Geleceğe Dönüş, Forrest Gump ve Yeni Hayat gibi unutulmaz filmlerin yönetmeni Robert Zemeckis, 12 senelik aranın ardından yeniden animasyon dışında bir film için yönetmen koltuğuna oturuyor. Öyle ki, Uçuş (Flight), Zemeckis’e göre, kendisinin canlı aksiyon yönetmenliğine dönüşünün bir göstergesi.

Uçuş (Flight) filminin çekimlerine başladığını ilk duyduğumda, Zemeckis isminin olması sebebiyle içimde bir heyecan oluşmuştu. Uzun bir bekleyişin ardından film ülkemizde bu hafta vizyondaki yerini aldı. Açılış sahnesiyle en baba aksiyon filmlerini bile gölgede bırakabilecek nitelikte olan Uçuş, bu sahnenin geçmesiyle yerini daha çok bir biyografiye ya da sosyal sorumluluk projesine bırakarak sıradanlaşan bir dram filmine dönüyor.

Uçuş, Denzel Washington’ın canlandırdığı Whip karakterinin geceyi güzel bir kadınla geçirdiğini anladığımız açılış sahnesiyle başlıyor. Geceden kalma olduğu her halinden belli olan Whip, enerjisini yeniden toparlamak için çareyi kokain kullanmakta buluyor. Hemen ardından pilot olduğunu anladığımız Whip, uçak bir teknik arıza sonucu yere çakılma tehlikesiyle karşı karşıyayken, uçağı inanılmaz bir hamleyle boş bir araziye olabilecek en mükemmel şekilde indiriyor. Mürettebat dahil 102 yolcudan yalnızca altı kişinin hayatını kaybetmesi sonucu Whip, basın tarafından kahraman ilan ediliyor ancak tüm bunlara rağmen ölümlü bir kaza olması sebebiyle şüpheleri de üzerine çekiyor. Yapılan testler sonucu uçağı kullandığı sırada alkollü olduğu saptanan pilot, uçaktaki yolcuları kurtardığı gibi kendisini de bu suçlamadan kurtarabilecek mi yoksa hapishanenin yolunu mu tutacaktır?

Heyecan dolu ilk yarım saatin geçmesinin ardından sıradanlaşan film din, tanrı ve ahlak konularının üzerinde duruyor. Gerçekleşen tüm olayları kadere bağlayan karakterlerin Whip’in etrafını çevirmesinin yanı sıra uçak, mucizevi bir şekilde bir Kilisenin yanına düşüyor. Ve o sırada ibadet eden insanlar, beyazlar içinde birer melek gibi uçağın içinden kurtulanları çıkartmaya yardım ediyor.

Uçuş’ta ele alınan birincil konu alkol ve madde bağımlılığı. Başarılı pilotun tüm hayatının alt üst olmasına sebep olan bu bağımlılığının en dramatik yanı ise Whip Whitaker’ın bu bağımlılığını kabul etme sürecinde kendisine dahi yalan söylüyor olması. Bunu da en iyi Whip’in avukatına “Alkol ile ilgili nasıl yalan söyleyeceğimi bana öğretme.” dediği sahne açıklıyor. Konu tamamen madde bağımlılığı üzerine olunca alkol ve uyuşturucunun kötü yönleri bir bir sıralanıyor ve mesaj kaygısı alıyor başını gidiyor. Ancak bu biraz abartılınca eleştirilmek istenen maddelerin reklamı yapılıyormuş gibi bir durum hissetim.

Genel olarak tek bir karakter üzerine yoğunlaşan ve filmi tamamen onun replikleri ve mimikleri üzerine kuran Uçuş, bu konuda son derece başarılı. Özellikle Denzel Washington’un başarılı oyunculuğu karakterin bu denli anlam kazanmasını sağlıyor. Ancak tüm bunlar filmi benim gözümde kurtarmaya ne yazık ki yetmedi. Tabi ki Uçuş, vasatın biraz üstünde bir film ama bu konuda sanırım beklentileri yüksek tutmak bende bu olumsuzluğu yarattı.

Özetle, Uçuş son dönemde sinema salonlarında izlenecek en keyifli filmlerden biri olsa da beklentileri çok yüksek tutmamamız gereken yapımlardan. Denzel Washington’un oyunculuk dersi verdiği Uçuş, bir pilotun dramatik hikayesi olarak hafızalarda yer edecektir.

İyi seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi