2014’te 249’u yabancı, 109’u yerli olmak üzere toplamda 358 filmin vizyona girmesiyle 1990 sonrasının en yüksek rakamlarına ulaşıldı. Yerli film adedindeki gözle görülür artış, artı ve eksileriyle masaya yatırılmalı (başka bir yazının konusu şüphesiz). Geçen yılla bu yılı karşılaştırdığımızda, kesilen bilet adedinin yanı sıra yerli filmlerin pastadaki payının da arttığını görüyoruz. 2013’te 29 milyon biletli seyirci Türk filmlerinin oynadığı salonları doldururken, bu yıl o rakam 35 milyona yaklaştı. Film adedindeki artışın katkısı yadsınamaz ancak, Recep İvedik 4’ün 7.5 milyona yakın seyircisi ile son 25 yılın verilerine göre en çok izlenen Türk filmi ünvanını ele geçirmesi, Düğün Dernek’in bu yıla sarkarak 3 milyona yakın bir katkı yapması ve Eyvah Eyvah 3’ün 3.4 milyonu bulan seyircisi ve tabii 1 milyonu aşan, oralarda gezinen film sayısı aradaki 16 milyonluk farkı açıklıyor.

Şimdi geride bıraktığımız yılın gişe rakamlarını inceleyelim. Seyircinin hangi motivasyonlarla sinemaya gittiğine bakalım.

Devam filmlerimizin gişedeki önlenemez yükselişi

Öncelikle 2014’te vizyona giren Türk filmlerinden “devam filmi” olanların yıla damgasını vurduğunu belirtmemiz gerekiyor. Recep İvedik’in dördüncü bölümü Düğün Dernek’in 6 milyon 980 bin kişilik rekorunu 7.5 milyona yakın bir seyirci ile kırması, serinin önceki filmlerinin 4.5 milyon barajını aşamaması ve üçüncü filmle düşüşe geçmesi sonrasında beklenmedik bir gelişmeydi. Kaba komedileri sevmemiz, tiplemeler üzerinden yürüyen ve halkın büyük kesimine seslenebilen komedileri kısa yoldan başarıya götürüyor. Deliha da bunun son örneği oldu. Filmin 2 milyona yakın bir rakama ulaşacağını göz önüne alırsak, muhtemel devam filmlerinin bu rakamı da katlayabileceğini söyleyebiliriz. Eyvah Eyvah 3, İncir Reçeli 2, Dabbe: Zehr-i Cin, ve vizyonu devam eden Çakallarla Dans  3’ün seyirci rakamlarına baktığımızda, ilk filmleriyle markalaşıp, seyircinin kalbini kazanan filmlerin, devam bölümleri iyi-kötü olmasına ve eleştirilere bakılmadan, tam bir teslimiyetle halkımızı sinema salonlarına çekmekte. Şüphesiz ki devam filmleri, başta Amerika olmak üzere pek çok ülkede yapımcılar için güvenli yatırım olarak görülüyor. Ancak, eğer ki film özensiz ve baştan savma olursa seyirci de cezayı kesebiliyor. Devam filmlerinin sinemamızda yeni yeni hakimiyet kurmaya başlamasından kaynaklı olarak, sanırım bizde ceza mekanizması henüz oluşmadı. Zaten dizilerle yatıp kalkan bir toplum olduğumuzdan sinemada izleyip de sevdiğimiz, eğlendiğimiz filmlerin yeni bölümlerini de aynı mantaliteyle seyrediyoruz. Dizi örneğini biraz daha açarsak; sezonlar ilerledikçe dizi çığırından çıksa da, her ne olursa olsun çoğunluk final bölümüne dek izlemeyi sürdürüyor. Devam filmlerinin, genellikle her bölümde gişesini artırması da vizyon sonrasındaki TV yayınları ve internet üzerinden de izlenerek filmin seyirci kitlesini artırmasıyla açıklanabilir. Bu süreçte marka değerlerini katlama imkanı bulduklarını söyleyelim. İncir Reçeli, 40 haftada 250 bin seyirci çekebilmişken, 3 yıl sonra gelen devam filmi, 2 ay kadar bir zaman diliminde seyircisini hemen hemen altıya katlayabiliyor. Özetle Türk seyircisi, devam filmlerinden şu an için memnun. Önümüzdeki yıllarda nasıl bir tablo oluşacak, şu an için kestirmek güç.

Özgün üretimlerle gelen başarılar

Cem Yılmaz, GORA-AROG veya Yahşi Batı’nın devamı yerine Yeşilçam’dan beslendiği, özgün eseri Pek Yakında ile takdir edilmesi gereken bir işe imza attı. Gişeyi önemseyen ama kartlarını ona göre oynamayan bir projeyle sinema yolculuğuna devam etmesi önemliydi. Hokkabaz kıvamında bir film çeken Yılmaz’ın 2 milyonu aşkın bir seyirciyi sinema salonlarına çekmesi Recep İvedik ve Eyvah Eyvah’ın son bölümlerinin gişesinden daha önemli bana kalırsa. Komedi filmi çıtamızı yukarı çektiği için kıymetini bilmemiz gerekiyor Yılmaz’ın.

Her iki filminden birinde gişe başarısı yakalayan ve istikrarını koruyan Çağan Irmak’ın Unutursam Fısılda’sı da nostaljik damarıyla 1 milyon 672 bin seyirciyi gördü. Ağlatarak kazanıyor diyerek yaptığı işi küçümsemek doğru olmaz. Irmak’ın yer yer ağdalı bulduğum anlatısı dışında duygusallığı iyi işleyerek başarısını sonuna kadar hak ettiği düşünüyorum. Senaryosunu Yılmaz Erdoğan’ın yazdığı Patron Mutlu Son İstiyor ise iyi bir fikirle yola çıksa da vasatı aşamayan bir yapımdı. Tolga Çevik ve Ezgi Mola gibi popüler isimlerle 1 milyon barajını zorlanmadan aştı. Mandıra Filozufu, Bi Küçük Eylül Meselesi ve Hadi İnşallah gibi yapımlar genel kitleye hitap ederek 900 binlerde gezindi.

Cemaat desteği ile ‘Birleşen Gönüller’

Sinemamızın II. Dünya Savaşı’na el attığı iki filmden Birleşen Gönüller, cemaat desteğiyle 1,5 milyonu yakalarken, daha iyi tepkiler alan Kırımlı, görünen o ki, Birleşen Gönüller’in 10\1’i gibi bir rakamda kapatacak. Hangisinin daha kıymetli olduğunu yazmamıza gerek yok sanırım. Zaten her yıl cemaat desteği alan bir film, sürpriz gibi görünen ama esasında sürpriz olmayan bir başarıya imza atıyor.

Korku filmlerinde hal ve gidiş

İslami korku filmlerinin yeni örneklerinin yanı sıra Ümmü Sıbyan Zifir, Gulyabani, Gizli Yüzler ve Tamaya İfrit gibi farklı hikayelerin peşine düşen yapımlar izledik. Sinemaseverlerin bir kısmı yerli korku filmlerini korkunç değil gülünç bulup, şiddetle uzak dururken, ilgisini eksik etmeyen bir kitle de mevcut.  Son 10 yıldaki korku denemelerimiz henüz tam olarak meyvelerini vermeye başladı diyemesek de furya oluşturabilmesi, kemik kitlesini yaratması, küçük ama önemli adımlar. Artık yerli korku sinemasında bir marka olan Dabbe, en fazla yarım milyonu görebilen filmler çıkardı. Hasan Karacadağ’ın serinin beşinci filmi Zehr-i Cin ile 836 binlik bir rakamı görmesi 8-9 yıllık bir çabanın ürünü… Diğer korku filmlerine baktığımızda Siccin’in 336 bin seyircisiyle, yeni üretimlerin en başarılısı olduğunu görüyoruz. Azazil: Düğüm, Ümmü Sıbyan Zifir, Ammar: Cin Tarikatı, Muska ve  Azem Cin Karası 100-200 bin arasında gezinerek ancak kemik kitleye seslenebildiler. Eğer seyircinin güveni kazanılabilirse yerli korku filmlerimiz pastadan daha büyük bir dilim alacak. Gidişat umut verici, sadece biraz daha zamana ihtiyaç var.

Altın Palmiye’nin fendi, sanat filmi algısını yendi mi?

Ekim-Kasım aylarında vizyona girmesini beklerken, kazanılan Altın Palmiye ödülü sonrasında, ani bir kararla 13 Haziran’da 135 kopya ile gösterime giren Kış Uykusu, toplamda 304 bin kişiye ulaştı. Dünyanın her yerinde olduğu gibi, bizde de seyirci genel olarak sinemaya eğlenmek (gülmek, duygulanmak, heyecanlanmak, korkmak vb.) için gidiyor. Alt metinlerin izini sürmek, estetiğe ulaşmak, uzun sessizliklere anlam yüklemek özellikle ülkemizde çok sınırlı bir kitlenin ilgilendiği şeyler. Pek katılmasak da “sanat filmi” tabiri, filmleri tür kapsamında değerlendirmek gibi. Farklı bir algı yaratıyor ve genel kitlenin o filmlerden uzak durmasına neden oluyor. Bu alanda en çok seyirci çeken isim Nuri Bilge Ceylan, son çalışmaları Üç Maymun’la 127 bin, Bir Zamanlar Anadolu’da ile de 161 bin kişi çekerek, 150 binlik üst sınırı aşmıştı. Ceylan’ın sektörün en prestijli iki ödülünden biri olan Altın Palmiye’yi alması ve filmi sıcağı sıcağına vizyona sokması şüphesiz gişe için önemli bir hamleydi. Haluk Bilginer, Demet Akbağ, Nejat İşler gibi popüler isimlerin varlığı, ödülle gelen reklam merak unsurunu katladı ve birçok sinemasever, 3 saat 16 dakikalık süresine rağmen Kış Uykusu’nu görmeye gitti. Sanat filmi kriterlerinin tamamını bünyesinde barındıran bir filmin ülkemizde 300 bini görmesi, büyük oranda kopya sayısı ve gösterimin ülke geneline yayılması sayesinde gerçekleşti.

Kış Uykusu’nu izlediğim seansta seyircinin 6\1’inin film bitmeden çıkmasına bizzat şahit oldum. Bu oranın büyük şehirlerde daha düşük olduğunu varsaysak bile, sanat filmi tahammülsüzlüğünde bir değişiklik olmadığını görürüz. Oscar da alsak bir şey değişmeyecektir. Altın Palmiye ödülü, sinemamızın 100. yılını daha anlamlı kılsa da ödüllerin kişisel beğeniler üzerinde ve gişede -en azından ülkemizde- ciddi bir fark yaratmadığını ve fakat yapımcı ve yönetmenlerimize cesaret aşıladığını kabul etmemiz gerekiyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi