25 yıl aradan sonra ekranlara geri dönen Twin Peaks’in, ne anlattığından nasıl anlattığına kadar çeşitlenen birçok değişimi de beraberinde getirdiği aşikar. Bu değişim, 1990’lı yılların Twin Peaks’ini izlemeyi uman seyirci için bir hayal kırıklığı olabilecekken, beklentisini askıya alanlar için bambaşka bir seyir deneyimi teklif ediyor.

twin-peaks-filmloverss

İlk Sezonlara Kısa Bir Bakış

Twin Peaks kasabasında yaşanan bir cinayet üzerine anlatısını kuran dizi, FBI ajanı Dale Cooper’ın bu cinayetin çözümlenmesi için kasabaya atanmasıyla başlamıştı. Konvansiyonel suç hikayelerinin aksine, ajan Cooper, katilin bulunmasında, fiziksel kanıtlar ve rasyonellikten öte, rüyalardan ve gerçekdışı varlıklardan yararlanmıştı. David Lynch’in süregelen kariyeri boyunca psikanalizle kurduğu bağ dikkate alındığında, gizemin açığa çıkmasında önemli bir yere sahip olan rüyalar, yönetmenin, bilincin öznesinden öte bilinçdışının öznesine alan açtığının anlatısal kanıtı olarak düşünüle gelmişti. Modern tahayyülde özne akıl ve neden ile cevaba ulaşabilecekken, David Lynch’in aklın egemenliğini sarsan karakterleri Twin Peaks kasabasında gerçekleşen Laura Palmer cinayetini çözmüşlerdi. Başka bir deyişle, dizi, rüya ve hayali anlatısına dahil ederek, hakikatin açığa çıkmasında bilinç kadar bilinçdışı mekanizmaların da önemi olduğuna vurgu yapmıştı.

twin-peaks-3-sezon-filmloverss

David Lynch’in tekinsiz olarak adlandırılan sinemasının ben/öteki, iç/dış, iyi/kötü gibi keskin ayrımları boşa çıkaran anlatısıyla seyircinin bastığı zemini sarstığı söylenegelmiştir. 2. sezonda açıklığa kavuşan Laura Palmer cinayetinde, dizi katilin hanede olduğuna işaret ederek bu argümanın önünü açmıştı. Katilin, düşmanın ve kötünün dışarıda, ötekinde, biz olmayanda arandığı ideolojilerin tersine Twin Peaks katili evde, bilindik ve güvenli alanda bulmuştu. Sıradan vatandaş baba Leland Palmer, kötücül ruh Bob’un bedenini işgal etmesiyle kızını öldürmüştü. Baba Palmer’ın açıklamasına göre bu kötü ikiz çocukluğunda onun içine girmiş, tabiri caizse, onun bilincini disipline etmişti. Ama unutulmamalı ki, bu kötücül karakter her ne kadar farklı bir bedene sahip olsa da, belirdiği ilk yer, içine girdiği karakterlerin ayna imgesiydi: Leland Palmer ve Dale Cooper, bu kötü ikizi ilk kez aynada kendilerine baktıklarında görmüş, daha sonra bu karakter farklı bir bedende film evreninde belirmişti. Yani kişinin kendini gördüğü ve kurduğu imgede var olan, o kişiden ayrı düşünelemeyecek bir karakterdi bu ikiz; öznenin dışında değil, içinde olan bir öteki. Bilinçdışının öznesi olarak adlandırılabilecek, öznenin aklını dik kesen arzuları taşıyan bu kötü ikiz, dizinin final bölümünde, ‘’iyi’’ karakter ajan Cooper’ın da ayna imgesinde belirmiş, dizi efsanevi bir yol ayrımında sonlanmıştı.

***Yazının bundan sonrası Twin Peaks 3. Sezon hakkında sürprizbozan (spoiler) içerir.***

Twin Peaks 3. Sezon: Genel Bir Bakış

twin-peaks-3-sezon-2-filmloverss

Yayına giren ilk 4 bölümden anlaşıldığı üzere, bu sezon Twin Peaks kasabasından çıkıp Amerika’nın birçok yerinde geçen suç hikayeleri izleyeceğiz. Önceki 2 sezonda olduğu gibi kasabanın şerifi ve ajan Cooper’ın kontrolünde ilerleyen araştırmalar bu sezonda çeperini genişletmekle, daha geniş bir coğrafya ve çeşitli güvenlik güç/aygıtlarına yayılmakla kalmıyor, ajan Cooper’ı da sorgunun merkezine alıyor. Kötücül ikizin işgal ettiği genç ajan, 25 yıl sonra birçok bilinmezlikle ortaya çıkıyor. David Lynch’in canlandırdığı Gordon Cole karakterine göre o vahim günden beri kendisinden haber alınamayan genç ajanın bu uzun sürede nerede ne yaptığının bilgisi bu dört bölümde açık edilmezken, Dougie Jones adıyla farklı bir personada farklı bir hayat yaşadığı ima ediliyor. Suçlu olarak aranan Cooper’ın, içine giren kötücül ikizle neler yaptığı ilerleyen bölümlerin odağını oluşturacak gibi duruyor.

Dizinin ilk iki sezonununda, suçun gizemini açığa çıkaran cevaplar karakterlerin rüyalarında, gerçekdışı varlıklar ve bu varlıkların şifreli mesajlarındayken, bu sezon gizem daha karmaşık ve fantastik anlatı stratejileri ile hikayeye dahil edilecek gibi gözükmekte. Twin Peaks bu sezonda, bulutsu/ışıksı varlıklar, parçalanmış bedenler, tiksinti ve ihlali imleyen bedensel atıklar ile gerçekçi anlatımın sınırlarını aşmakla kalmıyor, geriye/ileriye sıçrayışlarla zamanı kesintiye uğratan kurgu ile ilk iki sezona nazaran daha ayık bir seyircilik talep ediyor. İlk dört bölümde, muhtemelen birçoğumuzun sorduğu ‘’şimdi ne oldu?’’ sorusu, bu yeni sezonda sürekli önümüze düşecek gibi duruyor. Başka bir deyişle, gerçekçi anlatının sınırlarını sarsan yaratıklar, ruhlar ve suçlar ile 90’ların Twin Peaks’inden formel olarak farklılaşırken, bu farklılığın seyircinin diziyle kurduğu/kuracağı ilişkiyi de etkileyeceği aşikar.

Bu sezonda, anlatımda göze çarpan değişimlerden biri de özdüşünümsel (self-reflexive) stratejilerin kullanılması. Film/dizide özdüşünüm, kısaca seyirciye, izlediği şeyin bir kurmaca olduğunun hatırlatılmasıyken, bu hatırlatma izlenilenin bir dizi/film olduğunu açık eden diyaloglar, karakterin kameraya bakışı yahut kameranın görüntüye girmesi gibi çeşitli yollarla sağlanabilir. Böylece, seyirciye izlediği şeye mesafe alması ve onu sorgulaması için yapıt tarafından alan açılır. Dizinin böylesi bir özdüşünümü anlatıya dahil ettiği sahnede cinsellik ve şiddetin vuku bulması ise dikkate değer. Tracey ve Sam karakterlerinin sevişmeye başlayacağı sırada görüntünün odadaki diğer kameralara çevrilmesi, seyircinin izleme eylemine vurgu yaparken, devamında karakterlerin uğradığı saldırıda da bu kurgunun tekrarlanması dizideki cinsellik ve şiddet anlatısının pornografik bir noktaya düşmesini engelliyor. Kısaca, cinsellik ve şiddet, bu sezonda anlatıya dahil olacak gibi görünse de, aynı zamanda Lynch’in seyircinin dikizleme arzusunu sekteye uğratacağının da ipuçları veriliyor.

Sonuç olarak, 25 yıl aradan sonra ekranlara geri dönen Twin Peaks’in, ne anlattığından nasıl anlattığına kadar çeşitlenen birçok değişimi de beraberinde getirdiği aşikar. Ama bu değişimin, eski Twin Peaks’ten keskin bir kopuş önerdiğini söylemek de doğru olmaz. Film ve dizi endüstrisinde, son 25 yılda meydana gelen değişimler ve üretilen yapıtlar göz önüne alındığında 2017 yılının Twin Peaks’ini de bu süreçle beraber okumak, formel farklılıkları anlamlandırmayı kolaylaştıracaktır. Bu sebeple, Twin Peaks’in bu sezonu beklentisini askıya alanlar için bambaşka bir seyirlik deneyim teklif ediyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi