Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Sex and The City’nin, Friends’in veya My Name is Earl’ün Türkiye uyarlaması çekilseydi sizce neye benzerdi? Hiç hayal gücünüzü zorlamayın hepsi çoktan yapıldı.

Dünya’nın geri kalanında, bilhassa Amerika’da dizi sektörü gitgide gelişir, bağımsızlaşır, cesurlaşır ve altın çağını yaşarken bizde malum aynı tas, aynı hamam. Bütçeler ve prodüksiyonlar büyürken nadiren özgün işlerle karşılaşıyoruz, onların da yayın hayatı kısıtlı oluyor.

Diziler zaten kendi kendilerini tekrar ederken, bir de yurt dışında tutmuş olan dizilerin Türkiye’ye uyarlanması furyası var. Bir kısmı açık açık telif hakkı alınarak uyarlansa da bu dizilerin bir bölümü alelade bir biçimde araklanıyor ve yapımcılar orijinal dizilerle ilgili sorular gelince ölü taklidi yapıyorlar.

Yine de biz etrafımızda uyarlama yapımların olmasına da alıştık. Fakat ortalıkta Shameless ve Supernatural dizilerinin de Türkiye’ye uyarlanabileceği iddiası var ve “Bu kadarına da pes artık!” deme noktasına geldik. O noktaya gelince de aklımıza hala nasıl olup da uyarlandıklarını anlayamadığımız başka yapımlar geldi.

Aralarında iyi işler olsa da, orijinallerini izlemiş insanlar olarak yerli versiyonlarının çekilme kararının alınmış olmasına dahi şaşıyoruz. Çekilmiş olduğuna her daim şaşırdığımız 12 yerli uyarlama hangileri merak ediyor musunuz?

Türkiye Televizyonlarına Uyarlandığına İnanamadığımız 12 Dizi!

My Name Is Earl – Hakkını Helal Et

hakkını helal et my name is earl-filmloverss

Bizce dizinin başrolünde yer alan Mürşid Bağ, Earl Hickey rolünü özleyen Jason Lee‘nin estetik operasyon geçirmiş hali. Üstelik sadece başrol oyuncusunun tipi değil, dizinin konusu da My Name Is Earl‘ünkiyle birebir aynı. Tek fark herhalde, karmanın Samanyolu TV’ye ters gelmesiyle, konsepti karmadan helallik almaya devşirmiş olmaları.

Hakkını Helal Et, My Name Is Earl gibi bir komedi değil, dram dizisi. Yine de zamanında My Name Is Earl izleyenleri en az My Name Is Earl kadar güldürme potansiyelini bünyesinde barındırıyor. Daha da ilginç olan dizinin senaristleri arasında Onur Ünlü‘yü görmemiz.

Dizinin yapımcısı ise Melih Sezgin ise dizinin My Name Is Earl’le bir alakası olmadığını söylüyor. Aslında Fudayl bin İyaz‘ın hayatından uyarlanmış dizi. Keşke başrol için Earl Hickey‘nin Türkiye’li ikizini bulmasalarmış, belki inanırdık kendisine.

Mrs Doubtfire – Hayatımın Rolü

mrs doubtfire hayatımın rolü-filmloverss

Gerçekten, Mrs. Doubtfire‘ın Haluk Bilginer versiyonunu görmekle bir sıkıntımız yok, hatta onur duyduk. Çünkü hem Robin Williams hem de Haluk Bilginer‘le büyümüş çocuklarız ve ikisine karşı da inanılmaz bir sevgi her zaman besleyeceğiz. Üstelik illa Türkiye’den biri Mrs. Doubtfire‘ı canlandıracaksa, o Haluk Bilginer olmalıydı. Keşke bu 46 derisinin kapağında gerçekleşseydi ama.

Yine de bu versiyon, benzer bir hikaye örgüsünde Okan Bayülgen’i yaşlı bir kadın olarak izlediğimiz “Size Baba Diyebilir Miyim?”le kıyaslanamayacak kadar iyiydi. Hatta televizyon dizisi yerine film olarak uyarlansa, muhtemelen şu an beğeniyle bile anıyor olabilirdik. Ama dizilerin bir bölümünün sinema filmi uzunluğunda çekildiği bir ülkede zaten bu projenin tutması imkansızdı. Neyse Haluk Bilginer diziden alıp tiyatroya verdiği için, ve kendisini bu rolde görmekten de pek hoşnut olduğumuz için, çekildiğine değdi.

Glee – M.U.C.K.

glee muck - filmloverss

Ya da açılımıyla Müzik Umutları Cesaret Kanatlarıydı(?) Glee’nin Türkiye şubesi olmaya adaydı ve işler tabii ki planlandığı gibi gitmedi. Diziyi kurtarabilecek yegane şey Bedük‘tü herhalde ama maalesef tek başına Bedük de bu işi beceremedi.

Açıkça belirtelim bu projede bir potansiyel vardı, ama bu ülkede müzikal işinin becerilmesi için daha kırk fırın ekmek yenmesi gerek. Önce büyük prodüksiyonlarla deneyim kazanmadan, her hafta özgün içerikler üretmeye çalışan bir müzikal projenin başarılı olma ve hayatta kalma şansı da pek yoktu.

24 – Mahşer

24 32 mahşer -filmloverss

“Türkiye’nin ilk ve tek gerçek zamanlı televizyon dizisi” sloganıyla yola çıkması Mahşer‘in bir hayli akıllıcaydı. Böylece bir dizinin içeriği değil, yalnızca dizide kullanılan bir yöntemin esinlendiğini kanıtlayabilirlerdi. Friends‘den The Seinfeld‘e, Doctor Who‘dan Married with Children‘a o kadar çok dizi bu konseptten faydalanmıştı ki, neden olmasın diyebilirdik.

Fakat elbette 24 dışındaki tüm televizyon dizilerinin bir veya bir iki bölüm gerçek zamanlı (real time) olarak hazırlamıştı. Yani konseptin dizi alanında tek örneği 24 olunca, bu cümle 24′teki konseptin birebir alındığının manifestosu haline geliyordu.

Yine de güzel bir iş çıkabilirdi. Ama 24 saati 13 bölümde anlatmak için, her bölümü detaylarla uzatmak için yapılan zoom-in zoom-out’lar seyirciyi kaçırdı. Zaten dördüncü bölümde bitince dizi, Türkiye’nin ilk gerçek zamanlı dizi deneyimi de 8 saat sürmüş oldu.

Sex and The City – Metro Palas

metro palas sex and the city - filmloverss

Sex and The City, hoşumuza gitsin veya gitmesin, çalışan ve sevişen özgür kadının manifestosuna dönüşmüştü yayınlandığı sıralarda. Metro Palas ise kadınlara dair iğrenç klişelerle dolu, oyunculuk bakımından da yapmacıklıktan ölen bir dizi denemesiydi. Orijinal dizideki “Sex” nidasını, oyuncuların kıyafetlerine taşıyarak da izleyici çekmeye çalışma işi ters tepmişti. Keza Sex and The City, kadınlar için bir beraber yaşama modeli sunduğundan izlenirken, Metro Palas oyuncuları mümkün mertebe seksi bir görüntüde tutarak, dizinin içeriğiyle hiç ilgilenmeyecek bir erkek kitleyi çekmeye çalışmıştı. Kadınlar da sadece salata yiyip, fal baktirip, para harcayıp, dedikodu yapıyorlarmış gibi taktim edilmelerine zaten günlük hayatta illallah diyordu bırakın dizisini izlemeyi. Zaten dizi kısa bir süre içinde de yayından kaldırıldı.

Fame – Şöhret Okulu

fame şöhret okulu -filmloverss

2006 yılında “Benimle Dans Eder Misin?” furyasıyla beraber, memlekette gerçekten dans etmeyi becerebilen insanların olduğu ortaya çıkmıştı, Sinan Çetin de bunun gazıyla Fame‘i uyarlama kararı almıştı. En azından Şöhret Okulu‘nun kadrosunda yarışma programından isimlere rastlamamızı bu şekilde açıklayabiliriz.

Ayla Algan, Erol Büyükburç, Tan Sağtürk, Cengiz Küçükayvaz, Yıldız Asyalı, Müjdat Gezen, İlhan Şeşen gibi isimleri içinde barındıran muazzam bir oyuncu kadrosu, vasatın bir hayli altında kalan senaryonun gölgesinde kalınca dördüncü bölünde yayını terkeden dizilerin arasında yerini elde etti Şöhret Okulu.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi