Karlarla örtülü bembeyaz bir kış manzarasını aniden bölen yapay çığ patlamaları ve çalmaya başlayan Vivaldi’nin dört mevsiminin Yaz – Presto bölümü. Buradan yola çıkıp Turist – Force Majeure filmini özetleyebiliriz: Mutluluk ile acının, kahkaha ile gözyaşının birbirine karıştığı bir zıtlıklar filmi.

İsveçli yönetmen Ruben Östlund’un dördüncü kurmaca filmi olan Turist, iki çocuğuyla birlikte kayak tatiline çıkan bir ailenin, kaldıkları yerde çığ düşmesi sonucu yaşadıkları faciayı anlatan bir aksiyon filmi değil. Çığ düşmesi sonucu olayı kazasız belasız atlatsalar da krize giren, belki de görünmeyen sorunların görünür olduğu ailenin ve ebeveynliğin sorgulandığı daha küçük çaplı bir facia filmi. Force Majeure, Latince kaynaklı bir terim ve iki taraflı antlaşmalarda, tarafların kendileri dışında gelişen olaylara dayanarak tek ya da çift taraflı olarak antlaşmayı feshetmeleri anlamına geliyor. Yani burada feshi söz konusu antlaşmanın, evlilik sözleşmesi olduğu oldukça aşikar. Genel olarak önlenemez doğa olayları için eklenen bu koruyucu faktörün konuşulmasına neden olan şey de çığın ta kendisi. Ortada ataerkil iktidarın sarsılması ve üstüne üstlük bunun çığ metaforu ile yansıtılması durumu varsa akıllara Alfred Hitchcock gelmiyor değil.

Tomas’ın çığ düşmesi esnasında ailesine gereken önemi göstermemesi, eşi Ebba tarafından sıklıkla dile getirilirken Tomas aile üzerindeki kontrolünü kaybediyor; hatta çocuklaşıyor. Buna karşılık Ebba karakteri kocasından uzaklaştıkça bambaşka çıkış yollarının peşine düşüyor (Fanni karakterinin varlığının tek nedeni de bu). Tomas’ın belki de içgüdüyle yaptığı bu hareket neredeyse filmin tüm anlatısına işlerken defalarca tekrar ediliyor. Hatta yetmiyor Tomas’ın kardeşi Mats da aynı eleştirilere maruz kalıyor. Bencillik ile hayatta kalma içgüdüsü arasındaki çelişkinin üzerinden o kadar duruluyor ki bir noktadan sonra film de bilinçli şekilde komikleşiyor. Böylece filmin komedi dozu arttıkça aslında temposu inanılmaz ölçüde zarar görüyor (Bahsettiğim temponun, karakterlerin davranışlarıyla ve değişimleriyle ilgili olduğunu söylemem lazım). Tomas’ın içinde bulunduğu zor durum bir bakıma Mats üzerinden belki evrenselleştiriliyor ama çok sık tekrara düşülüyor. Çiftler üzerindeki gerilimler bu kadar tek bir olaya değil de birikmiş ama halının altına süpürülmüş sorunlar üzerinden yapılsa belki çok daha anlamlı olabilirmiş.

Östlund özellikle Tomas’ın çıkmazlarını, sinematografik bir yetkinlikle ele alıyor. Bu açıdan mekan kullanımı oldukça başarılı. Birbirine benzer yüzlerce odanın aynı anda yer aldığı çekimlerde ya da dış çekimlerde kullanılan panoramik planlarla ve üst açılarla tek bir adamın trajedisine tanık oluyoruz. Fakat aynı duyarlılık Ebba karakterine gösterilmiyor. Hatta neredeyse bir ötekileştirmeden ve cinsiyetçilikten söz etmek mümkün.  Östlund’un izleyiciye provoke eden, intikamcı, taraf tutan ve Lars von Trier’i hatırlatan bir senaryo yazdığını söyleyebilirim. Birçoklarınca anlamsız bulunan final sahnesine bu açıdan bakmak daha anlamlı olacaktır diyor ve sürprizbozan (spoiler yerine şimdilik bununla idare ediyoruz) vermek istemiyorum.

Müzik kullanımından çekim ölçeklerine kadar teknik açıdan tam bir başarı olan “Turist”, sorduğu “soru”nun cevabını fazla derinleşmeden geveze biçimde ele alarak ve hatta çocuksu bir biçimde yanıtlayarak İskandinav sinemasında standart (default) olarak yer alan absürdizme sırtını yaslıyor.

Karlarla örtülü bembeyaz bir kış manzarasını aniden bölen yapay çığ patlamaları ve çalmaya başlayan Vivaldi’nin dört mevsiminin Yaz - Presto bölümü. Buradan yola çıkıp Turist - Force Majeure filmini özetleyebiliriz: Mutluluk ile acının, kahkaha ile gözyaşının birbirine karıştığı bir zıtlıklar filmi. İsveçli yönetmen Ruben Östlund’un dördüncü kurmaca filmi olan Turist, iki çocuğuyla birlikte kayak tatiline çıkan bir ailenin, kaldıkları yerde çığ düşmesi sonucu yaşadıkları faciayı anlatan bir aksiyon filmi değil. Çığ düşmesi sonucu olayı kazasız belasız atlatsalar da krize giren, belki de görünmeyen sorunların görünür olduğu ailenin ve ebeveynliğin sorgulandığı daha küçük çaplı bir facia filmi. Force Majeure, Latince kaynaklı bir terim ve iki taraflı antlaşmalarda, tarafların kendileri dışında gelişen olaylara dayanarak tek ya da çift taraflı olarak antlaşmayı feshetmeleri anlamına geliyor. Yani burada feshi söz konusu antlaşmanın, evlilik sözleşmesi olduğu oldukça aşikar. Genel olarak önlenemez doğa olayları için eklenen bu koruyucu faktörün konuşulmasına neden olan şey de çığın ta kendisi. Ortada ataerkil iktidarın sarsılması ve üstüne üstlük bunun çığ metaforu ile yansıtılması durumu varsa akıllara Alfred Hitchcock gelmiyor değil. Tomas’ın çığ düşmesi esnasında ailesine gereken önemi göstermemesi, eşi Ebba tarafından sıklıkla dile getirilirken Tomas aile üzerindeki kontrolünü kaybediyor; hatta çocuklaşıyor. Buna karşılık Ebba karakteri kocasından uzaklaştıkça bambaşka çıkış yollarının peşine düşüyor (Fanni karakterinin varlığının tek nedeni de bu). Tomas’ın belki de içgüdüyle yaptığı bu hareket neredeyse filmin tüm anlatısına işlerken defalarca tekrar ediliyor. Hatta yetmiyor Tomas’ın kardeşi Mats da aynı eleştirilere maruz kalıyor. Bencillik ile hayatta kalma içgüdüsü arasındaki çelişkinin üzerinden o kadar duruluyor ki bir noktadan sonra film de bilinçli şekilde komikleşiyor. Böylece filmin komedi dozu arttıkça aslında temposu inanılmaz ölçüde zarar görüyor (Bahsettiğim temponun, karakterlerin davranışlarıyla ve değişimleriyle ilgili olduğunu söylemem lazım). Tomas’ın içinde bulunduğu zor durum bir bakıma Mats üzerinden belki evrenselleştiriliyor ama çok sık tekrara düşülüyor. Çiftler üzerindeki gerilimler bu kadar tek bir olaya değil de birikmiş ama halının altına süpürülmüş sorunlar üzerinden yapılsa belki çok daha anlamlı olabilirmiş. Östlund özellikle Tomas’ın çıkmazlarını, sinematografik bir yetkinlikle ele alıyor. Bu açıdan mekan kullanımı oldukça başarılı. Birbirine benzer yüzlerce odanın aynı anda yer aldığı çekimlerde ya da dış çekimlerde kullanılan panoramik planlarla ve üst açılarla tek bir adamın trajedisine tanık oluyoruz. Fakat aynı duyarlılık Ebba karakterine gösterilmiyor. Hatta neredeyse bir ötekileştirmeden ve cinsiyetçilikten söz etmek mümkün.  Östlund’un izleyiciye provoke eden, intikamcı, taraf tutan ve Lars von Trier’i hatırlatan bir senaryo yazdığını söyleyebilirim. Birçoklarınca anlamsız bulunan final sahnesine bu açıdan bakmak daha anlamlı olacaktır diyor ve sürprizbozan (spoiler yerine şimdilik bununla idare ediyoruz) vermek istemiyorum. Müzik kullanımından çekim ölçeklerine kadar teknik açıdan tam bir başarı olan “Turist”, sorduğu “soru”nun cevabını fazla derinleşmeden geveze biçimde ele alarak ve hatta çocuksu bir biçimde yanıtlayarak İskandinav sinemasında standart (default) olarak yer alan absürdizme sırtını yaslıyor.

Yazar Puanı

Puan - 64%

64%

Müzik kullanımından çekim ölçeklerine kadar teknik açıdan tam bir başarı olan “Turist”, sorduğu “soru”nun cevabını fazla derinleşmeden geveze biçimde ele alarak ve hatta çocuksu bir biçimde yanıtlayarak İskandinav sinemasında standart (default) olarak yer alan absürdizme sırtını yaslıyor.

Kullanıcı Puanları: 3.57 ( 5 votes)
64
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi