Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

“Eğer yasa dışı olsaydı kendimize C vitamini bile enjekte ederdik.”

Danny Boyle tarafından yönetilen ve Irvine Welsh’in kaleme aldığı aynı isimli romandan uyarlanan 1996 yapımı Trainspotting, Edinburgh’da yaşayan eroin bağımlısı bir grup gencin hikayesini konu alır. Ewan McGregor, Ewen Bremner, Jonny Lee Miller, Kevin McKidd, Robert Carlyle ve Kelly Macdonald gibi başarılı isimleri kadrosunda bulunduran film; hayatlarında uyuşturucu dışında pek konu bulunmayan Mark Renton ve arkadaşlarının hikayesini anlatır. Yirmilerinde bir uyuşturucu bağımlısı olan Renton ile hiçbir şeyi umursamayan arkadaşları Tommy, Spud, Sick Boy ve Begbie’nin gittikçe mahvolan hayatlarını ayrıntılı bir şekilde ele alan film, müzikleriyle de oldukça dikkat çekmektedir. Filmin 20 yıl aradan sonra devam filmi, T2: Trainspotting’in de vizyonla buluşmaya hazırlandığını hatırlatalım. Bağımlılıkla gelen karanlığın yüzünü oldukça enerjik bir tempoyla bize sunan Trainspotting’i ve yarattığı atmosferi farklı filmlerde hatırlamak isteyenler için; Trainspotting sevenlerin izlemesi gereken 10 filmi sizler için derledik.

Trainspotting Sevenlerin İzlemesi Gereken  10 Film

Reservoir Dogs – 1992

reservoir-dogs-filmloverss

Sinemanın aykırı isimlerinden biri olan Quantin Tarantino’nun ilk uzun metraj filmi ve filmografisinin belki de en bilinenlerinden biri olan Reservoir Dog; yaklaşık sekiz dakika süren kahvaltı masası sohbetiyle açılan ve hafızalara bu açılış sahnesiyle bile kazınmayı başaran film, Tarantino’nun sonrasında göreceğimiz gibi bol kanlı ve şiddet içerikli sahnelerin çoğunlukta olduğu bir yapım olarak sinema tarihinde kendisine yer bulur. Genellikle filmlerinde farklı bir kurgu benimseyen Tarantino’nun bu ilk yapımı gelecek filmlerin habercisi olacak gibi; yönetmenin attığı imzaların hepsini taşımaktadır. Harvel Keitel, Tim Roth, Michael Madsen, Steve Buscami gibi isimlerin yer aldığı filmde ayrıca Tarantino’yu hem senarist hem de oyuncu olarak görürüz.

Natural Born Killers – 1994

natural-born-killers-filmloverss

Oliver Stone imzasıyla dikkat çeken, Tarantino’nun ise hikayesini kaleme aldığı Natural Born Killer; Mickey ve Malory, iki katilin yaşadıklarını anlatır. Tarantino her ne kadar beğenmese de özellikle Oliver Stone sinemasını sevenler için bu film defalarca izlenebilecekler arasına adını çoktan yazdırmıştır. Ölümü, şiddeti ve öldürme isteğini hikayesinin merkezine alan film, içinde birçok filme yaptığı göndermelerle de dikkat çeker. Postmodern bir anlatımla beyazperdeyle buluşan hikaye, kurgusundan başrol oyuncularının muazzam performanslarına varıncaya kadar birçok açıdan başarılı bir yapımdır.

The Basketball Diaries – 1995

the-basketball-diaries-filmloverss

1960’lı yıllarda yaşayan Jim Carroll’ın otobiyografik kitabından uyarlanan ancak 1990’ların ortasında bir hikayeyle buluşturan The Basketball Diaries’in yönetmen koltuğunda Liz Heller oturuyor. Başrolünde ise Leonardo DiCaprio’nun yer aldığı film; uyuşturucu bağımlısı olan Jim Carroll’ın çocukluk günlerini anlatıyor. Lise basketbol takımının başarılı oyuncularından biri olan Jim’in kariyer hedefi olarak kafasına koyduğu her şey, uyuşturucuyla tanışmasıyla alt üst olur. Artık onu New York sokakları beklemektedir ve bu uğurda değişmesi de kaçınılmazdır. Hayatta kalabilmek için her türlü suçu işlemekten çekinmeyen bir insana dönüşen Jim; suç, çarpık ilişkiler ve ölüm gibi kötü tecrübelerle dolu bir hayatla karşı karşıya kalmıştır.

The Usual Suspect – 1995

the-usual-suspect-filmloverss

Geri dönüşler ve öyküleme tekniğiyle anlatılan, Kayzer Söze karakteriyle ise sinema tarihine adını yazdıran The Usual Suspect; poliste sorgu altında olan Verbal Kint’in anlatımlarıyla altı haftayı izleyiciye sunar. San Pedro’da patlayan bir tekneyi araştıran polis, teknede 27 ceset ve 91 milyon dolarlık uyuşturucu parası bulur. Olaydan kurtulan iki kişiden biri yanıklarla dolu vücuduyla korkmuş bir Macar terörist ve diğeri de Verbal Kint adında bir tetikçidir. Kint’in polisteki sorgusunda beş suçlunun nasıl bir araya geldiğinden, kaçırılan bir kamyondan ve bir suç lordundan polislere bahseder ve biz de etkileyici bir kurguyla bütünleşen hikayeyi izleriz.

A Life Less Ordinary – 1997

a-life-less-ordinary-filmloverss

Danny Boyle’un çok fazla bilinmemesine rağmen, oldukça seveninin de olduğu; romantik-komedi türüne farklı bir bakış atan A Life Less Ordinary, alternatif bir dünyada karşımıza çıkar. İşini kaybeden Robert, patronunun kızı Celine’i kaçırır. Ama hikayedeki esas dönüm noktası, birbirinden nefret eden bu ikiliyi birbirine aşık etmek için görevli olan iki meleğin olaya dahil olmasıyla başlar. Film; Danny Boyle imzası taşıyan filmlerde vazgeçilmez olan muhteşem soundtrack listesiyle ve başrolde yer alan Ewan McGregor ve Cameron Diaz’ın performansıyla dikkatleri çeker.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi