“Bir gün ölürsem eğer Yılmaz Güney’ i göresim gelmiştir” böyle demişti sevgili Tuncel Abi. Dimdik durdu, dimdik yaşadı, öldü. Eğilmedi. Umarız Yılmaz Güney’e kavuşmuşsundur sevgili Tuncel Kurtiz.

Sevgili Tuncel Kurtiz’in ölüm yıldönümü bugün. Ne yazık ki toplumumuzun büyük bi’ kesimi onu ‘’Dayı’’ olarak tanıdı. Ezel dizisi zamanında canlandırdığı karakterin Facebook hesabında, resmi hesabından daha çok abone vardı. Bu durumdan da rahatsızdı. “Yolda yürürken bana ‘dayı’ diye bağıranlar var, ama dönüp bakmıyorum. Benim adım Tuncel Kurtiz. Ne dayısı? Sinirleniyorum böyle şeylere.”  Oysa ülkenin en iyi sinema ve tiyatro oyuncularından biriydi Tuncel Kurtiz. Umut, Sürü ve Duvar filmlerinde efsanevi oyunculuklar sergileyen, ayrıca sağlam bir politik duruşu olan, Avrupa’nın da tanıyıp bildiği sağlam bir entelektüeldi.  Tom Waits‘ten Şeyh Bedrettin‘e, Pink Floyd‘dan Gina Lollobrigida‘ya uzanan muazzam bir birikimin ve yaşanmışlığın birleştiği, politik bir sanatçıydı. Çok sıkı bi’ komünistti. Berlin Film Festivalinde bir İsrail filmi olan Kuzunun Gülümseyişi’yle En İyi Erkek Oyuncu Gümüş Ayı Ödülü’nü almıştır. On iki saat süren, dünyanın en ünlü tiyatro oyunlarından Mahabaratta’da Peter Brook ile oynamıştır. Gül Hasan, kendisinin yazıp yönettiği ve oynadığı bir filmdir. Yılmaz Güney’in en eski dostlarındandır ve birlikte en fazla çalıştığı aktördür. Umut‘ta Hamal Hasan’ı, Duvar’da iyi gardiyan Ali Emmi’yi, Sürü’de Hamo Ağa’yı oynamıştır Yılmaz Güney filmlerinde. Bereketli Topraklar Üzerinde filminde Kürt Zeynel’dir. Nazım Hikmet’in Şeyh Bedrettin Destanı şiirini oyunlaştırmış ve sahneye koymuştur. Sırt çantasıyla Taksim’de gezer, toplu taşıma kullanır, herkesle muhabbet eder, iyi de içerdi Tuncel Abi.

tuncel-kurtiz_502309

“Bir Gün Ölürsem Eğer Yılmaz Güney’ i Göresim Gelmiştir”

Yılmaz Güney ve Tuncel Kurtiz. İki dost, iki arkadaş, iki Yoldaş… Yıllarca ne kadar güzel işler yapmışlar. Türkiye Sineması’na belki de gelmiş geçmiş en güzel filmleri kazandırmışlar. Tuncel Kurtiz’in de dediği gibi ona Avrupa kapılarını açan bir nevi Yılmaz Güney ve Sürü filmi olmuştur. Sürü ne muhteşem bir filmdir, filmde Tuncel Kurtiz’in canlandırdığı Hamo ne güzel bir karakterdir… Sürü;  yeni ekonomik düzenin bu topraklara ulaşmasını, sömürüyü anlatan muhteşem bir filmdir ve Tuncel Kurtiz’in Peter Brook’la tanışmasına sebep olmuştur.

”Sürü çekilirken “Hamo’yu kim oynayacak?” diyorlar Yılmaz’a hapishanedeyken. Yılmaz diyor ki, “İhtiyarı bulun”. “İhtiyar kim Yılmaz Bey?” diye soruyor Zeki. “Tuncel Kurtiz” diyor. “Ağabey” diyorlar, “O şimdi Almanya’da bir film çeviriyormuş”. Yılmaz di-yor ki “Şu Hürriyet gazetesine bir ilan verin, o gelir”. Ben de o sırada Türkiye’ye doğru, E5 Karayolu diye bir belgesel çekiyorum. Türkiye’ye gelirken de Yılmaz’ın sevdiği kokuları aldım. Paco Rabanne severdi. Güzel kadife pantolon aldım, tahta ayakkabılar aldım hapishanede ayağı rutubet kapmasın diye. İki şişe konyak aldım, bir viski aldım, nasılsa sokarım içeriye, dedim. Geldim ve herkes dedi ki “Yılmaz seni arıyor”.

“Allah Allah, Yılmaz beni niye arıyor?”. Ertesi gün haber salındı ve ben cezaevine gittim. Biz kapıdan girince birdenbire pencere açıldı ve demir parmaklıkların arasından Yılmaz göründü. Gülümsedi ve kafasıyla bir işaret yaptı. Ben de karşılık verdim ve “Tamam,” dedim, “Oldu bu iş.” Girdik içeri, müdürün odasına. Ben çıkardım viskileri, kokuları, şunları bunları verdim. Yılmaz dedi ki, “Müdüre de ver bir şey Tuncel”. Müdüre de bir konyak verdim orada. Ondan sonra konuştuk. Bana senaryoyu verdi. Ben de o arada Otobüs filminden dolayı Tunç Okan’la fena halde bozuşmuşum. Onun da oynayacağına dair bir şeyler duymuştum. Dedim ki “Valla Tunç Okan oynuyorsa oynamam Yılmaz”. “Yok, yok” dedi, “Tarık diye bir çocuk var, Melike var. Çok iyi olacak ihtiyar,” dedi.”

Filme nasıl katıldığını kendi ağzından böyle anlatıyor Tuncel Kurtiz. Hazır yeri gelmişken ”Tarık diye bir çocuk”u da burdan saygıyla analım.

”Sürü gerçekten benim için hayatımın en önemli rollerinden bir tanesidir. O rol sayesinde ben Peter Brook ile çalıştım. Yılmaz bana iki tane kanat taktı. Kanatlardan birisi Umut, birisi de Sürü’ydü.

Peter Brook, Sürü’yü seyrettikten sonra “Bu adam oyuncu mu, yoksa oradan gerçek bir köylü mü, oyuncu olduğuna inanamıyorum” dediğinde yanında bulunan eski oyuncusu Miriam Goldschmidt “O bir oyuncu, benim de arkadaşım Berlin’den, çok da iyi İngilizce konuşur” deyince, benimle tanışmaya karar vermiş ve menajerimle temasa geçmiş. Yine Sürü ile katıldığım Tel Aviv Film Festivali’nde film büyük sükse yapınca, İsrail’den iki rejisörden teklif aldım ve bu filmlerden biri olan Kuzunun Gülümseyişi ile Berlin’de En İyi Erkek Oyuncu ödülünü aldım. Sürü benim için ulaşılması zor bir noktadır. Bütün ekiple, Tarık’la, Melike’yle (Demirağ), Yaman Okay’la, diğer oyuncu ve tüm teknik ekiple zoru başarmanın sevincini paylaştık. Güzel dostluklar kaldı geriye.”

Çok büyük oyuncuydu, çok güzel bir insandı, çok iyi bir komünistti. Grup Yorum’un İnönü Stadyumu’ndaki 25. Yıl konserinde 74 yaşında sahneye çıkıp, dimdik bir şekilde, onurla gururla Ümit İlter’in ”Geçit Yok” şiirini okumuştu. Oradaydım. Tuncel Kurtiz’in duruşu, isyanı, sesi aklıma geldikçe hala ellerim titriyor.

Bir nevi kişisel manifestosuydu her sorulduğunda neden komünist olduğuna dair söyledikleri.

“İnsana yakışır olduğundan hâlâ komünistim,” demişti Devrim Büyükacaroğlu ile yaptığı söyleşisinde. “Başka bir çare göremiyorum ki. Kapitalizmin ve emperyalizmin dünyaya yaptığı kötülük, iğrençtir. Komünizm beklenmedik bir şekilde Rusya’da ortaya çıktı, çok geri bir toplumun atağıydı. 100 sene bile sürmeyen bir macera yaşandı. Çocuktu, bebekti daha sosyalizm… Adımını yeni attı ve her taraftan baltaladılar. Şili’de adımını attı, sarayı bombalayıp Allende’yi öldürdüler. Bizde bir adım atıldı; bir, iki, üç darbe… Hepsi de Amerika’nın oyunuyla olmuştur. Ben komünizmle dünyanın bir bahçe hâline gelebileceğine inanıyorum. İnsana yakışır bir şey olduğundan hâlâ komünistim diyorum. Marşımızda dediğimiz gibi, ‘Biz bu karanlık yolun sonunda doğacak güneşi görüyoruz’ çünkü…” 

Bu dünyadan bir Tuncel Kurtiz geçti. Kendisini sevgi ve saygıyla anıyoruz. Işıklar içinde olsun.

Kaynaklar:

Evrensel

Çekmekaset

Dipnot

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi