2007’de Steven Spielberg’in yapımcılığı ve Michael Bay’in yönetmenliği ile beyazperdeye yansıyan ilk Transformers filmi gişede beklentileri fazlasıyla karşılamış ve devam filmlerinin de yolunu açmıştı. 2009′ da Yenilenlerin İntikamı ve 2011’de Ay’ın Karanlık Yüzü filmleriyle devam eden serinin son halkası bu hafta vizyona giren Kayıp Çağ. Filmin yönetmen koltuğunda gene Michael Bay otururken oyuncu kadrosunda önemli değişikler var. İlk üç filmin başrolünde yer alan Shia LaBeouf yerini Mark Wahlberg’e bırakırken Josh Duhamel, Tyrese Gibson ve John Turturro’da veda edilen diğer isimler arasındalar. Onların boşluğu da Stanley Tucci ve Kelsey Grammer gibi genelde yan rollerde görmeye alıştığımız usta isimlerle doldurulmuş.

 Filmin hikayesi şöyle: Transformers: Ayın Karanlık Yüzü’nün sonunda Autobot ve Decepticon’lar arasında yaşanan son savaşın ardından dört yıl geçer. Savaşta Chicago şehri yerle bir edilmiş ve binlerce insan öldürülmüş olsa da dünya ve insanlık büyük bir tehditten kurtulmuştur. İnsanlık yaralarını sarmaya çalışırken Amerikan hükümeti de Autobotlar ile arasındaki ilişkiye iyice koparmış, hatta hayatta kalanları yok etmeleri için CIA’de özel bir birim dahi kurulmuştur. Ayrıca güçlü iş adamlarından ve bilim adamlarından oluşan bir grup geçmişte yaşanan Transformers istilalarından bir şeyler öğrenmek isterler ve teknolojiyi kontrol edebileceklerinin ötesine taşırlar. Diğer tarafta ise Teksas’ta kendi halinde bir tamirci olan Cade Yeager, eline geçen hasarlı bir kamyoneti, parçalarını satma niyetiyle kabul eder. Ne var ki bu kamyonetin yaralı Optimus Prime’dan başkası olmadığını anlaması uzun sürmez. Optimus Prime’dan aldıkları sinyallerle yola çıkan CIA ajanlarıyla başının derde girmesi de çok yakındır. Cade Yeager bir şekilde Optimus Prime’ı Chicago’ya ulaştırmak ve diğer Autobotlar ile iletişime geçmesini sağlamak zorundadır.  Zira antik ve güçlü bir Transformer tehlikesi Dünya’yı tehdit etmeye başlamıştır.

 Transformers: Kayıp Çağ seriye eklenen zayıf bir halka. Görsel başarısı bir yana konulduğunda içerik olarak tatmin edici olmaktan oldukça uzak. Senaryo belli bir noktaya kadar insanların Transformers’larla olan mücadelesini anlatacakmış gibi ilerlerken aniden Autobot ve Decepticon’ların kendi aralarındaki ırksal çatışmaya doğru dümen kırıyor. Hikayenin aldığı bu virajla beraber ilk üç filmde yaşananlarının bir tekrarını izliyoruz hissiyatı da beraberinde geliyor. Mark Wahlberg’in canlandırdığı mühendis//çiftçi kırması Cade Yeager karakteri onun kızı ve sevgilisi ise inandırıcılığı olmayan, son derece klişe tipler olarak öyküye dahil edilmiş. Tüm bunlar ele alınıp bakıldığında serinin ilk üç filminin gerisinde kalan sadece Yenilenlerin İntikamı’ndan bir tık yukarda diyebileceğimiz bir film var karşımızda.

 Michael Bay’in artık bu seriden eline ayağını çekme vaktinin geldiğini düşünüyorum. Her ne kadar sürekli eleştirilen hatta dalga geçilen bir isim olsa da kendine alan bulduğunda yeteneklerini de sergileyebilen bir yönetmen. Ada, Zor Kazanç ve Kaya gibi nitelikli işlere imza attığı gözlerden kaçmamalı hatta bu seride ısrarcı olması yerine Çılgın İkili’yi sürdürmesini tercih ederdim… Sonuç olarak Transformers: Kaçıp Çağ sıcak yaz günlerinde kafa dağıtmak için tercih edilebilir ve sıfır beklentiyle izlendiğinde keyif de verebilir fakat bunun dışında kalıcı olabilecek herhangi özelliğe sahip değil.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi