Hayatların hayallerden fersah fersah uzakta yaşandığı dizi The Walking Dead 6. sezon 10. bölümü “The Next World” ile hayatları hayallere yaklaştırarak ağzımıza koca bir parmak bal çaldı.

Açıkçası geçen hafta yayınlanan 9. bölümden sonra, en az iki hafta sakin ve olaysız bölümler bekliyordum. Hatta “Screen Junkies” isimli Youtube kanalının yaptığı “Honest Trailer”ındaki gibi uzun yürüyüşler, sahneler arası gittikçe dikkati dağıtan diyaloglar bekliyordum. Ama dizi beni bu noktada şaşırttı, enerjik ve sürprizlerle dolu 10. bölümü sonuna kadar süren bir merakla izletti.

the-walking-dead-sezon-6-bölüm-10-filmloverss

***Yazının bundan sonrası The Walking Dead 6. Sezon 10. Bölüm’e dair keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

Bu bölümün derdini çok beğendiğimi söyleyerek başlayabilirim. Zombi kıyameti sonrasında, birbirini hiç tanımayan ve çok farklı yerlerden bir araya gelen insanların aile kavramını sorgulaması ve yeniden oluşturması fikri çok hoşuma gitti. Ben de hayatımda aynı şeyi düşünüyorum. İnsanları kan bağı aile yapmaz, gönül bağı yapar. Bir insanı ailenden biri olarak görmen için onunla benzer DNA’yı paylaşman gerekmez. 10. bölüm de temeline bunları alarak karakterler üzerinden aile temasını işledi. Spencer ile Deanna, Spencer ile Alexandria, Denise ile Tara, Maggie ile Enid, Carl ile Michonne, Daryl ve Rick derken, bölüm bize esas golü Rick ve Michonne ile attı.

Normal bir güne, normal bir aile gibi başladıkları hatta normal bir dünyada yaşıyormuş gibi su kullanımı ve diş macunu hakkında şakalaştıkları ilk sahneleri izlerken bunun bir flashforward olup olmadığını sorguladım. Her şey bittiğinde ancak böylesine güzel, temiz ve neşeli görünebilirlerdi. Rick ile Michonne’un arasındaki kimya ise beni her zaman meraklandırmıştı. Michonne da Rick gibi gerçek bir savaşçıydı, Carl ve Judith’e kendi çocuğu gibi bakıyordu, ikisi de yalnızdı ve “neden olmasın?”dı. Ama sonra resme Jessie ve sorunlu oğulları girdi. Rick başka alemlere yelken alırken Michonne’un tüm derdi kendisinin hayatta ne istediğini bulmaktı. Şimdi ise şartlar olgunlaştı, zamanı geldi ve birlikte oldular. Muhtemelen Tumblr’da karşılığı olan “Richonne” da böylece başlamış oldu (Yalnız o kadar zor durumda, o kıyametin ortasında bebek kamerasına sahip olmalarına da saygı duydum). Yılların arkadaşlığı, merhameti, şefkati, alışkanlığı belki de aşka dönüşecek. Nedense Richonne rüzgarı beni çok etkisi altına alamadı. Bence arkadaşlıktan sevgililiğe geçen o virajı zamanında dönemediler, geç kaldılar. İlişkileri nasıl işlenir, günler ne getirir, bilemiyorum ama 10. bölümün sonu yatak odalarına bir adet Jesus getirdi, o ayrı.

The Walking Dead evreninde aşk aramıyorum pek, hatta çiftler olmasa da olur. İnsan hikayeleri ve karakteristik davranışları ilgimi daha çok çekiyor. Rick’in sevdiği kadınların pek uzun yaşamadığı da malum. İyi ki Michonne diğerlerinden farklı olarak zamanında Rick’i de pataklamış, zira kendini savunabilecek bir kadın o. O yüzden ömrü için pek endişelenmiyorum, daha çok karakter gelişimi için endişeleniyorum. Sürpriz şekilde Richonne başlıyor; Denise, Tara’nın uykusuna gönderme yapıyor; Carl, Enid ile ilk kavgalarını yaşıyor, dizi bu bölümde çiftleri ilan etmeye doyamıyor!

Enid demişken, Glenn’in olduğu gibi Maggie’nin de Enid ile ilişkisi sürekli öğretmek üstüne kurulu. Çocukları doğmadan önceki tatbikatı, ailecek Enid’in üstünde yapıyorlar sanırım. Enid hiç ilginç bir karakter değil. Carl’ın şapkasına kavuşması, Enid’e kavuşmasından daha ilginç bana göre. Ormanda yaptıkları piknik benzeri şeyi aklım almadı. İki ergen çocuk, aralarından sadece biri zombilere karşı donanımlı – ve o da kısa zaman öncesinde travma yaşamış – diğeri ise bir şekilde hayatta kaldığına inanıyor. Zombilerle dolu ormanda oturmuş beraber okuma yapıyorlar. Ormanda olmaları ne kadar gereksiz bir riskse, iki ergen olarak trip seviyeleri diziyi izlemeyi bir o kadar zorlaştırıyor. Neyse ki hemen araya başka bir aile draması girdi de tribal kısmı kısa geçebildik. Biz zombi olarak Jessie ve ailesini beklerken Deanna geldi ve Spencer “ihtiyacı olan” vedayı edebildi. Bu “ihtiyaç” konusu tamamen The Walking Dead’in aklımıza kazıdığı bir şey. Bölümde Carl bunu açıkladığında çok mantıklı gelmişti aslında. Evet, Deanna zombi oldu ama zombi hayatına son verenin oğlu olması bir şekilde içimizi rahatlattı. Ne garip!

The Walking Dead 6. Sezon 10. Bölüm: Dışarı Çıkmak Çok Aptalca Değil mi? Yarın Yine Yapalım!

Aşklardan ilişkilerden yeterince konuştuğumuza göre yavaş yavaş büyük bombaya geçebiliriz. O büyük bombanın adı da Paul Rovia ama arkadaşları ona Jesus diyor. Jesus, çizgiromandaki önemli karakterlerden biri; ancak dizinin hangi durumlarda çizgiromana sadık kaldığını, hangi durumlarda koşarak uzaklaştığını bilemiyoruz. Bu nedenle şimdilik sakinliğimizi koruyup onunla ilgili spoiler vermesek daha iyi olur. Bizim ‘saf’ ikilimiz Rick ve Daryl, dışarı çıktıkları bir günün ortasında Jesus ile tanışıyorlar. Daha doğrusu defalarca Jesus’un oyununa geliyorlar.  Jesus pek bir çetin ceviz çıkıyor. Uçuyor, kaçıyor, dövüşebiliyor ve insanların yatak odalarına sinsice dalabiliyor. Denise’in Tara için istediği sodayı, Michonne’un istediği diş macunlarını ve küçük bir ilçeye yetecek kadar erzağın olduğu kamyonu, çok basit bir numarayla çalıyor. Nereye ve nasıl bağlasalar içinden çıkmayı başarıyor. Houdini mübarek! Tom Payne çok başarılı bir Jesus olmanın yanı sıra diziye de yakışıklı adam takviyesi olmuş, fena mı? Ömrü uzun olsun, ne diyelim!

Dizimizin diğer bir yakışıklısı Daryl’ın da Rick ve çocuklarını aile gibi gördüğünü vurgulamama gerek yok sanırım. O da Michonne gibi hiç düşünmeden, hayatını defalarca onlar için tehlikeye attı. Artık başkalarına da açılmaya başladı. Bu bölümde gidip insanlara ihtiyaçlarını sorması bence gayet sevimliydi. Gelişmeyen tek bir karakter yok bu dizide. Yabani Daryl’dan, komşu çocuğuna dönüşmesini ve Jesus’ı takıntı yapmış olmasını ilgiyle izliyorum. Bu takıntının birçok nedeni olabilir. Kendisine rakip olarak görmüş olabilir, kandırılmış olmayı kendisine yedirememiş olabilir ya da kısa zaman önce yapımcıların “Jesus” gay karakter olacak açıklamasının düşünülmüş bir uzantısı olabilir. Merak ediyorum, 6 sezondur aşk hayatına dokunulmayan Daryl’a böyle bir hikaye yazılması ihtimalini nasıl değerlendirirsiniz?

Bölüme geri dönecek olursak, Jesus’ı hiç bilmiyor olsam Wolf çocuğun olduğu odaya konmasından bile anlamlar çıkarırdım. Rick’in yerinde olsaydım, böyle bir adamı evimin içine sokmazdım. Hatta dışarı çıkıp birilerini alıp gelmezdim bile.  Adamdaki yüzsüzlüğe bakın, eve girince yatak odasına dalabilecek cesareti de buldu kendisinde. Ne kadar enteresan bir karakter değil mi? Koca bir kamyonun hiç olmasına neden oldu ama fırsatı varken ne Daryl’a ne Rick’e ne Michonne’a ne de bir başkasına zarar vermedi. Önümüzdeki bölüm Jesus ile ilgili uzunca bir açıklamayı hak ediyoruz ve aşağıdaki linke göre açıklamamızı da alıyoruz gibi görünüyor.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi