Twin Peaks 3. Sezon 15. bölüm eski karakterlerin birçoğunu ekrana taşırken, herbirinin kendi gündemlerinden kısa kesitler sunuyor. Görece özerk olan bu hikayeler ile hızlı mod değişimlerini tercih eden dizi, her hikaye için de farklı anlatı biçimi kullanıyor. Her hikayeyi incelemenin taşıdığı zorluktan ötürü bu yazıda dizi için taşıdıkları önemden dolayı özellikle Dougie Jones ve Dale Cooper karakterlerine bakacağım.

Twin Peaks 3. Sezon 15. Bölüm: Romanstan Gerilime Bir Anlatı Serüveni

TwinPeaks_3-bolum15-filmloverss

Bu bölümde açılış, Nadine’in elindeki kürekle Ed’in çalıştığı istasyona gitmesi ile yapılıyor. Hayli heyecanlı ve mutlu görünen kadın önemli bir kararı açıklamak için onca yol geliyor. Ne olduğunu anlamayan Ed, Nadine’in yapacağı açıklamayı beklerken Norma ile ilişkisinin önündeki engelin kalktığına anbean şahit oluyor. Nadine öncelikle Ed’i ne kadar çok sevdiğini söyleyerek söze başlamasına rağmen, bu malumun itirafının Ed’e yıllarca yaptığı bencillikten başka bir şey olmadığını kabul ediyor ve Ed’i Norma ile beraber olması için -tabir-i caizse- azat ediyor. Ed, böyle bir açıklamayı beklemediği ve gerçekliğine inanamadığı için önce Nadine’in buna pişman olacağını çekinerek söylese de kadının kendinden emin açıklamasıyla aldığı mutluluktan dört köşe oluyor. Elindeki küreğin sembolik değerinin yıllarca yaptığı pisliği temizlemek olduğunu söyleyen Nadine gönül rahatlığıyla Ed’in yanından ayrılırken, Ed de soluğu Norma’nın yanında alıyor. Yıllarca aşık olduğu kadın ile bu mutlu haberi paylaşmasına rağmen, Norman’nın iş ortaklığı yaptığı Walter’ın kafeye gelmesi ile Ed belli bir süre daha kavuşamayan aşıklar ızdırabını sürdürmek durumunda kalıyor. Norma’nın Walter’a artık kafe işiyle uğraşmak istemeyip ailesine zaman ayırmak istediğini açık etmesiyle beraber kavuşamayan aşıklar hikayesinde ‘’mutlu son’’a adım adım geliniyor. Walter’ın kafeden ayrılması ile Ed’in yanına geçen Norma hayli ‘’romantik’’ bir öpücükle bu romansı şaha kaldırıyor. Bundan sonra ilişkilerinde hiçbir engel kalmayan bu yılların aşıkları yeni bir hayata başlayacaklar gibi görünüyor.

Twin Peaks’in ve tabi ki koca bir David Lynch filmografisinin romans ile derdi olduğu çok açık. Önceki sezonlarda karakterler arasındaki duygusal gerilimler ironi ve mizah ile anlatı evrenine girerken, bu sezonda romans ya dizideki gerilim atmosferinin arkasında kalıyor ya da o romans hemen ardından takip eden gerilim ile tekinsiz bir yere yerleştiriliyor. Bu bölümde de, Norma ve Ed’in süpersonik içli kavuşmasından sonra ikinci seçeneğin nasıl işlediğine şahit oluyoruz. Karakterlerin öpüşmesinden sonra görüntüyü mutluluk, huzur ve sonsuzluğun konvansiyonel tasvirlerinden olan mavi bulutlu gökyüzü görüntüsüne kesen kamera, görüntüyü karanlık ve hızlı kesmelerin olduğu bir gökyüzü görüntüsü ile devam ettiriyor. Norma ve Ed’in mutluluk tablosundan çıkıp Cooper’ın tekinsiz dünyasına odağı çeviren dizi, anlatıdaki modu ters düz ediyor.

Cooper, tanımdan ve kimlikten uzak o ‘’garip’’ adamların olduğu barınağa giderek Philip Jeffries ile konuşmak istediğini söylüyor. Twin Peaks: The Missing Pieces (2014)’te Jeffries karakterini canlandıran David Bowie’nin geçen sene aramızdan ayrılmasından dolayı muhtelemen, bu karakteri başka bir oyuncu değil bir makine canlandırıyor. Cooper’ın içine düştüğü bu başka boyut ile de paralel olarak da makine-insan tasviri doğru bir tercih gibi görünüyor. Jeffries’e onu öldürmek için neden Ray’i gönderdiğini soran Cooper, tatmin edici cevaplar alamadan Jeffries’in iletişim kurması için verdiği bir telefon numarası ile mekandan ayrılıyor. İç mekandan dış mekana boyut değiştirircesine geçen Cooper burada Richard Horne ile karşılaşıyor. Zorbalığının yanında çılgın ukalalığı ile de nam salan Richard, Cooper’ın FBI’dan olduğunu bildiğini söyleyerek ona saldırmaya çalışıyor. Karşısındaki karakterin insan-ötesi güçler ile bezenmiş olduğunun farkında olmayan toy karakter Cooper’ın hızlı refleksi ile yere yıkılıyor. (Bu küçük zorbanın ilk defa acınası bir duruma düşmesinin gerçekten tatmin edici olduğunu belirtmek istiyorum) Ona belli başlı sorular sormak için aracına binmesinei söyleyen Cooper bu bölüm için kapanışını yapmış oluyor.

Twin Peaks 3. Sezon 15. Bölüm: Dougie Jones: Neler Oluyordu?

Geçen bölümde izlediğimiz gelişmelerden biri Gordon’ın Dougie Jones’u araştırmaları için Las Vegas ekibini aramasıydı. Bu ekip, bölgede yaşayan yirmiye yakın aynı isimli kişi olduğu için ne yapacağını bilmez bir haldeydi. Bu bölümde Las Vegas kadrosunun bir Dougie Jones’u teşkilata getirdiklerine şahit oluyoruz. Ama -hatırlarsanız- bizim Dougie Jones hiçbir devlet kurumunda kaydı olmayan bir özne olduğu için teşkilata getirilen Jones o yirmiye yakın isabetsiz atıştan yalnızca biri. Bu sahneden sonra gerçek Jones’un evine görüntüyü kesen dizi Jones için efsanevi bir değişimin gerçekleşebileceğinin sinyalini veren bir sahne kurguluyor. Dougie, karısının getirdiği keki mutlulukla yerken gözü önce televizyondaki filme daha sonra da televizyonun yanındaki prizlere dalıyor. Onu bu görüntüde çekenin ne olduğunu bilemesek de Dougie’nin prizlere doğru emin adımlarla yürüyüşünü seyrediyoruz. Küçük bir çocuk gibi oyun nesnesine yönelen karakter elindeki çatal ile prizi kurcalamaya başlıyor ve BAMM! Bütün evdeki elektriği kesecek kadar güçlü bir akımın etkisine kapılan Dougie bazı ihtimalleri akla getiriyor. Görsel anlatı tarih, hafızasını veya akli melekelerini kaybedip de bir tencere yahut saksı darbesi ile eski haline dönen karakterler ile dolup taştığı için aynı diyalektiğin Dougie için de işleyip işlemeyeceğini bir sonraki bölüme kadar merak edeceğiz gibi görünüyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi