11. bölüm eski ve yeni kadrodan birçok karakter ile ilgili olay ve gelişmeleri izlediğimiz bir bölüm olarak seyirci ile buluştu. Bu bölümde Bobby ve Shelly’den Dougie’ye, FBI’dan Twin Peaks departmanına birçok kişi ve kurum anlatıya girerken, FBI’ın Briggs dosyasını araştırırken yaşadığı deneyimi içeren sahneler anlatımdaki derinlik ile dikkatleri üzerine çekiyor.

***Yazının bundan sonrası Twin Peaks 3. Sezon 11. Bölüm ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

Twin Peaks 3. Sezon 11. Bölüm: Briggs Dosyası

Bu bölümde Binbaşı Briggs’in dosyasıyla uğraşan FBI ekibi  ve Twin Peaks şerif departmanını görüyoruz. Twin Peaks kadrosu binbaşının bıraktığı ipuçları sayesinde gizemli haritadaki sembol ve kodları çözümlüyor. Hawk’ın tabiriyle Binbaşı Briggs hem çok eski hem de çok güncel bir harita bırakarak karakterleri şaşırtıyor. Briggs’in bıraktığı gizemli kağıttaki tarih ve zamana göre Twin Peaks ekibi gitmeleri gereken yere gittiğinde, bu harita yer alan birçok sembolün anlamı anlatıda açık edilecek gibi gözükmekte. Bu bölümde, ekibin hareket etmeleri gereken zaman gelmediği için bu yolculuğa şahit olmuyoruz, ancak ileriki bölümlerde bu gizemin peşinden gideceğiz.

Twin Peaks şerif departmanının yanı sıra, FBI ekibini de Briggs dosyası ile ilgili araştırmalarını yaparken izliyoruz. 9. bölümde gördüğümüz yazar William Hastings, Gordon ve ekibini 3. boyut ile ilgili bahsettiği olayların olduğu izole bir yere götürüyor. Briggs ile beraber farklı bir gerçekliğin içine girdiklerini söyleyen yazar, Gordon ve Albert’in şaşırtıcı bir deneyim yaşamasına önayak oluyor. Götürdüğü izole yerde varlık ile yokluk arasında, ruh betimlerini andıran, ekibin evsiz benzetmesiyle tanımladığı gizemli bir adam bu deneyim tetikleyicisi olur. Yazar ekip aracının içinden teller ile çevrilmiş izole bölgedeki prefabrik evlere bakarken bu gizemli adamın geçtiğini görür. Belli ki bu adam yazarın yaşadığı anılardaki korkutucu bölümlerin aktörlerinden biridir. İşin ilgici bu adamı gören sadece yazar Hastings değil aynı zamanda Gordon, Albert ve Diane’dir. Ancak, ekran içerisinde gidip gelen bir ışık gibi, bir var olup bir yok olan bu gizemli adam FBI ekibince yazardan farklı bir anlam ve duygu ile algılanır. Adamın ekrandan yok olduğu anların farkına varmayan ekip onun farkı bir boyuttaki gerçeklikte de olduğunu anlamaz. Bu adamın peşinden telli bölgenin içine giren Gordon gökyüzünde beliren, hortumu anımsatan bir görüntüye dalar. Hortum giderek genişlerken, merkezinde oluşan görüntü ilginçliği ile hem metaforik hem de sözlük anlamıyla Gordon’ı içine çeker. Dilin boyutlarıyla oynayan bu sahnede, Gordon merkezdeki görüntüde gizemli adamı andıran birkaç adamın onu kendilerine çağırdığını görür. Bu hortumun içine girmek üzereyken Albert Gordon’ı kendine çeker, David Lynch’in canladırdığı bu karakter 3. boyutun yörüngesinden çıkar. Ancak, dikkatleri üzeren çeken gizemli adam izini belli etmeden yazarın olduğu araca binerek -tabiri caizse- yazarı parçalar. Adamın varlığına tanıklık eden bir diğer karakter olan Diane onun hareketlerini görmüş olmasına rağmen, süreklilik sağlamayan görüntüsünden ötürü bu adamın gerçek mi hayal mi olduğunun ayırdına varamaz. Sonuç olarak ekibin elinde, ne olduğunu ve ne yaşadıklarını tam olarak anlayamadıkları bir belirsizlik kalır.

Twin Peaks 3. Sezon 11. Bölüm: Travmatik Geçmişin İzinde

twin-peaks-11-filmloverss

Bu sahneyi ilginç kılan en önemli özellik, Twin Peaks’in 3. sezonundaki en enteresan epizotu ve televizyon dizileri içindeki deneysel anlatının şaha kalktığı 8. bölümün bir devamı gibi kurgulanmış olması. 8. bölüm, dizinin ‘’kötü ruh’’ları tarihsellik içinde anlamlandırdığı bir epizottu. Bu bölümde, atom bombalarının denendiği zamanın deneysel bir anlatısını izlerken, birçok karaktere musallat olan bu kötü ruhların atom bombaların gasp ettiği tarihin travmatik artığı olarak kurgulandığını görmüştük. 11. bölümde gördüğümüz varlık ile yokluk arasındaki bu acayip adamlar, bu açıdan, iki bölüm arasında köprü işlevi görüyor. Onların belirdiği bu sahnede gerçekçi anlatım terk ediliyor. Kullanılan kurgu stratejileri ile beraber, ekran içindeki görüntülerde süreksizlik yaratılırken anlatı zamanın dikiş yerleri açık ediliyor. Özellikle Gordon’ın gökyüzündeki hortuma tanıklık ettiği aralıktaki bu deneysel anlatı, bu acayip adamlarda cisimleşmiş olan travmatik geçmişin kalıntıları anlatı zamanının şimdisini bölüyor, parçalıyor. Böylece, anlaşılması ve içine girilmesi zor anlatımıyla ünlü olan dizi, şimdiye kadar yapılmış atom bombası anlatılarından ayrışarak, bu travmatik tarihin gerçekliğini bu anlaşılmazlıklar zinciri içersine yerleştiriyor. Bu kadar politik bir olayın neden bu kadar kapalı bir anlatım ile aktarıldığını tartışabilecek seyirci için Twin Peaks’in cevabı açıkça politik: Travma, açık ve anlaşılır bir tasvir ile anlatılabilecek bir şey değil, ve bu kollektif travma hala çözülmemiş ve anlaşılamamış olarak bekliyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi