Pazar gecesi yayınlanan 6. bölümü ile True Detective maratonunda son 2 saatlik dilime girdik. Her bölümden sonra ortaya attığımız teorilerin bir kısmı çözülmüş olsa da birçok sorunun cevabını hala heyecanla bekliyoruz.

***Bu yazı True Detective 2. Sezon 6. Bölüm ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içermektedir.***

İlk bölümden itibaren ratingleri sürekli olarak düşen dizinin dördüncü bölümünün sonunda yaşanan çatışma ve 5. bölümde her şeyin bir bakıma yeniden başlaması, dizinin ratinglerine de olumlu yansımışa benziyor. Bu artış her ne kadar geçen seneki plan sekansın etkisi kadar güçlü olmasa da, 6. bölümde yaşananların etkisi ve artık son düzlüğe girmiş olmamız nedeniyle merak duygusunun artacağını öngörebiliriz.

Karakterler Büyük Bir Değişim İçerisinde

Geçen hafta benim yerime 5. bölüm incelemesini yazan Utku’nun da belirttiği gibi karakterlerimiz bir değişim içerisine girdiler ve 2. sezon 6. bölümde bu değişim dört koldan devam etti. 5. bölüm sonunda Frank’in evini basan Ray’in, Frank’i öldürmesini zaten pek beklemiyorduk ama şu an için ikilinin arasındaki sorunların geçici olarak çözüldüğünü söyleyebiliriz. Ortak ve kişisel çıkarları terazinin iki kefesine koyduğumuzda dengede kaldıklarını görebiliyoruz. Bu nedenle Ray, hayatındaki bazı sorunları çözebilmek için Frank’in pis işlerini yapmaya bir süre daha devam edecek. Karısına tecavüz eden adamı bulması ve çocuğunun velayetini bırakmaya karar vermesi, yeniden alkol ve uyuşturucunun pençesine düşen Ray için oldukça radikal hareketlerdi. Daha doğrusu, radikal olarak nitelendirmesek de en azından Ray’in daha iyi bir hayat çabası sekteye uğradı.

Buna karşılık olarak Frank de yeniden Catalyst’ın projesine dahil olduğu için hareketlerine daha çok dikkat ediyor ve yasal sularda kalmaya çabalıyor. Hatta Blake’in Doğu Avrupalı kadınları zengin yatırımcılara pazarlamasını bile göz ardı etti ve McCandless ile yaptığı anlaşmaya zarar gelmemesi için yoğurdu üfleyerek yemeye başladı. Tabii bunun bir noktaya kadar sürebileceğini öngörebiliriz zira bu süreçte Frank’in sırtından geçinecek ve ondan bir şeyler koparmaya çalışacak akbabaların ortaya çıktığını görüyoruz. Geçen bölümde gördüğümüz iki Meksikalı, bunlardan sadece bir tanesi. Kimlikleri hala bir sır olan ikili; Frank’i Irina Rulfo’ya ulaştırsalar da kadının ölümüne neden olarak kendi çıkarlarını ön plana koydular. Bu noktada sakin kalan Frank’in ilerleyen günlerde yumruklarını konuşturacağını düşünmememiz için hiçbir sebep yok. Eşiyle de arasını düzeltme yoluna giden Frank’in kendi çocukluğuna dönüş süreci de hız kaybetmeden devam ediyor. Öldürülen yardımcısı Stan’in oğlu ile girdiği diyalog da bunun bir göstergesi. Kendi kayıplarını avantaja dönüştürmeye yönelik bu tiradı da ancak Frank yapabilirdi; çünkü kendisinin Caspere’ye kaybettiği parayı geri kazanmak için girip çıkmadığı yer kalmadı ve sonuç olarak kendi şansını kendisi yarattı.

Geçtiğimiz bölümde; içinde cinayet işlenmiş bir kulübe bulan Ani ve Paul, burada cinayete uğrayan kişinin Caspere değil de bir kadın olduğunu öğrendiler. Cinayetin işlendiği bölgenin hem Caspere’nin GPS’i hem de partilerin yapıldığı yer ile örtüşmesi sonucu beklediğimiz gibi Ani, partiye kaçak giriş yapmak durumunda kaldı. Partiye neredeyse sadece ben çağrılmamışım sevgili okurlar, tüm Vinci ahalisi oradaydı. Ani de bu şoku atlatarak bizlere bıçak nasıl kullanılır dersi vermekten geri kalmadı. Tabii bu parti sahnelerinde bazı abartılı ve tesadüfi yerler de yok değildi. Ani’nin bir anda kayıp kız Vera Machiado’yu bulması ya da Paul’un Osip ile McCandless arasındaki anlaşmaya tanık olması pek inandırıcı gelmese de sanırım bazı olayların artık çözüme kavuşması gerekiyordu. Partide elde ettiğimiz en önemli verilerden biri de, Ani’nin henüz çocukken tecavüze uğradığını anlamamızdı. Hayalle gerçeğin birbirine girdiği sahnelerde Ani’nin, komünde neler yaşadığını ya da annesinin ve kardeşlerinin başına neler gelmiş olabileceğini artık az çok tahmin edebiliyoruz.

 Yeni Teorilere Kapı Aralanıyor

Yaşananlar ışığında her zaman olduğu gibi bazı teoriler öne sürmemiz mümkün. Öncelikle kulübeyle başlarsak, belirttiğim gibi cesetten geriye kalanların bir kadına ait olduğu anlaşıldı ve daha da önemlisi bu kadının bel soğukluğu rahatsızlığından muzdarip olduğunu öğrendik. Bu yeni delil, bizi 2. bölüme götürüyor: Caspere’ye yapılan otopside onun da aynı rahatsızlığa sahip olduğunu öğrenmiştik. Bel soğukluğunun cinsel yolla bulaştığını ve Tascha’nın da bir süredir kayıp olduğunu düşünürsek cesedin ona ait olduğunu düşünebiliriz. Tascha büyük ihtimal Santos’un yerinde yapılan görüşmede Caspere’nin evinin yerini söyleyerek kendi ipini çekti.

Frank’in Irina Rulfo’ya ulaşması -siz ne düşünürsünüz bilmem ama-, beklenmedik derecede açık ve net oldu. Hatırlanacağı üzere Caspere’nin evine girdiğini düşündüğümüz Ledo Amarilla ve Irina Rulfo, evden bazı eşyalar çalıp rehin dükkanına vermişleri. Fakat Rulfo, Frank’e gayet net bir biçimde bu eşyaları kendisine zayıf, beyaz, üniforma giymeyen bir polisin verdiğini söyledi. Bu tanımdan yola çıkarsak karşımıza tek bir isim çıkıyor gibi: Teğmen Kevin Burris. Burris ile ilgili elimizde bazı deliller mevcut. Örneğin Ray; babasıyla buluştuğunda babası ona, Burris’in ne kadar zeki olduğunu ve nasıl görev değiştirdiğini anlatıyordu. Bu dönemin Los Angeles isyanlarına denk gelmesi, biraz sonra değineceğim elmas işinde de Burris’in parmağı olduğunu gösteriyor. Şurası kesin ki Burris ile Caspere’nin ortak çıkarları vardı ve Burris, Ray’i davanın içine itti. İçinde gizli bilgilerin bulunduğu sabit diskin varlığı ise Ray’in Kuş Adam tarafından vurulması ile sonuçlandı. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; Kuş Adam’ın, Ray’i öldürmek istememesi ve sadece sabit diski çalması. Bu tehlike bertaraf edildikten ve Ray uyandıktan sonra başında Burris’in belirmesi de bir nevi işi sağlama alma hareketi olarak yorumlanabilir. Zaten Burris, Ray’in ağzını arayarak Kuş Adam’ın yüzünü görüp göremediğini sormuştu. Yine de kesin konuşmamak lazım, dizide Kuş Adam olma –hatta kadın- potansiyelinde birkaç isim daha mevcut çünkü Caspere’nin sabit diskinin peşinde oldukça fazla isim var. Pizzolatto’nun son dakikada bir sürpriz yapma olasılığı her zaman var.

Elmaslara gelirsek, Paul’un yaptığı araştırmalar meyvesini verdi ve elmasların 1992 yılında gerçekleşen bir soygun sonucunda çalındığı anlaşıldı. O dönemki karmaşa sayesinde soygunla ilgili deliller yok edilirken Burris, Holloway ve Chessani gibi isimlerin olayla ilgili ilişkileri de ortaya çıkmış oldu. Buradaki en önemli verilerden biri soyguna uğrayan kuyumcunun sahibi olan karı-kocanın çocuklarına ait resimdi. Erken konuşursak, fotoğraftaki çocukların Chessani’nin oğlu ve kızı olma ihtimali yüksek. Çocukların Chessani’ye benzememeleri nedeniyle bu soygundan sonra evlat edinilmiş olmaları da akla geliyor. Elbette daha çılgın teoriler öne sürmek mümkün; özellikle de barda gördüğümüz yüzü yaralı kadın aklımıza gelirse! Aklımızda sorularla beklemeye devam edeceğiz ve bir görünüp bir kaybolan karakterlerin hesabını soracağız Nic!

true-detective-chessani-çocuklar-filmloverss

Son olarak Ani’nin katıldığı partideki üst düzey isimleri bir arada görünce büyük resim de ortaya çıkmış oldu. Partileri düzenleyen Tony Chessani, Frank’in yardımcısı Blake, yeni vali adayı Geldof, Catalyst’ın başında yer alan McCandless, polis şefi Holloway ve Frank’i bir başına bırakan Osip’in birlikte verdiği pozlar, Susurluk kazasını aratmıyordu. Yine de bu derece önemli konukların yer aldığı partiye rahatça sızmak, iki kişi öldürmek ve bu arada pencereden girerek milyon dolarlık belgeler çalmak bu kadar kolay olmamalıydı ve pek içime sinmedi.

True Detective 2. Sezon 6. Bölüm: Gerçek Karakterlere Kavuşuyoruz

Kalan iki bölümde özellikle Frank’in tercihlerinin önemli olduğunu düşünüyorum. Yeniden yasal sulara girmek için canını vermeye hazır olması, Ray’in soruşturduğu davaya ayak bağı olması anlamına geliyor. İkili arasında beklenen çatışma çıkacak mı yoksa ortak bir yol bulup kazan-kazan stratejisi uygulayabilecekler mi, şu an için bir muamma. Ani’nin geçmişinde yaşananlar ise babasıyla bir yüzleşme yaşamasına neden olabilir. Gerçi 7. bölüm fragmanında ikiliyi sarmaş dolaş görüyoruz. Bir şeyleri aştılar mı yoksa bu tecavüz vakası da öyle gelip geçen bir şey miydi, göreceğiz. Geçen bölümle ilgili yazısında Utku’nun da belirttiği gibi dizi, son 2-3 bölümüyle karakterlere yeni kapılar açmayı başardı ve bizler de “Caspere’nin katili kim?” diye sormak yerine “karakterlerimizin başına neler gelecek?” diye merak eder olduk. Bu da diziyi yukarı çeken unsurlardan biri haline geldi ve bir sonraki bölümü daha fazla heyecanla beklememizi sağlıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi