Zombileri amaç değil araç olarak kullanan dizi The Walking Dead, 6. sezon 2. bölümü “JSS” ile bizleri yine hazırlıksız yakaladı.

Ben hayatta zombili dizi izlemem. Zombi varsa ben yokum. Zombi de neymiş yeaa!” diye gezen biriyken, “İnsanlar zombilerden de tüm doğal afetlerden de çok daha tehlikeli; zombiler masum, zombiler günahsız” diye gezen biri olmama bir buçuk sezon The Walking Dead (TWD) yetmişti. Yetmişti de artmıştı bile. Siz benim düştüğüm hataya düşmeyin, zombili falan demeyin, TWD izleyin gençler! Şunun şurasında The Walking Dead 6. sezon 2. bölüm yayınlandı en son. Bir hafta sonu maratonuna bakar. Bakmaz mı?

***Yazının bundan sonrası The Walking Dead 6. Sezon 2.Bölüm’e dair keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

the-walking-dead-6-sezon-2.-bolum-filmloverss.

Sürprizleri bitmeyen dizinin 2. bölümünde, 1. bölümün geçtiği zaman aralığını başka bir açıdan, Alexandria’dan izleme şansına eriştik. Rick ve ekibinin tatbikat düzenlemek için gidip, tatbikatın gerçeğe dönüşmesiyle doğaçlama kurtarma operasyonuna giriştikleri sırada, Alexandria’da neler olup bittiğini gördük, kornanın kerametini de ortaya çıkardık.

Bölümü izleyene kadar “JSS”nin JeSuS kısaltması falan çıkacağını düşünmüştüm. Belki Peder Gabriel’in odakta olacağı bir bölüm olurdu da ona veda ederiz diye umutlanmıştım. Bölüme Enid’le başladığımızı görür görmez umutlarım yıkıldı tahmin edebileceğiniz üzere. Ben bu kadar bedavaya hayatta kalabilen birini daha göremedim. TWD benim gözümde güçlülerin, hak edenlerin dünyası olduğu için Gabriel gibi zayıf ve ikiyüzlü karakterlerin yaşıyor olması beni biraz üzüyor açıkçası. Bunu da dizi “JSS” kavramı ile açıklamış: Just Survived Somehow. Bir şekilde hayatta kalıyorlar diyor yani. Belki şans, belki mücadele etmek, belki ardına bile bakmadan kaçmak, belki de birinin koruması altında olmak. Ama bir şekilde hayat var ve bu insanlar bir şekilde hayatta kalabiliyorlar.

“JSS” hayatımıza Enid ile beraber giriyor. Enid, Ron hatta Carl, yaş aralığı olarak birbirlerine yakın olmaları itibarıyla dizide başka bir yön daha gösteriyor bize: İlk gençlik. Enid, küçük yaşına ve ailesini gözlerinin önünde gerçekleşen zombi saldırısında kaybetmesine rağmen, çiğ et yiyip hayatta kalmış bir kız. Kim bilir Alexandria’ya gelene kadar daha kaç kere “bir şekilde hayatta kaldı”. Carl yine aynı şekilde, travmadan travmaya koştu. Öz annesini kendisinin öldürmek zorunda kalmasını hatırlatsam yeterli olur sanırım. Ron sürekli annesi ile babası arasında kalmış, babasından sürekli dayak yemiş, aile içi şiddet ile büyümüş. Ama dışarıya dair hiç fikri oluşmamış bir çocuk. Ergenlik bunalımları içinde. Muhtemelen Carl ile Enid’in potansiyel ilişkini kıskanıyor. Dayakçı babası, Rick tarafından öldürüldü; kendisi ise Rick’in oğlu Carl tarafından kurtarıldı. Böyle de tuhaf bir ilişki ağına sahip insanlarla. Kıyamet sonrası yaşamda pamuklara sarılıp sarmalanmış, dünyanın kötü tarafını hiç görmemiş bir çocuk. O yüzden Rick’le, annesiyle, Carl ile tartıştığında gözlerini devirip sahnenin geçmesini bekleyen tek kişi ben olamam değil mi?

The Walking Dead 6. Sezon 2. Bölüm: Carol’ın Yolu

Mutfakta aşçı, sokakta katil, yatakta kim bilir ne olan Carol bu bölümde yine tarih yazdı. Terminus’taki yarattığı efsaneden sonra Alexandria’da kendisini saklaması, paslanmasına neden olmamış olacak ki TWD tarihine yine adını altın harflerle yazdırdı. Morgan’ın Rick tarafından erken gönderilip, Alexandria’ya zamanında varabilmiş olması güzel bir fikirmiş aslında. Gerçi Morgan gelmese de Carol tek başına Alexandria’yı kurtarırdı. Bölümün başında, Alexandria’da takındığı kusursuz ev kadını maskesiyle arkadaş edinirken gördüğümüz Carol’ın bölümün sonunda kanlar içindeki görüntüsü, insanların birbirine asla huzur vermeyeceklerini hatırlattı bana. Ne olursa olsun, huzurlu bir yaşam sürmeni istemiyor insanlar. Bunu gördükleri anda huzurunu bozmak için yakandan paçandan çekiştirmeye başlıyorlar.

Carol’ın insan ilişkileri arasında en çok Jessie’nin oğlu Sam ile olan muhabbeti ilgimi çekiyor. Hiçbir şekilde sıcaklık ve ilgi göstermediği bu çocuğa karşı aslında çok büyük sevgi beslediğini düşünüyorum. Ama bu şekilde o çocuktan da en az Carl kadar azılı bir psikopat yaratacaklar korkarım. Çünkü Carol da ilk zamanlarda çocuğunu kaybetmiş, dayakçı kocası Ed’in bir dediğini iki etmeyen pasif bir kadındı. Yaşadığı tüm bu acılar onu bugün olduğu kadın haline getirdi.

Korkaklık ve pasiflikten bahsetmişken, Deanna ve oğlu bu şehri nasıl ve ne şekilde kurmuşlar? Nasıl ayakta kalmışlar? Nasıl hayatta kalmışlar bu korkaklıkla? Bu nasıl bir şansmış ki şimdiye kadar ölmemişler? Yokluk zamanı psikiyatristin cerrah olarak değerlendirildiği bir yer Alexandria. Kötülüklerle hiç karşılaşmamış ve asla karşılaşmaz umuduyla kurulmuş gerçek bir ütopya.  Bu nedenle Wolves ekibinin Alexandria’ya saldırması da tamamen içeriden biriyle bağlantılı olduklarını gösteriyor. Savaşçıların çoğunun terkettiği bir zamanda çoğunluk olarak kadınlar ve çocuklar kalmışken, saldırı anını bu kadar güzel denk getiremezlerdi. Aaron’un bulduğu fotoğraflar da bunu kanıtlar nitelikte. Enid olabilir mi mesela? Neden gidiyordu? Neden Carl’ı görünce kaldı? Neden yeniden gitmeye karar verdi? Acaba Wolves’a haber uçuran o mu? Kim bu Wolves? Zamanında sürgün edilmiş olan bir ekip mi? Neden olanca hırslarıyla saldırdılar insanlara? Neden insanlardan nefret ediyorlar? Madem Morgan ile bir konuşmaya tav olup gideceklerdi, ilk başta neden geldiler? Morgan da ayrı bir soru bankası zaten.  Carol’u telkin etmeye çalışması da Wolves’u konuşarak gitmelerine ikna etmesi kadar enteresandı. Morgan’a ne oldu? Neden silahlanmıyor? Neden kimseyi öldürmüyor? Neden bu konuda inatlaşıyor? Sorularımız çok, bakalım cevaplarımızı ne zaman alacağız. O zamana kadar aşağıdaki fragmanı izleyip, bir sonraki bölümde neler olacağını düşünmeye başlayabiliriz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi