Acaba birileri beni izliyor mudur izlenimine kapılmayanımız yoktur. Özellikle son zamanlarda teknik takip adı altında yapılanları gördükçe ‘Aman dikkatli konuşalım, kesin bir duyan olur’ diye şakayla karışık olsa da temkinli davrananlar da var. Bu konuya şimdilik girmeyeceğim. Belki ilerleyen zamanlarda ‘V For Vendetta’ ya da ‘1984’ filmlerinden birinin eleştirisini yapabilirim. İşte o zaman bu ve buna benzer konularda kalemimi tutabileceğimi pek sanmıyorum. Konumuza dönecek olursak hepimiz hayatımızın bir bölümünde izlendiğimizi düşünmüşüzdür. Hele ki yanlış yaptığımızı düşündüğümüz durumlarda, etrafımızı göz ucuyla da olsa bir kolaçan ederiz sanırım. Peki ya tüm hayatımız doğumumuzdan, şimdiki zamana kadar saniye saniye izleniyor olsaydı ne olurdu? Başlangıçta haberimiz olmayan bu durumdan ilerleyen zamanlarda haberimiz olsa?

The Truman Show, hayatını herkesin takip ettiği ancak kendisinin hiçbir şeyden haberi olmayan Truman Burbank’in hikayesi. Annesi, babası, aşık olduğu kadın, arkadaşları, kısacası Truman’ın çevresindeki herkes aslında birer oyuncu. Onun yaşadığı hayata inandırıcılık katmak için ellerinden geleni yapan oyuncuların ve programın kamera arkasındaki en önemli ismi, projenin yönetmeni Christof’un atladıkları en önemli detay ise Truman’ın düşünen, seven ve gerektiğinde başkaldıran bir insan olduğudur. Bu yönüyle film her ne kadar komedi filmi olarak görülse de aslında bir dramdır. Truman’ı izlerken, başından geçen olaylara gülecek ancak onun yerine kendinizi koyduğunuz her an tüyleriniz diken diken olacaktır. Komedi filmlerinin en önemli isimlerinden Jim Carrey’nin muhteşem oyunculuğuyla çok eğlenecek ancak bir o kadar da tedirgin olacaksınız. Çevrenizi, ilişkilerinizi, parçası olduğunuz sistemi, hatta tüm dünyayı sorgulamanıza yardımcı olacak film aynı zamanda Jim Carrey’nin en iyi performansını gösterdiği filmlerden bir tanesi.

Başrollerinde Jim Carrey’nin yanı sıra Ed Harris ve Laura Linney’in yer aldığı filmin senaristi Andrew Niccol bu filmden sonra ‘S1m0ne’ ve ‘The Terminal’ filmlerinin de senaryolarını yazmış ve ne kadar başarılı bir senarist olduğunu kanıtlamıştı.

Filmi izlediğinizde, daha önce izleyenler gibi siz de şizofreninin kıyılarına kadar gideceksinizdir. Hayatla ilgili büyük sorular ve soru işaretleri uyandıran film En İyi Yönetmen, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ve En İyi Özgün senaryo olmak üzere üç dalda Oscar’a aday gösterilmiş, ancak bu ödüllerin hiçbirini alamamıştır. Yine de hem eleştiriyi hakkıyla yapması hem Jim Carrey’in sadece güldürmek için rol aldığı filmlerden biri olmaması açısından izlenmeyi fazlasıyla hak ediyor.

Son yıllarda ne yazık ki çok fazla karşılaşamadığım, karşılaştığımda ‘çok iyi filmdi’ diye iç geçirip tekrar izlemek istediğim filmlerden ‘The Truman Show’. Hala izlemediyseniz ve eve gidince ne izleyeyim diye düşünüyorsanız, aday listenizin en başına bu filmi yazabilirsiniz. İyi seyirler.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi