Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri'ye gitmeden önce, hatta bu film duyurulmadan önce bile bu filmi seveceğimi biliyordum. Çünkü tiyatro oyunlarından kısa yahut uzun metraj filmlerine kadar Martin McDonagh’ın eserlerini seviyorum. McDonagh’ın kara komedi ile dramayı uçlara götürüp birleştirmesi ama tam da bu iki uç noktanın birleşiminden anlamsız bir şeyler çıkmasını beklerken, hayatın sıradanlığına yol vermesi beni hep etkilemişti. Bu filmde de benzer hislere sahibim ancak yine de McDonagh’ın benim gözümde 1-0 önde başladığını da düşünerek okumanızı tavsiye ederim bu eleştiriyi. Aslen ünlü bir tiyatro yazarı olan Martin McDonagh sinemaya Oscar’lı kısa filmi Six Shooter ile başladı, sonra In Bruges ile gönülleri fethettikten sonra Seven Psychopats ile herkesi ikiye bölmüştü. Aslında tam ortadan da bölmedi çünkü benim de içinde bulunduğum sevenler grubu azınlıktaydı. Yine de herkes bir sonraki filmini merak ediyordu ve beş yıllık aradan sonra beklenen film geldi: Three Billboards Outside Ebbing, Missouri - Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri (fakat bundan sonra filmden bahsederken Üç Billboard diyeceğim). Kızını vahşi bir tecavüz ve cinayete kurban vermiş, sert mizaçlı anne Mildred (Frances McDormand) yedi aydır hiçbir sonuç elde edememiş polis departmanını harekete geçirmek ve medyanın ilgisini çekmek için terk edilmiş bir yoldaki üç billboardu kiralayarak üzerlerine bir mesaj yazar. Mesaj doğrudan polis şefi Willoughby’yi (Woody Harrelson) hedef almaktadır. Willoughby’yi bir baba figürü gibi gören ve geçmişinde birkaç sorun mevcut, zayıf zekalı bir polis memuru olan memur Dixon (Sam Rockwell) başta olmak üzere, bütün kasaba Mildred’a karşı cephe alır. Üstüne üstlük hedef aldığı Willoughby’nin yalnızca birkaç aylık ömrü kalmıştır. Mildred televizyonların anlık ilgisini çekmeyi başarır ancak hiçbir şey beklenildiği gibi gitmeyecektir. Three Billboards Outside Ebbing, Missouri: Tüm Rolleri Zekice Yazılmış bir Film Yan rollerde Caleb Landry Jones, John Hawkes, Peter Dinklage, Clarke Peters ve Lucas Hedges’i de barındıran Üç Billboard ilk olarak bir oyunculuk şöleni. McDonagh her zamanki gibi güçlü karakterler ve onların aslında nasıl insanlar olduklarını bize gösteren güçlü sahneler yazmayı başarmış. Film, uzun zamandır sinemada en çok güldüğüm filmlerden biri olsa da bir komedi filmi değil. Ama konusu itibarıyla bekleyeceğiniz üzere koyu ve karanlık bir film de değil.  Takip etmesi kolay, zekice diyalogları ile bir kasaba draması aslen. Bir şekilde insanların düştükleri durumlardan birbirlerini kurtarmaları ya da empati kurmaları ile, ama yine de - en nihayetinde - o durumlara da birbirlerini sokmaları ile ilgili bir film bu. Çukurlar kazılmış ve nöbetler değişiyor sanki. Bazen ne için kavga ettiğimizi bilmeyiz ya işte. Bu film de onu anlatıyor. Neyin mücadelesini kime karşı vermekteyiz? Hepimiz aynı çöplüğün içindeyiz ve gerçekten yıldızlara filan bakan yok. Birbirimize yıldızları göstermemiz gerekiyor, bak diye. Bu yüzden filmdeki kısa insanlık anları, ufak empatiler bayat ya da klişe gibi gelmiyor. McDonagh’ın ustaca yaptığı şey de bu işte. Filmin aksayan yönleri de var elbette. Dediğim gibi McDonagh karakterlerini uçlara götürmeyi seviyor. Ancak bu sefer çok fazla karakteri ve karakter arası ilişkileri var. Film de - mesleki deformasyon mudur bilemem - iki perdeli gibi sanki. İlk perdesi trajik bir olayla sona eriyor, McDonagh’dan beklenen bir olay ile. O ana kadar her şey çok tutarlı ilerliyor ancak ikinci “perdede” yönetmen karakterlerinin hikayelerini nasıl sonlandırması gerektiğini bilemiyor…

Yazar Puanı

Puan - 82%

82%

Başarılı senaryosu ve başta McDormand ile Rockwell olmak üzere döktüren oyuncu kadrosu ile Üç Billboard bu senenin kaçırılmaması gereken yapıtlarından. Yakınlık kurabileceğiniz, diyaloglarına hayran kalacağınız ve bazen gerçekten kahkaha atabileceğiniz bir film olduğu aşikar.

Kullanıcı Puanları: 4.28 ( 2 votes)
82

Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri’ye gitmeden önce, hatta bu film duyurulmadan önce bile bu filmi seveceğimi biliyordum. Çünkü tiyatro oyunlarından kısa yahut uzun metraj filmlerine kadar Martin McDonagh’ın eserlerini seviyorum. McDonagh’ın kara komedi ile dramayı uçlara götürüp birleştirmesi ama tam da bu iki uç noktanın birleşiminden anlamsız bir şeyler çıkmasını beklerken, hayatın sıradanlığına yol vermesi beni hep etkilemişti. Bu filmde de benzer hislere sahibim ancak yine de McDonagh’ın benim gözümde 1-0 önde başladığını da düşünerek okumanızı tavsiye ederim bu eleştiriyi.

Aslen ünlü bir tiyatro yazarı olan Martin McDonagh sinemaya Oscar’lı kısa filmi Six Shooter ile başladı, sonra In Bruges ile gönülleri fethettikten sonra Seven Psychopats ile herkesi ikiye bölmüştü. Aslında tam ortadan da bölmedi çünkü benim de içinde bulunduğum sevenler grubu azınlıktaydı. Yine de herkes bir sonraki filmini merak ediyordu ve beş yıllık aradan sonra beklenen film geldi: Three Billboards Outside Ebbing, Missouri – Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri (fakat bundan sonra filmden bahsederken Üç Billboard diyeceğim).

Kızını vahşi bir tecavüz ve cinayete kurban vermiş, sert mizaçlı anne Mildred (Frances McDormand) yedi aydır hiçbir sonuç elde edememiş polis departmanını harekete geçirmek ve medyanın ilgisini çekmek için terk edilmiş bir yoldaki üç billboardu kiralayarak üzerlerine bir mesaj yazar. Mesaj doğrudan polis şefi Willoughby’yi (Woody Harrelson) hedef almaktadır. Willoughby’yi bir baba figürü gibi gören ve geçmişinde birkaç sorun mevcut, zayıf zekalı bir polis memuru olan memur Dixon (Sam Rockwell) başta olmak üzere, bütün kasaba Mildred’a karşı cephe alır. Üstüne üstlük hedef aldığı Willoughby’nin yalnızca birkaç aylık ömrü kalmıştır. Mildred televizyonların anlık ilgisini çekmeyi başarır ancak hiçbir şey beklenildiği gibi gitmeyecektir.

Three Billboards Outside Ebbing, Missouri: Tüm Rolleri Zekice Yazılmış bir Film

Yan rollerde Caleb Landry Jones, John Hawkes, Peter Dinklage, Clarke Peters ve Lucas Hedges’i de barındıran Üç Billboard ilk olarak bir oyunculuk şöleni. McDonagh her zamanki gibi güçlü karakterler ve onların aslında nasıl insanlar olduklarını bize gösteren güçlü sahneler yazmayı başarmış. Film, uzun zamandır sinemada en çok güldüğüm filmlerden biri olsa da bir komedi filmi değil. Ama konusu itibarıyla bekleyeceğiniz üzere koyu ve karanlık bir film de değil.  Takip etmesi kolay, zekice diyalogları ile bir kasaba draması aslen. Bir şekilde insanların düştükleri durumlardan birbirlerini kurtarmaları ya da empati kurmaları ile, ama yine de – en nihayetinde – o durumlara da birbirlerini sokmaları ile ilgili bir film bu. Çukurlar kazılmış ve nöbetler değişiyor sanki. Bazen ne için kavga ettiğimizi bilmeyiz ya işte. Bu film de onu anlatıyor. Neyin mücadelesini kime karşı vermekteyiz? Hepimiz aynı çöplüğün içindeyiz ve gerçekten yıldızlara filan bakan yok. Birbirimize yıldızları göstermemiz gerekiyor, bak diye. Bu yüzden filmdeki kısa insanlık anları, ufak empatiler bayat ya da klişe gibi gelmiyor. McDonagh’ın ustaca yaptığı şey de bu işte.

Filmin aksayan yönleri de var elbette. Dediğim gibi McDonagh karakterlerini uçlara götürmeyi seviyor. Ancak bu sefer çok fazla karakteri ve karakter arası ilişkileri var. Film de – mesleki deformasyon mudur bilemem – iki perdeli gibi sanki. İlk perdesi trajik bir olayla sona eriyor, McDonagh’dan beklenen bir olay ile. O ana kadar her şey çok tutarlı ilerliyor ancak ikinci “perdede” yönetmen karakterlerinin hikayelerini nasıl sonlandırması gerektiğini bilemiyor gibi, bazı şeyler eklektik bazı şeyler de fazla duruyor. McDonagh, In Bruges’u aşan bir film yapmamış maalesef; ancak bu bir tiyatro oyunu da değil. Her seferinde sinematografisini güçlendirmeyi de başarıyor, kendi sinema dilini emin adımlarla inşa ediyor ve ne yaptığını yüksek oranda bildiğini hissettiriyor.

Başarılı senaryosu ve başta McDormand ile Rockwell olmak üzere (ki ne zaman Sam Rockwell’in oynadığı bir filmi izlesem “bu adama neden daha çok film yaptırmıyorlar!” demeden edemiyorum, sanki “underrated” kelimesinin Hollywood sözlüğündeki karşılığı bu adam) döktüren oyuncu kadrosu ile Üç Billboard bu senenin kaçırılmaması gereken yapıtlarından. Ben her ne kadar torpil geçmiş olsam da, yakınlık kurabileceğiniz, diyaloglarına hayran kalacağınız ve bazen gerçekten kahkaha atabileceğiniz bir film olduğu aşikar.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi