Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Yönetilenlerin sistem içerisinde hayatta kalabilmek için aynılaşmasının gerektiği bir düzende farklı olma güdüsünü ise tüketim karşılar. Birbirine zıt görünen ancak birbirini doğrulayan bu durumda, her gün sabah 8 akşam 5 çalışan bir bireyin onunla aynı hayata sahip olan bütün o topluluktan farklı olacağı yanılsamasını tek bir reklam verebilir. Bu parfümü kullanırsan, geçtiğin her yerde insanlar sana bakacak (fark yaratma), bu araba sana kendini ulaşılmaz hissettirecek! Nesnelerin ya da işlevlerinin değil, mutluluğun ve kısa süreli hazların satıldığı yeni dünya düzeninde bir içecek markasının sloganının mutluluk bu kapağın altında olmasına şaşırmamak gerekir. Çünkü her marka farklı ürünlerle aynı şeyi satıyor: mutluluk. Buna ihtiyacımız var. Çünkü elimize para verilirken mutluluğumuz alındı, şimdi ise o parayla bir mutluluk simülasyonunu durmaksızın satın almaya çalışıyoruz. Bu listede sizler için tüketim kültürünü eleştiren 10 etkileyici filmi sizler için derledik.

They Live

they-live-filmloverss

John Carpenter’ın yönetmenliği üstlendiği They Live, sistem eleştirisinin sinemadaki en güzel tasvirlerinden biridir. Baş karakter Nada, bir gün bulduğu gözlüğü taktığı anda her şeyi, tüm çıplaklığıyla görmeye başlar. Reklam panoları, insanlar, medya, tüm propagandalar gözüne olduğu gibi gözükmeye başlar. Daha önce farkına varmadığı bu ayrıntıları gördükçe sistemin onları nasıl köleleştirdiğinin ve tektipleştirdiğinin farkına varır. Sistemin insanları uyutmak için nasıl hunharca çalıştığını gözler önüne seren film distopik filmler içerisinde belki de en korkutucu olanıdır.

Wall-E

Wall-e-filmloverss

Yönetmenliğini ilk uzun metraj animasyon çalışması Finding Nemo ile Oscar kazanan Andrew Stanton’un yaptığı Wall–E, gelecekte insansız bir dünyayı tasvir ediyor. Dünya aşırı kirlenme sebebiyle çöp yığınına dönüşmüş; doğa da bundan nasibini alarak kirliliğe yenik düşmüştür. Wall-E ise bu çöpleri temizlemekle görevlendirilmiş bir robottur. Sıradan hayatı Eve ile tanışınca değişecektir. Sinema tarihinin en önemli animasyonlarından biri olan Wall–E, kapitalizmin karşısında daha güçlü durmamız gerektiğini masalsı bir dille anlatır.

99 Francs
99-francs-2-filmloverss

Jan Kounen’in yönetmenliğinde bir reklamcının, sistemin ne denli kölesi olduğunu fark ettiği bir anda yaşadığı patlamayı ve hayatındaki değişimi konu eden 99 Francs, reklam sektörüne dair kıymetli bir taşlama. Jean Dujardin’in başrolünde olduğu film, kapitalizmin tüketiciye ürün değil mutluluk yanılsaması sattığının önemli bir kanıtı.

Truman Show

90ların-en-büyüleyici-kareleri-truman-show-filmloverss

Jim Carrey’nin kariyerinin dönüm noktası kabul edilen, nice izleyiciyi kendisine bağlamış Truman Show, pek çok açıdan incelemeye tabi tutulmuş, nice okuma imkanını bünyesinde barındıran bir film. Genellikle Platon’un mağara alegorisi ve günümüz toplumunda mütemadiyen gözetlenerek yaşamamız -başka deyişle güvenlikleştirme- üzerinden ele alınan, nükteli yaklaşımıyla izleyiciyi çağdaş dünyayla ilgili düşüncelere sevk ettiği kadar da güldüren Truman Show, her şeyi tüketen bir toplumun ulaştığı son nokta olarak değerlendirilebilir.

Neon Demon

elle-fanning-neon-demon-filmloverss

Güzelliğin her şey değil, tek şey’ olduğuna inanan ünlü moda tasarımcısının (Alessandro Nivola) defilesinde, fonda Cliff Martinez’in saykodelik elektronik müziği eşliğinde, neon ışıklar ve üçgenler arasından sahneye çıkan Jesse; bir nehrin kenarında su içmek için eğilen ve o esnada sudan yansıyan yüzü ve vücudunun güzelliği karşısında büyülenen Narcissus’tur artık. Kendi güzelliği tarafından hipnotize edilerek baştan çıkarılan Jesse nihayetinde ‘onlar’ gibi bir narsiste, ‘neon şeytana’ dönüşmüştür.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi