True Detective 2. Sezon 4. Bölüm ile ikinci antolojiyi yarılamış olduk. İlk sezonun kırılma anı olarak adlandırabileceğimiz plan sekansı hatırlatan bir çatışma sahnesi ile dikkatleri çeken son bölümde, karakterlerimiz saplandıkları bataklıkta debelenmeye devam ettiler.

***Bu yazı True Detective 2. Sezon 4. Bölümüyle ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içermektedir.***

Dizinin, 2. sezonu yarılaması ile birlikte küçük bir değerlendirme yapabiliriz. Hala ilk sezon aşkıyla yanıp tutuşan ve o tarz bir hikaye bekleyenler büyük ihtimal diziye veda ettiler. İlk sezonla ikinci sezon arasındaki en büyük farkı, türlere olan bakış olarak yorumlayabiliriz. Mavi tonların ağırlıkta olduğu, doğa üstü korku türüne göndermelerde bulunan ve çıkmaz içinde yer alan karakterleri ile beğeni toplayan ilk sezonunun en önemli özelliği, asıl konu edindiği hikayenin ikinci planda kalmasıydı. Karakterler o kadar güçlüydü ki yer yer cinayet vakasının ve “katil kim?” sorusunun ikinci plana atıldığını görüyorduk. Bu sezon işler tersine döndü ve “katil kim?” sorusunun peşine düşerken karakterleri çok da önemsememeye başladık. Doğruya doğru; ne Ray Velcoro ne de Frank Semyon pek güçlü ve derinlikli çizilmiş karakterler değil. Fakat işin polisiye yönünün oldukça güçlü olduğunu ve merak duygusunun her bölümde daha da yükseldiğini söyleyebilirim. Üstelik belki karakterler değil ama senaryo içerisinde kurulan bağlantılar ve izleyiciye parça parça sunulan kanıtlar, takipçileri de birer dedektife dönüştürmek konusunda başarılı. İlk sezonun bize öğrettiği bir şey varsa, o da her kareye ayrı dikkat etmek ve ipuçlarını yakalamaya çalışmaktı. İkinci sezona bu bilinçle başladığımız için en azından diziyi hala takip edenler olarak belirli bir tatmin sağladık. Dizinin, Roman Polanski’nin başyapıtı Chinatown gibi sürekli yön değiştiren ve kırılma noktaları ile şaşırtan senaryosu, Paul Thomas Anderson’ın Thomas Pynchon’un romanından uyarladığı Inherent Vice gibi sürekli kaostan beslenen ve her eklenen halkayla daha da karmaşık hale gelen anlatım tarzı ile birleşince, True Detective’in ikinci sezonu doğmuş gibi. Tabii dizinin, bu iki filmin kalitesine ulaşmak için kırk fırın daha ekmek yemesi lazım. Çünkü her hafta yazdığım gibi tüm hikayeler çok dağınık ilerliyor ve bazı karakterlerin varlığı zaman zaman hatırlanarak kendilerine büyük anlamlar yükleniyor. Bu da diziyi izlerken hissettiğimiz tutarsızlık duygusunun asıl nedeni olarak karşımıza çıkıyor.

Bir Belediye Nasıl Yönetilmez?

Dördüncü bölüme, Caspere’yi taşıyan ve geçen hafta maskeli bir adam tarafından ateşe verilen arabanın görüntüsü ile başladık. Ray ile Ani, soruşturmalarını Belediye Başkanı Chessani etrafında yoğunlaştırdılar. Chessani’nin kızını takip eden ikili, kızın annesinin yıllar önce Nevada’da bir hastanede kendini astığını öğrendiler. Hastanedeki doktorun Pitlor çıkması ise pek sürpriz olmadı. Bu bağlantı bizi, Ani’nin babası Elliot’a götürdü. Hatırlarsanız; sezonun ilk bölümünde Elliot, Ani’nin annesinin nehre doğru yürüdüğünü ve ona engel olmadığını söylemişti. Bunun bir nevi intihar biçimi olduğu kafamızı kurcalamıştı, zira fazla bir ayrıntıya girilmemişti. Bu intihar vakası ve Chessani’nin yıllar önce Elliot’ın komününde locası olması ile bir bağlantı oluştu. Pitlor ve Caspere’nin de bu ekipte yer almalarının yanı sıra Elliot’un gösterdiği fotoğraftaki nehrin, bahsi geçen nehir olduğunu düşünebiliriz. Ani’nin Athena’yı ziyareti esnasında baktığı totemler de, yine aynı bölümde “aramızdan ayrılan ruhları gözetenler” olarak nitelendirilmişlerdi. Bu arada iki bölümdür ortalarda görünmeyen Athena, “parti” kelimesini kullanan 500. karakter olarak dizi tarihine geçti. Kuzeyde düzenlenen çılgın partileri duymayanımız kalmadı sanırım. Fakat Athena’nın farkı, bu partilere giriş için bir Truva Atı olarak kullanılıp kullanılmayacağı sorusu ile ortaya çıkacak.

true-detective-2-sezon-4-bolum-nehir-fotografi-filmloverss

Son bölümde Ani’nin başına gelmeyen kalmadı desek yeridir. Önce Ray tarafından uyarıldı ve “işlere fazla burnunu sokarsan seni harcarlar” ayarını yedi. Sonrasında ise Mercer ile ilişkisi nedeniyle zorunlu idari izne çıkarıldı. Bu sahnede teşkilat içerisinde kadın-erkek ayrımına yapılan vurgu; Pizzolatto evreninde karşımıza nadir olarak çıkan, “kadına ayrımcılık” temasına dairdi. Caspere’in aracındaki GPS’in izini süren Ray ve Ani, şehir dışında terk edilmiş arazilere ulaştılar. Bu arazilerin aşırı kirlilik nedeniyle vasfını yitirdiğini ve sahipleri tarafından ucuza elden çıkarıldığını öğrendik. Tabii bu konuda akıllara hemen önceki bölümde karşımıza çıkan mavi elmaslar geldi. Kirlilik yaşanan bölgelerin oluşturduğu simetri, sanki planlanmış bir çalışmayı işaret ediyor. Dizinin referansları arasında gösterdiğimiz Chinatown’da; büyük efsane John Huston tarafından canlandırılan kötü adam Noah Cross, aynı mantıkla arazileri ucuza elde ediyordu. Dizide ise bahsi geçen kirliliğin iki sebebi olabilir: Gerçekten sanayi atıkları –ki Vinci’nin berbat bir fabrika şehri olduğunu hatırlayalım- ya da madenlerden kaynaklanan kirlilik. İkincisi kulağa daha kârlı geliyor değil mi?

Paul’den beklediğimiz atak geldi

True Detective 2. Sezon 4. Bölüm içerisinde Paul, hiç olmadığı kadar aktifti. Rehin dükkanına giderek Caspere’nin eşyalarına ulaşması ve tüm yolların Ledo Amarilla isimli Meksikalı bir suçluya çıkması, onun için önemli bir adımdı. Ayrıca yaşadığı olumsuzluklar, onu hamile kız arkadaşı Emily’e geri döndürdü. Yine de bu dönüşün, suçluluk duygusu ile bağlantılı olduğunu görmemek mümkün değil. Paul, annesine ve hayata karşı yeni bir savunma alanı edinmiş oldu. Fakat karaktere diğer yönden baktığımızda savaş suçları konusu ve Black Mountain olayının kabak tadı vermeye başladığını söyleyebiliriz. Paul suçlarını kabullense ve geçmişte yaşadığı olaylar onda derin izler bırakmaya başlasa da, ana hikaye ile pek de bağlanamayan bu yan hikayenin işlevi günden güne azalıyor. En azından bu bölümde eşcinsel olduğu artık resmileşen Paul’ün vücudundaki yaralara ve annesi ile olan ilişkisine ise bir sonraki bölümde yoğunlaşacağız gibi görünüyor.

Frank ise bölüm boyunca Caspere ile buharlaşan gelirlerini yeniden toparlamaya çalıştı. Geçtiğimiz bölümde Santos’un dişlerini söken karakterin gün geçtikçe daha karanlık bir ruh haline girdiğini ve krallığını her şeye rağmen korumaya çalıştığını görüyoruz. Bu uğurda yeni bağlantılarını korumak için Ray’e polisliği bırakarak kendisinin kas gücü olmasını teklif etti. Ray’in bu teklife pek olumlu yaklaşmadığını biliyoruz, ayrıca onun önemli bir bilgi kaynağı olduğunu söyleyebiliriz. Frank ondan aldığı bilgiyle Amarilla’nın peşine düşse de Stan’in ölümü ile ilgili bir bağlantı kuramaması, Amarilla’nın bir yem olduğunu düşündürmüştü. Bölüme damga vuran çatışma sahnesi de bu düşünceyi doğrular nitelikteydi.

True Detective 2. Sezon 4. Bölüm: Kartlar Yeniden Dağıtılıyor

Amarilla’nın peşine düşen ekibin kendisini pusuya düşmüş bir halde bulması, akıllara geçen sezona damga vuran plan sekansı hatırlattı. Sezonu oldukça yukarıya çeken o sekans gibi burada da usta bir yönetmenliğe tanık olduk. True Detective 2. Sezonu özellikle yönetmenler konusunda çok eleştirildi. Fukunaga’nın vizyoner tarzına karşın Justin Lin ve Janus Metz, pek etkili olamamışlardı. Bu bölümü yöneten Jeremy Podeswa ise Boardwalk Empire ve Game of Thrones gibi dizilerle dikkatleri çekmişti. Burada da adeta mizansen konusunda ufak bir ders vermiş oldu. Pusuya düşen kahramanlarımız kendilerini, tren yoluna karşı eylem yapan sivillerin de katledildiği bir kaosun içinde buldular ve burnumuza özellikle Chessani taraflarından kötü kokular gelmeye başladı. Ray’in Ani’ye yaptığı uyarıları düşünürsek birilerinin düğmeye bastığı belli oluyor. Amarilla’nın ölmeden önce “bu yolu onların seçtiğini ima etmesi” ve sonrasında ölümün annesinin kendisini bulduğunu söylemesi düşündürücüydü. “Ölümün annesi”nden kast edilenin Meksika’da yaygın olarak inanılan Santa Muerte isimli azizin olması ve bu azizin heykelini Caspere’nin ilk evinde görmemiz tesadüf değil. Bu pusu üzerinden Frank’in kartları yeniden dağıtacağını düşünebiliriz. Çünkü yaşanan kaos, beşinci bölümde Ray’e bıyıklarını kestirecek türden olsa gerek!

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi