İkinci sezonun kırılma anı olarak nitelendirebileceğimiz çatışma sahnesiyle sona eren dördüncü bölümün ardından, beşinci bölüm ile True Detective’in ikinci yarısı başladı diyebiliriz.

***Bu yazı True Detective 2. Sezon 5. Bölüm ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içermektedir.***

Öncelikle belirtmem gerekiyor ki, bildiğiniz üzere True Detective’in ikinci sezonunu, sezon başından bu yana Batu değerlendiriyor. Bu hafta özelinde kendisinden devraldığım bu köşede genel olarak Batu’nun değerlendirmelerine devam niteliğinde bir inceleme yapacak olsam da, bazı farklılıklar gözünüze çarpabilir.

Hatırlayacaksınız, dördüncü bölüm oldukça destansı bir sahneyle son bulmuştu. Sahnenin ihtişamı sadece beşinci bölümle ilgili bir beklenti yaratmakla kalmadı, sezonun tamamıyla ilgili de çıtayı bir basamak yukarı taşıdı. Dördüncü bölümün ardından yayınlanan fragmanda Velcoro’nun bıyıklarını kestiğini görünce çatışmanın sonuçlarının varacağı noktayı tahmin etmiştik; nitekim tahminlerimizde haklı çıktık. Dördüncü bölümün 66 gün sonrasından başlayan beşinci bölümde çatışma sonrasında görevinden alınan Velcoro, Semyon’un yanında çalışmaya başladı. Görevinden alınan Ani Bezzerides ise “memurluk” olarak adlandırabileceğimiz bir bölüme gönderildi. Bu noktada iki karakterin bu iki aylık süreçte geçirdiği değişime göz atacak olursak, Velcoro’nun alkol ve uyuşturucudan hızla uzaklaştığını, Bezzerides’in ise Velcoro’nun aksine bıraktığı bağımlılıklarına geri döndüğünü söyleyebiliriz. Bir diğer yandan, dizideki tüm erkek karakterler bir şekilde iktidarsızlık vb. sorunlarla uğraşırken, ilk bölümde porno izlerken dahi kendinden geçen Bezzerides’in terapi sahnesinde bastıramadığı cinsel arzuları bölümün karakterler özelinde dikkat çekici noktaları arasında yer aldı. Bu noktada ilk sezon ile karşılaştırıldığında karakter derinliği açısından zayıf kaldığını belirttiğimiz ikinci sezonunun, beşinci bölüm itibariyle karakterlerin derinine inmekte başarılı olduğunu düşünüyorum. Dört ana karakterin (Velcoro, Semyon, Bezzerides ve Paul) senaryoda kapladığı alan her geçen bölüm artmakta. Daha da önemlisi senaristler tarafından seyircilerin bir şekilde karakterlerle bağ kurması sağlanıyor.

Beşinci bölümün, yukarıda bahsettiğim bu dört karakter açısından ortak noktası ise her karakterin daha önce çevresindekiler tarafından kandırıldığını anlaması oldu. Velcoro – ki en sarsıcı olanı buydu – karısının tecavüzcüsünün öldürülmediğini ve bu zamana kadar kandırıldığını; Semyon, karısının hamile kalma konusunda kendisine yalan söylediğini; Paul, savaş süresince kazandığı $20.000’ın annesi tarafından çalındığını öğrendi. Özellikle, Velcoro ile Semyon arasındaki ilişkinin bu noktadan sonra ne olacağı merak konusuyken altıncı bölümün fragmanından yola çıkacak olursak ikisinin de birbirini öldürmekle ilgili ciddi bir duruşu olduğunu tahmin edebiliriz. Ancak, her iki karakter de şu an içinde bulundukları durumu göz önüne alarak böyle bir davranışta bulunmayacaklardır. Zira, ne çocuğunu kaybetmek istemeyen Velcoro ne de yeniden yükselmeyi kafasına koyan Semyon böyle bir hata yapmayacaktır. En azından bu ikilinin yollarının bir daha ortak bir paydada buluşmayacağını öngörebiliriz.

“Seni Özlemişim Ama Fark Etmemişim”

Bu zamana kadar Semyon’dan emir alan Velcoro bu bölüm sonrasında “iyi polis” olma yolunda ilerleyecektir. Nitekim, önceki bölümlerde Semyon-Velcoro ikilisinin yaptığı konuşmayı anımsatan bar sahnesinde, Bezzerides ile Velcoro arasında yaşananlar ilerleyen bölümlerde rüzgarın yönünün değişeceğini işaret etti. Altıncı bölüm itibariyle Bezzerides ile Velcoro’nun iyi bir takım olacağından şüphe yok.

true-detective-sahne-1-2

Artık son üç saatine girdiğimiz diziyi değerlendirirken, dizinin geçtiği Vinci şehrini ve şehre hakim olan güçleri de iyi analiz etmek gerek diye düşünüyorum. Kulağa abartı gelecek olsa da günümüz Türkiye’sini andıran bir şehirden bahsetmek mümkün. Politikacılar kirli, polis departmanı mafyalara ve belediye başkanına yakınlığı sebebiyle bataklığa saplanmış polislerle dolu (Hangimiz Dixon’ın öldüğüne sevinmedik ki?). Şehirde iki mafya hükümdarlık sürerken, belediye başkanı da bu çıkar çatışmasını seyrederek – zaman zaman dahil olarak – pastadan kendi payına düşeni kurtarmak  niyetinde. Fakat, şehrin bulaştığı pislik sadece kara para üzerine kurulmuş değil. Ben Caspere, Tony ve Austin Chessani üçgeninin bizi götürdüğü nokta, bu isimlerin düzenlediği gizli partiler ve bu partilerde yaşananlar. Bu partilerde yaşananlar ve kayıt altına alınanların önemine değinmeden önce soruşturmanın bu noktalara varmasına sebep olan bir diğer önemli detaya değinmek istiyorum: Tren projesi. Catalyst şirketinin yürüttüğü projeye dahil olan Caspere ve Chessani bu noktada devreye Semyon’u sokuyor. Legal yollarla iş yapabilmenin hayallerini kuran Semyon ise bu fırsatı kaçırmıyor ve Casper ile Chessani’ye arsaları ucuza alabilmeleri için gerekli yardımı yapıyor. Şunu belirtmemiz gerekiyor ki Semyon’un bulunduğu noktaya büyük emek harcayarak geldiği ilk bölümden bu yana senaristler tarafından seyircinin gözüne sokulmak isteniyor. Uzunca bir süre pis işlerle uğraşan Semyon’un legal işler yapmakla ilgili arzusu bu bölüm iyiden iyiye öne çıkarıldı. Casper’ın ölümüyle tüm servetini kaybeden Semyon’un eşi Jordan’ın “Ben bir mafya ile evli olmak istemiyorum, sen artık bir pezevenksin ve bir pezevenk ile aynı yatağı paylaşmak istemiyorum.” benzeri sözleri Semyon’un neden bu konuda bu kadar ısrarcı olduğunu açıklıyor diyebiliriz. Gelelim, bermuda şeytan üçgeninin düzenlediği özel partilere. Bu partilerde her türlü fuhuş dönüyor. Şehrin en güzel kızları; iş adamları, sanatçılar ve politikacılarla bu partide buluşturularak kayıt altına alınıyor. Bu kayıtlarla da daha sonra bu isimlere şantaj yapılıyor. Şehirde durum buyken bu bölümde hard diskin gizemi de yavaş yavaş çözülmeye başlandı. Şantaj yapılması muhtemel isimlerden Catalyst şirketinin sahibi Jacob McCandless, Semyon’dan bu konuda yardım istedi. Semyon da bu yardım karşısında McCandless’tan arazi istedi. Kim bilir belki de bu araziler zamanında kendi kirlettiği arazilerdir!

Bezzerides’in eski ortağının verdiği adrese giden Bezzerides ve Paul burada ilk sezonun mistik mekanlarını anımsatan bir kasabayla karşılaştılar. Gittikleri adresteki evde bir şey bulamayan ikili, leşçi kuşları takip ederek (!) terkedilmiş bir kulübe ve içerisinde kanlar içinde kalmış bir sandalye buldular. Öyle gözüküyor ki, Caspere’nin gözleri burada oyuldu. Unutmadan, sahneyi izlerken siz de bir yerlerden Kuş Adam – Batu’nun tabiri – çıkacak diye beklediniz mi?

Altıncı Bölümde Neler Olacak?

Yazıyı sonlandırmadan önce, bir sonraki bölümde neler olabilir kısaca bir özet geçecek olursak; ilk sezon ile kıyasladığımızda bir sonraki bölümde neler olacağını tahmin etmek ikinci sezonda daha kolay bir hal aldı. Seyir açısından daha keyifli olsa da dizinin tahmin edilebilir olması ilk sezona göre heyecanı düşürüyor. Fragmanından yola çıkacak olursak altıncı bölüm sezon geneline göre çok daha hareketli geçecektir. Puzzle parçaları bir bir yerine otururken katilin kim olduğundan ziyade kahramanlarımızın bu süreçte başına gelecekler daha büyük önem arz ediyor. Yukarıda da bahsettiğim üzere Semyon ile Velcoro’nun silahlarını birbirlerine doğrultmasını beklemiyorum. Cinsel açıdan problemleri olan ve bu konuda terapi gören Bezzerides’in ise görev icabı seks partisine katılacak olması son derece ironik. Tüm bunların ışığında tekrardan bir ekip haline gelen Velcoro – Bezzerides – Paul üçlüsü bizi katile ve şehirde yaşananların ardındaki gerçeklere bir adım daha yaklaştıracaktır.

https://www.youtube.com/watch?v=bdb1HdRezro

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi