Dövüle dövüle yontulan, öldürüle öldürüle çoğalan, sezonlar ilerledikçe kafa tuttukları “kötü adamlara” benzemeye başlayan, bir yandan aşık olan, bir yandan kurabiye pişiren ama bir yandan da tek eliyle kampları dağıtabilen karakterlerin dizisi The Walking Dead 6. Sezon 12. Bölümü “Not Tomorrow Yet” ile yine aklımızı almayı başardı.

Her yeni bölümüyle bir yandan normal yaşama yaklaşıp bir yandan da ondan hızla uzaklaşan dizi, finale yaklaştıkça tüm duyguları en yoğun şekilde yaşamamız için elinden geleni yapıyor ve bence bu konuda da oldukça başarılı görünüyor.

the-walking-dead-sezon-6-bolum-12-filmloverss

***Yazının bundan sonrası The Walking Dead 6. Sezon 12. Bölüm’e dair keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

Carol Peletier başka bir dizinin karakteri olsaydı, cici cici kıyafetlerini giyip, malzemelerini ormandan değil pazardan ya da marketten alsaydı, tasarruflu davranarak enteresan içerikli kurabiyeler pişirseydi, pişirdiği kurabiyeleri konu komşuya dağıtsaydı onu yine izler miydim bilmiyorum. Ama The Walking Dead’in içinden Martha Stewart çıkan Carol Peletier’i bunları yaparken onu severek izliyorum, izlerken de onunla o kadar bütünleşiyorum ki The Walking Dead evrenine ancak öldürdüğü zombinin sıçrayan kanıyla dönebiliyorum. Zombi öldürdükten sonra kana bulanan tertemiz gömleğine hangimiz üzülmedik ki?

Hem sezon finali hem de Negan koşarak bize doğru yaklaşırken Carol’ın öne çıkması beni ürküttü. Tobin ile arasında bir ilişki başlama olasılığı da bunu arttırdı. Glenn’e bir daha dokunmazlar, hamile karakter olması dolayısıyla Maggie konusunda çekimserim. Daryl ya da Michonne’a dokunurlarsa yer yerinden oynar. Abraham, Sasha, Rosita gibi karakterler de çok ses getirmezler, gereken ilgiyi göremezler. Bu da geriye bir tek Carol’ı bırakıyor. Her ne kadar liseli gençler gibi flört ediyor olsa da Carol’ın bir ruhu, bir derinliği var. Bu bölüm bu ruhu ortaya çıkarmak için çok uğraştı, bu nedenle sezon finalinde Carol’ın aramızdan ayrılabileceğini hatta çizgi romandaki Glenn’in kaderini Carol’ın yaşayabileceğini düşünüyorum. Carol, bu Martha Stewartlığı, etrafta “Alexandria’nın annesi” gibi dolaşmayı, kurabiyeler yapıp dağıtmayı, Tobin ile yakınlık kurmayı seviyor. Ama hepsi bir bluzuna zombi kanı sıçrayana kadar işte. Gün orada bitiyor. Eski hayatları yok artık ve Carol bundan bezmiş durumda. Bu yeni kahraman Carol, arkadaşlarını defalarca kurtaran bir savaşçı ama bunun için insanları öldürmek zorunda kalıyor ve bu da onun canını çok acıtıyor. Bence Morgan’ı ifşa etmemesinin de en büyük nedeni bu. Çünkü içten içe Morgan’a hak veriyor. Öldürdüğü kişileri ve sayılarını yazması, kalan son kurabiyeyi Sam’in mezarına bırakması, Tobin’le bir yakınlık içine girmeye çalışması, aslında “Alexandria’nın annesi” olmak istemesi hepsi birbirinin içine girmiş ruh halini yansıtıyor.

The Walking Dead 6. Sezon 12. Bölüm: “Hepsini Öldüreceğiz”

Negan ile başlatacakları bu savaşa, gaza gelerek girme durumları var evet ama diğer taraftan haklılık payları da var. Şimdi saldırmazlarsa, yarın Wolfların ya da Jesus’ın onları bulması gibi The Saviors da gelip Alexandria’yı bulabilir. Ayrıca toprakları çorak, hayvanları yok, cephaneleri bitmek üzere, yiyecek stokları ise yok denecek kadar az kaldı. Böyle yavaş yavaş, türlü türlü zorluklarla karşılaşarak ve biz izleyicilerin de “kötülük” yaparak hayatta kalanlara zamanla hak vermesini sağlayarak, bizim ekip de The Saviors gibi olacak sanırım. Dizide Saviors’un psikopatlık derecesini henüz bilmiyoruz tabii ama insanları bu seviyelere yaşadıkları itiyor demek ki.

Yine de bu kez durum çok farklı. Bu kez işin içinde insanlar var. Kanlı canlı, gerçek insanlar. Birinin annesi, babası, sevgilisi, ailesi olan insanlar.  Zombileri öldürmeye bile çok zor alıştılar, zombi öldürmekle insan öldürmek arasında çok kalın çizilmiş kırmızı çizgiler var ve bizimkiler şu an itibariyle kendilerini o çizgiyi geçmek zorunda bıraktılar. Ruh hallerine ben bile üzüldüm. Adalet duygun karışıyor bu diziyi izlerken. Mesela şimdi olaylara The Saviors tarafından bakacak mıyız? Kendisiyle alacak-verecek davası olmayan bir ekip, gecenin bir saatinde kamplarını basıyor, arkadaşlarını öldürüyor, cephaneliğe el koyuyor. Kim doğru? Kim yanlış? Kim iyi? Kim kötü? Kim haklı?

Bölümün beni en şaşırtan ismi, Morgan’a katılmasını beklediğim ve din adamı olması konusunda büyük şüpheler taşıdığım Gabriel oldu. İnsan öldürmeye gittiklerinin farkında, istemezse gitmeme gibi bir seçeneği var ve gözünü kırpmadan adam öldürebildi. Konuyla ilgili şakalar falan da yapıyor. Takdir ettim ama karakteri hala güvenimi kazanabilmiş değil. Tara günah çıkarırken arka koltukta Jesus’ın onları dinlemesi gibi şirin göndermeleri olan sahneler eklemeseler, heyecandan öleceğiz diziyi izlerken.

The Walking Dead 6. Sezon 12. Bölüm: Yeni Dünya Böyle mi Olacak Jesus?

Tam da kelle istenen sahnede, IŞİD militanı gibi görünen amcayı çok aramışlar mı merak ediyorum. Sanıyorum bizimkilerin daldığı üs, The Saviors’ın tek üssü değil. Burası daha çok cephanelik gibi, depo gibi bir yer. Tüm zulalarını burada saklıyorlar. Gece nöbetine sadece bir kaç kişinin kalması da yeterli güvenliğin olmadığını gösteriyor.

Rosita’ya söylediklerinden sonra zombilere yem olmasını dilediğim Abraham ile silah arkadaşı Sasha’nın bir iki saniyelik dikkatsizliği ve talihsizliği yüzünden başlayan çatışmanın tüm sahneleri mükemmeldi. Eş zamanlı savaşıp cephaneliğin olduğu alanı bulma çabaları çok hoşuma gitti. Ah Aaron sen ne naif adamdın dedim izlerken. Bu bölümle The Walking Dead, aşmaması gereken bir sınırı aşmış gibi hissediyorum gerçekten.

Rick’in ilk adamı uykusundayken nazikçe öldürmesi tüylerimi diken diken etse de en çok etkilendiğim sahneler Glenn ve Heath’in olduklarıydı. Glenn yapamaz diye düşünmüştüm, yanılmışım. Glenn de ilk kez bir insanı öldürdü, artık kimsenin masumiyeti kalmadı.  Üstelik Heath’in bununla yaşamaması için onun öldürmesi gereken kişiyi de öldürdü. Ve üstüne parçalanmış-patlatılmış kafaların olduğu bir sürü fotoğraf gördü. Çizgi romanı okumamış arkadaşlar için çok detaya girmek istemiyorum ama umarım bu bir foreshadowing değildir. Glenn ile Heath’i izlerken hislerim o kadar yoğundu ki, odalardaki kişilerin sese uyanmamasına bile takılmadım. Dizi izleyicisine nefesini tutturuyor, onu neyin ne zaman gereceğini çok iyi biliyor ve dizi isteyene kadar izleyiciyi o şekilde bırakıyor. Sezon finaline kadar kesinlikle hız kesmeyeceğini düşündüğüm dizinin 13. Bölümü “What Comes After”a ait promoyu aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=5YhCgAp6io0

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi