35. İstanbul Film Festivali’nin Ulusal Yarışma bölümünde, en iyi film dalında Altın Lale Ödülü’nü kucaklayan filmi Ahu Öztürk imzalı Toz Bezi oldu. Fakat film ödülü kazandığından beri süregelen tartışmalar Toz Bezi’nin, özellikle kendisiyle aynı kategoride yarışan Ana Yurdu ile kıyaslanınca, bu ödülü hak etmediğini, basit yapısıyla akılda kalıcı bir film olmadığını iddia ediyor. Hatta bazı eleştirmenler filmin sosyal gerçekçi yapısından dolayı ödüle eriştiğini ve ödül kazanmak için bu tür sosyo-politik gerçekliklerin yeterli olduğunu düşünerek filmin değerini sadece bu potansiyel üzerinden değerlendiriyorlar. Kendi adıma üzücü olan; bugün bu açıklamayı yapan insanların çoğunun, yine bu sene, meselesiyle ödül kazanmış olduğunu bildikleri Spotlight filmini yere göğe koyamazken Toz Bezi’ni aşağılamaya çalışma çabaları. Hal böyle olunca insan içinden ‘bre gafiller’ demeye başlıyor. Konuyu dallandırıp budaklandırmak gibi bir amacım yok ama bugün tüm dünya sinemasının başlıca problemlerinden biri senaryo yazımındaki tükenmişlikken ve İstanbul Film Festivali boyunca izlediğimiz hemen her filmin senaryosundaki problemler sebebiyle değer kaybettiğini dile getirmişken, tüm bu filmlerin arasından eli yüzü düzgün, güçlü bir senaryoyla çıkabilmeyi başarmış Toz Bezi’ni bu kadar hakir görmeye çalışmanın ikiyüzlülük olduğu kanaatindeyim.

Ahu Öztürk’ün yönetmenliğindeki Toz Bezi sadece güçlü senaryosuyla değil ele aldığı ve Türkiye coğrafyasına özgü etnik, ekonomik, kültürel ve cinsiyet bazlı birçok temel problemi ince ince işlemesiyle dikkatleri çeken bir yapım. Bu anlamda, son yıllarda Türkiye sinemasında toplumsal gerçekçi ya da sosyal gerçekçi diyebileceğimiz alanda örneklerini görmeye ve umutlanmaya başladığımız filmlerden biri. Bu sebeple Toz Bezi filminin ödül alıp almaması meselesinin filmin ana gerçekliğinin üzerini kapatmasına izin vermememiz gerek. Geçtiğimiz yıl izleme fırsatı yakaladığım Emine Emel Balcı imzalı Nefesim Kesilene Kadar filmiyle birlikte düşündüğümde özellikle Türkiye’deki işçi problemleri, sosyal güvencesizlik meseleleriyle ilgili gerçekleri yüzümüze tokat gibi çarpan bu filmlerin çoğalmasını temenni etmekten başka bir çaremiz yok gibi gözüküyor. Ekonomik tahlilleri ve gerçeklikleriyle olduğu kadar Türkiye’de kadın olmak daha doğrusu toplumun alt sınıflarında yaşayan ve etnik kimlikleri sebebiyle de ötekileştirilen kadın olmak meselesini hiyerarşik düzen üzerinden inceleyen Toz Bezi’nin sosyolojik, ekonomik ve politik anlamda oldukça değerli bir noktada durduğunu söylemek mümkün.

Toz Bezi: Yollar Ayrı Olsa Da Yoldaşlık Bakidir

Evlere temizliğe giden iki gündelikçi kadının yaşam mücadelesini ekranlara taşıyan Toz Bezi; küçük yaştaki kızıyla birlikte bir evi gözetleyen Nesrin (Asiye Dinçsoy) karakteriyle açılıyor. Daha sonrasında öğreniyoruz ki evlere gündeliğe giden Nesrin’in kocası Cefo iş bulamadığı için kendisine kızan karısına rest çekip evi terk etmiş. Daha doğrusu karısı ve kızıyla birlikte hayat mücadelesi vermek yerine ortadan kaybolmayı tercih etmiş ve onları bir başlarına bırakmış. Nesrin’ün üst kat komşusu ve yakın arkadaşı olan Hatun (Nazan Kesal) ise Nesrin’e oranla uzun yıllardır evlere gündeliğe giden bir kadın. Hatun’un en büyük hayali Moda’da gündeliğe gittiği evler gibi bir ev sahibi olmak ve oğlunu da şimdiki oturduğu bu semtten kurtarmak. Hatun’un kocası Şero ise sadece iktidar kurulması gerektiği takdirde ortaya çıkan bir adam. Neticede Hatun da Nesrin de kendi kendilerine işlerini halledebilen, dominant karakterler. Nesrin Cefo’nun geri döneceğinden umudunu kestiği zaman sigortalı ve düzenli bir iş aramaya başlar, evine gündeliğe gittiği Aslı Hanım kendisine sigortalı bir iş bulacağı sözünü verdiğinde mutlu olur; ama Aslı Hanım’ın bu sözü akıl vermekten öteye gitmez. Hatun da Nesrin de diğer kadınlardan aradıkları dayanışmayı, yardımı yine birbirlerinde bulur; zaman zaman birbirlerine bozulsalar da her şeyden öte aralarındaki bu sınıf kardeşliği onları bir arada tutar.

Nesrin ve Hatun arasında da hiyerarşik bir yapı vardır, zira; Nesrin şehre yeni göç etmiş, bilinç düzeyi Hatun’a göre daha düşük olan bir kadındır. Çünkü Hatun yıllardır şehirde yaşamaktadır ve şehrin hemen hemen tüm kodlarını, çalıştığı evlerdeki insanların yaşam tarzlarını, ekonomik yapılarını iyi bilen bir kadındır. Bu manada Nesrin’e akıl hocalığı da yapar. Nitekim filmde etnik yapıların öne çıktığı bir sahnede kendisini Çerkes sanan işverenin arkadaşının bu benzetmesinden hoşlanan Hatun; artık Kürt olduğunu söylemekten vazgeçer ve iş görüşmelerinde Çerkes olduğunu söyler. Bir anlamda hayallerini gerçek kılmak isteyen Hatun hayata bir şekilde tutunmaya gayret ederken Nesrin’in hayat mücadelesi daha içe dönük biçimde gelişir. İki kadının hayalleri hayata tutunma çabalarını ve aralarındaki hiyerarşiyi de şekillendirir. Nesrin ve Hatun’un evlerine gündeliğe gittiği kadınlarla arasındaki hiyerarşi ise alt ve orta-üst sınıflar arasındaki hiyerarşik yapıyı gözler önüne serdiği için önemlidir.

Sosyo-politik birçok meseleyi olağanca titizlikle aktarmaya çalışan Toz Bezi, Türkiye’nin gerçekliğidir. Filmin en büyük başarısı da sosyal mesaj vermek için bir taraflarını yırtan ve hemen her meseleyi filme katayım derken elini yüzüne bulaştıran o filmlerden biri olmamasıdır. Karakterlerinin doğallığını Nazan Kesal ve Asiye Dinçsoy’un doğal oyunculuklarıyla ve filmin anlatım dilindeki doğallıkla birleştiren Toz Bezi’nin ciddi manada emek verilmiş bir film olduğunu söylemek gerek. Toz Bezi’nin eksik yanları yok mu elbet var. Özellikle teknik anlamda; yer yer kamera hareketlerinde yer yer planlarda acemilik sezmek mümkün ve bu problemler kimi zaman filmin seyrini sekteye uğratabiliyor. Ama yapımsal şartları da hesaba katacak olursak bir ilk film olması bakımından bu hataları görmezden gelmek de mümkün. Sonuç olarak; Ahu Öztürk’ün henüz ilk filminde büyük bir başarıya imza attığı Toz Bezi’nin; kimi eksikliklerine rağmen, güçlü senaryosu ve gün yüzüne çıkardığı meseleleriyle dikkatleri çeken ve tartışma olanakları yaratan toplumsal gerçekçi bir film olduğunu söylemeliyiz.

35. İstanbul Film Festivali’nin Ulusal Yarışma bölümünde, en iyi film dalında Altın Lale Ödülü’nü kucaklayan filmi Ahu Öztürk imzalı Toz Bezi oldu. Fakat film ödülü kazandığından beri süregelen tartışmalar Toz Bezi’nin, özellikle kendisiyle aynı kategoride yarışan Ana Yurdu ile kıyaslanınca, bu ödülü hak etmediğini, basit yapısıyla akılda kalıcı bir film olmadığını iddia ediyor. Hatta bazı eleştirmenler filmin sosyal gerçekçi yapısından dolayı ödüle eriştiğini ve ödül kazanmak için bu tür sosyo-politik gerçekliklerin yeterli olduğunu düşünerek filmin değerini sadece bu potansiyel üzerinden değerlendiriyorlar. Kendi adıma üzücü olan; bugün bu açıklamayı yapan insanların çoğunun, yine bu sene, meselesiyle ödül kazanmış olduğunu bildikleri Spotlight filmini yere göğe koyamazken Toz Bezi’ni aşağılamaya çalışma çabaları. Hal böyle olunca insan içinden ‘bre gafiller’ demeye başlıyor. Konuyu dallandırıp budaklandırmak gibi bir amacım yok ama bugün tüm dünya sinemasının başlıca problemlerinden biri senaryo yazımındaki tükenmişlikken ve İstanbul Film Festivali boyunca izlediğimiz hemen her filmin senaryosundaki problemler sebebiyle değer kaybettiğini dile getirmişken, tüm bu filmlerin arasından eli yüzü düzgün, güçlü bir senaryoyla çıkabilmeyi başarmış Toz Bezi’ni bu kadar hakir görmeye çalışmanın ikiyüzlülük olduğu kanaatindeyim. Ahu Öztürk’ün yönetmenliğindeki Toz Bezi sadece güçlü senaryosuyla değil ele aldığı ve Türkiye coğrafyasına özgü etnik, ekonomik, kültürel ve cinsiyet bazlı birçok temel problemi ince ince işlemesiyle dikkatleri çeken bir yapım. Bu anlamda, son yıllarda Türkiye sinemasında toplumsal gerçekçi ya da sosyal gerçekçi diyebileceğimiz alanda örneklerini görmeye ve umutlanmaya başladığımız filmlerden biri. Bu sebeple Toz Bezi filminin ödül alıp almaması meselesinin filmin ana gerçekliğinin üzerini kapatmasına izin vermememiz gerek. Geçtiğimiz yıl izleme fırsatı yakaladığım Emine Emel Balcı imzalı Nefesim Kesilene Kadar filmiyle birlikte düşündüğümde özellikle Türkiye’deki işçi problemleri, sosyal güvencesizlik meseleleriyle ilgili gerçekleri yüzümüze tokat gibi çarpan bu filmlerin çoğalmasını temenni etmekten başka bir çaremiz yok gibi gözüküyor. Ekonomik tahlilleri ve gerçeklikleriyle olduğu kadar Türkiye’de kadın olmak daha doğrusu toplumun alt sınıflarında yaşayan ve etnik kimlikleri sebebiyle de ötekileştirilen kadın olmak meselesini hiyerarşik düzen üzerinden inceleyen Toz Bezi’nin sosyolojik, ekonomik ve politik anlamda oldukça değerli bir noktada durduğunu söylemek mümkün. Toz Bezi: Yollar Ayrı Olsa Da Yoldaşlık Bakidir Evlere temizliğe giden iki gündelikçi kadının yaşam mücadelesini ekranlara taşıyan Toz Bezi; küçük yaştaki kızıyla birlikte bir evi gözetleyen Nesrin (Asiye Dinçsoy) karakteriyle açılıyor. Daha sonrasında öğreniyoruz ki evlere gündeliğe giden Nesrin’in kocası Cefo iş bulamadığı için kendisine kızan karısına rest çekip evi terk etmiş. Daha doğrusu karısı ve kızıyla birlikte hayat mücadelesi vermek yerine ortadan kaybolmayı tercih etmiş ve onları bir başlarına bırakmış. Nesrin’ün üst kat komşusu ve yakın arkadaşı olan Hatun (Nazan Kesal) ise Nesrin’e oranla uzun yıllardır evlere gündeliğe giden bir kadın. Hatun’un en büyük hayali Moda’da gündeliğe gittiği evler gibi bir ev sahibi olmak ve oğlunu da şimdiki oturduğu bu semtten kurtarmak. Hatun’un kocası Şero ise sadece iktidar kurulması gerektiği takdirde ortaya çıkan bir adam. Neticede Hatun da Nesrin de kendi kendilerine işlerini halledebilen, dominant karakterler. Nesrin Cefo’nun geri döneceğinden umudunu kestiği zaman sigortalı ve düzenli bir iş aramaya başlar, evine gündeliğe gittiği Aslı Hanım kendisine sigortalı bir iş bulacağı sözünü verdiğinde mutlu olur; ama Aslı Hanım’ın bu sözü akıl vermekten öteye gitmez. Hatun…

Yazar Puanı

Puan - 76%

76%

76

Ahu Öztürk’ün yönetmenliğindeki Toz Bezi sadece güçlü senaryosuyla değil ele aldığı ve Türkiye coğrafyasına özgü etnik, ekonomik, kültürel ve cinsiyet bazlı birçok temel problemi ince ince işlemesiyle dikkatleri çeken bir yapım.

Kullanıcı Puanları: 2.98 ( 3 votes)
76
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi