiği ölçüde yapabilir. Bu noktada genç kadın parasal anlamda sınırlandırılmaya ve evlilik içindeki varlığının erkeğin parasını nasıl kullandığına dayandırılmasına dayanamaz ve kocasını aldatmaya giden yolda ilk adımlarını atar. Bu bir kadının onu mutsuz eden kocasını intikam alarak mutsuz etmek adına başvurduğu bir yöntem midir yoksa salt kendi mutluluğunu mu önplana koymaktadır? Net bir sonuca ulaşmak çok mümkün değil ancak Une Femme Douce filminde vurgulanan noktaları ele aldığımızda genç kadının aslında aldatmayı istemediğini ancak kocasını mutsuz etmek için bu yönteme başvurduğu sonucuna ulaşabiliriz. Çünkü yaşananlar bazı evlilikteki sorunların bir sonucu olarak sunulurken, Luc genç karısını bir başka erkekle arabada gördüğünde aslında bu durumdan karısının da memnuniyetsiz olduğu sonucuna ulaşır. Bu noktada da erkeğin kendisini aşağılayarak yüceltişinin minimal bir tasvirini görüyoruz. Bir kadının bizzat bireysel mutluluğu ya da tatmini için kocasını aldatma yolunu seçmesi  yerine kocasını mutsuz etmek için aldatması şüphesiz eylemin odak noktasına yeniden erkeği koyuyor olması sebebiyle eril zihniyeti yüceltir.

Filmde iki tarafın uyuşmayan yapısı, Luc’un evleneceği kadın ile ilgili olarak –şüphesiz toplumun dayatmaları sonucu- kurduğu hayallerin genç kadının kişiliğiyle denk düşmemesi üzerinden tanımlanır. Luc’un genç kadın için ne denli ideal bir koca olduğu ise filmin genelinde sorgulanmaz. Zira yeni çıkan kitap ve plakları yakından takip eden anatomiye ilgi duyan bir kadın, ilgi alanlarını partneriyle paylaşmak isteyecektir ve paylaşımda bulunamaması ilişkinin noksanlarından biri olarak değerlendirilebilir. Bu tek taraflı bakış, toplumsal cinsiyet kalıplarını yeniden oluşturabilen bir tavır olarak algılanabilirse de, ben gözler önüne bütün çıplaklığıyla serilen ve yalın bir ilişki gerçekliği sunan yönetmenin tavrını eleştirel bulduğumu söylemeliyim. Çünkü Bresson izleyicisini erkek değil kadın karakterin yanında konumlandırarak genç kadının ölümünden kimin sorumlu olduğu sorgulanmaya başladığında okları Luc’a çevirmeyi ihmal etmiyor. Filmin anlatı yapısı göz önüne alındığında, erkek karakterin karısını sokmaya çalıştığı kalıplar ve karısından beklentileri genç bir kadını hayattan koparmasıyla sonuçlanır.

Açılış sekansının estetik yapısı ve genç kadının gülümsemesi, karakterin ait olmadığı bir dünyadan ayrılışını müjdeler gibidir. Bresson hikayenin sonunu en başında kullanarak izleyicinin evliliği yolunda gitmeyen genç bir kadının intihara nasıl sürüklendiğini izlemek yerine, intihar etmiş bir karısının başında evliliklerini anlatan bir kocanın bakışıyla yaşananlara tanıklık etmesine izin verir.

Döneminin oyunculuk anlayışını yansıtan Une Femme Douce, yoğun olarak sarı ve yeşil renkleri kullanarak izleyicisine dramatik bir hikaye anlatmasının yanı sıra sinemanın tozlu raflarından çıkarılıp değer görmeyi hak eden bir film olarak tanımlanabilir.



MAİLİNİZ VAR
Sinema dünyasından son haberlere herkesten önce
ulaşmak için mail listemize üye olabilirsiniz.
Üye Ol