Seyirci beklentileriyle doğru orantılı olarak ülkemizde vizyona giren filmlerin neredeyse yarıya yakını komedi ağırlıklı. Herhangi bir derinliği olmayan, bir buçuk –iki saatlik süresi içinde insanları gülümseterek, bu yolla para kazanma amacı güden işler, format olarak sinema mı tartışılır fakat sanat olmadıkları ortada. Sinema, bir sanat alt türü olduğu halde, üretilen her filmin sanatsal kaygılar taşımadığını öğrendik. Hatta bazıları olayı öyle noktalara getirdiler ki, ortaya koydukları yüzeysel, boş filmlerde gerçek sinema yapan kişileri bile küçümsediler. Yönetmenliğini Oğuz Çelik’in yaptığı Tut Sözünü isimli komedi filmi, bu hatalara düşmeyen, kendisini ve durması gerektiği yeri iyi bilen, hikayesi tahmin edilebilir olsa da seyirciyi güldürmeyi başarabilen bir iş.

Birbirlerinden oldukça farklı kişiliklere sahip olmalarına rağmen çok yakın arkadaş olan Bahadır ve Yalçın’ın yolları, bir ölümle ayrılır. Çılgın Yalçın bir sirkte trapez yaparken düşer ve öbür dünyaya gider fakat dünyada verip tutmadığı sözler yüzünden arafta kalır. Diğer tarafta huzurlu şekilde yoluna devam edebilmesi için verdiği bir sözü yerine getirmesi gerekmektedir. Bu sözün ne olduğunu bulmak ve onu yerine getirmek için kendisine yardım etmesi gereken kişi ise Bahadır’dır. Bu arada Bahadır uzun zamandır Demet’e aşıktır ancak kendisinde kadına açılacak cesareti bulamamaktadır. Yalçın’ın sözünü yerine getirmek için girdikleri mücadelede Bahadır ve Demet de önemli bir sınavdan geçeceklerdir.

Tut Sözünü, afişine ilk baktığınızda çok kötü bir filmle karşılaşacakmışsınız hissi uyandırsa da, filmi izledikten sonra bu düşüncenizde yanıldığınızı gösteren bir yapım. En baştan tahmin edilebilir bir finale sahip olması filmin en zayıf taraflarından birini oluşturduğu halde, bu konseptte bir filmden senaryo düzeyinde bir süpriz beklemek zaten hayalperestlik olacaktır. Oyuncu tercihleri ve başrollerin birbirleriyle uyumu filmin kuvvetli yanlarından en önemlisini oluştururken, kelime oyunlarıyla yapılan zekice espriler güldürmeyi başarıyor. Belden aşağı esprileri abartmayan filmin en takdir edilmesi gereken yönlerinden biri de sırtını küfüre dayamaması. Bu tarz sulu komedilerde genelde oldukça sık kullanılan küfürler, Tut Sözünü filminde sadece bir sahnede dikkatimi çekti. Yalçın’ın beraber öldüğü İtalyan trapezci Bernardo, bulunduğu sahnelerde filmin mizah seviyesini epey yukarı çekmeyi başarıyor. Yan karakter yaratma ve onlardan faydalanma konusunda sıkıntılı olan komedi sinemamız için umut veren bir gelişme olduğunu söyleyebiliriz bu durumun.

Diğer komedi filmlerinde tutan bazı formülleri tekrar etmesi ise Tut Sözünü filminin zayıf yönlerinden biri. Çakallarla Dans filminde pudra şekeri zannedip kokain yiyen karakter ve sonrasındaki hareketleri seyircinin oldukça hoşuna giden bir sahneydi. Bu filmde de aynı durum Bahadır’ın normal şeker zannedip extacy hapları alması şeklinde kullanılmış. En başta da söylediğim gibi üretimin amacı seyirciyi mutlu etmek olduğu için bu tarz eklemlemeler filmin kendi yapısı içinde oldukça doğal. Küçük rollere büyük isimlerin getirilmesi ise filmin artılarından biri. Erkan Can, Zafer Algöz, Durul Bazan gibi isimler az sürelerine rağmen filme bir dinamizm katıyorlar.

İlk yönetmenlik denemesinde Oğuz Çelik’in kötü bir iş ortaya koymadığını söyleyebiliriz. Ülkemizde her yıl onlarcası vizyona giren sulu komedilerden çok farklı bir şey ortaya koymayan fakat yapmak istediğini doğru şekilde yapabilmiş, türdeşlerinden bir adım önde bir film Tut Sözünü. Amacınız gülmek ve iyi vakit geçirmek ise filmin doğru bir tercih olduğunu söyleyebilirim.

Seyirci beklentileriyle doğru orantılı olarak ülkemizde vizyona giren filmlerin neredeyse yarıya yakını komedi ağırlıklı. Herhangi bir derinliği olmayan, bir buçuk –iki saatlik süresi içinde insanları gülümseterek, bu yolla para kazanma amacı güden işler, format olarak sinema mı tartışılır fakat sanat olmadıkları ortada. Sinema, bir sanat alt türü olduğu halde, üretilen her filmin sanatsal kaygılar taşımadığını öğrendik. Hatta bazıları olayı öyle noktalara getirdiler ki, ortaya koydukları yüzeysel, boş filmlerde gerçek sinema yapan kişileri bile küçümsediler. Yönetmenliğini Oğuz Çelik’in yaptığı Tut Sözünü isimli komedi filmi, bu hatalara düşmeyen, kendisini ve durması gerektiği yeri iyi bilen, hikayesi tahmin edilebilir olsa da seyirciyi güldürmeyi başarabilen bir iş. Birbirlerinden oldukça farklı kişiliklere sahip olmalarına rağmen çok yakın arkadaş olan Bahadır ve Yalçın’ın yolları, bir ölümle ayrılır. Çılgın Yalçın bir sirkte trapez yaparken düşer ve öbür dünyaya gider fakat dünyada verip tutmadığı sözler yüzünden arafta kalır. Diğer tarafta huzurlu şekilde yoluna devam edebilmesi için verdiği bir sözü yerine getirmesi gerekmektedir. Bu sözün ne olduğunu bulmak ve onu yerine getirmek için kendisine yardım etmesi gereken kişi ise Bahadır’dır. Bu arada Bahadır uzun zamandır Demet’e aşıktır ancak kendisinde kadına açılacak cesareti bulamamaktadır. Yalçın’ın sözünü yerine getirmek için girdikleri mücadelede Bahadır ve Demet de önemli bir sınavdan geçeceklerdir. Tut Sözünü, afişine ilk baktığınızda çok kötü bir filmle karşılaşacakmışsınız hissi uyandırsa da, filmi izledikten sonra bu düşüncenizde yanıldığınızı gösteren bir yapım. En baştan tahmin edilebilir bir finale sahip olması filmin en zayıf taraflarından birini oluşturduğu halde, bu konseptte bir filmden senaryo düzeyinde bir süpriz beklemek zaten hayalperestlik olacaktır. Oyuncu tercihleri ve başrollerin birbirleriyle uyumu filmin kuvvetli yanlarından en önemlisini oluştururken, kelime oyunlarıyla yapılan zekice espriler güldürmeyi başarıyor. Belden aşağı esprileri abartmayan filmin en takdir edilmesi gereken yönlerinden biri de sırtını küfüre dayamaması. Bu tarz sulu komedilerde genelde oldukça sık kullanılan küfürler, Tut Sözünü filminde sadece bir sahnede dikkatimi çekti. Yalçın’ın beraber öldüğü İtalyan trapezci Bernardo, bulunduğu sahnelerde filmin mizah seviyesini epey yukarı çekmeyi başarıyor. Yan karakter yaratma ve onlardan faydalanma konusunda sıkıntılı olan komedi sinemamız için umut veren bir gelişme olduğunu söyleyebiliriz bu durumun. Diğer komedi filmlerinde tutan bazı formülleri tekrar etmesi ise Tut Sözünü filminin zayıf yönlerinden biri. Çakallarla Dans filminde pudra şekeri zannedip kokain yiyen karakter ve sonrasındaki hareketleri seyircinin oldukça hoşuna giden bir sahneydi. Bu filmde de aynı durum Bahadır’ın normal şeker zannedip extacy hapları alması şeklinde kullanılmış. En başta da söylediğim gibi üretimin amacı seyirciyi mutlu etmek olduğu için bu tarz eklemlemeler filmin kendi yapısı içinde oldukça doğal. Küçük rollere büyük isimlerin getirilmesi ise filmin artılarından biri. Erkan Can, Zafer Algöz, Durul Bazan gibi isimler az sürelerine rağmen filme bir dinamizm katıyorlar. İlk yönetmenlik denemesinde Oğuz Çelik'in kötü bir iş ortaya koymadığını söyleyebiliriz. Ülkemizde her yıl onlarcası vizyona giren sulu komedilerden çok farklı bir şey ortaya koymayan fakat yapmak istediğini doğru şekilde yapabilmiş, türdeşlerinden bir adım önde bir film Tut Sözünü. Amacınız gülmek ve iyi vakit geçirmek ise filmin doğru bir tercih olduğunu söyleyebilirim.

Yazar Puanı

Puan - 60%

60%

Amacınız gülmek ve iyi vakit geçirmek ise Tut Sözünü filminin doğru bir tercih olduğunu söyleyebiliriz.

Kullanıcı Puanları: 4.12 ( 6 votes)
60
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi