Hakkında çok şey söylemek isteyip boğazınızda düğümlenecek bir film… Evet tam olarak bu film için söylemek istediğim, üzerine başka şey ekleyemeyeceğim cümle bu. Yazının devamını okumadan belirtmek isterim ki lütfen benim yazım da dahil internette film hakkında okuduklarınız sizi önyargıya sürüklemesin. Yazıyı yazmadan filmi “google’layayım” dedim ve birbirinden apayrı, alakasız yorumlar okudum. Belirtmek isterim ki hayatımda izlediğim en ağır filmlerden bir tanesi. Üstelik 2 saat 20 dakika yani kesinlikle ilk tavsiyem kafanıza estiği bir anda arkadaşlarla ya da romantik bir anınızı doldurmak için sevgilinizle denemeyin. Mümkünse bir başınıza, karlı-yağmurlu, eve kapandığınız bir günü tercih edin; yoksa filmden hiç bir şey anlamaz sıkılır kaybolan zamanınıza acır kapatırsınız. 

“Let there be light!” cümlesini anımsatarak açılıyor perdeler. İlk sahne karanlıktaki ışık yansımasıyla başlıyor ve soruları arka arkaya sıralıyor. Varoluşçu sorgulmalarıyla İncil’e bol bol göndermeler yapıyor. Az diyalog, eser miktarda monolog filmin tadı tuzu oluyor adeta. 84. Akademi ödüllerinde “En İyi Film” adayı “Tree of Life” Hollywood’un dev yıldızlarından oluşan kadrosuyla dikkat çekiyor. Deneysel filmleri fazla benimsemeyen Akademi üyelerinin Sean Penn ve Brad Pitt’in hatırına listeye aldığı düşünülen filme üvey evlat muamelesi yapılıyor gibi dursa da adaylığının hakkını verecek bir yapım. Yönetmen koltuğunda Thin Red Line ve Days of Heaven’dan tanıdığımız Terrence Malick bulunuyor. 

Film konu itibarıyla 1950’li yıllarda yaşayan bir Amerikan ailesinin hayatını anlatıyor. Ama farklı ve başarılı anlatımı sayesinde konu oldukça geri planda kalıyor. Yer yer flashbackler ya da forwardlar zaman duygusunu ortadan kaldırıyor. Ana teması Ölüm. Ölümü kabullenme, dinin ölüme bakışı ve insanın metaneti ve var olma, hayatını sürdürme çabası… Çok fazla yere ve konuya gönderme yapan film, yer yer belgesel tadındaki sahnelerle bir anda konudan uzaklaşmış gibi görünse de Dünya’nın yaratılışının insanın yaratılışına paralel olduğunu hatta daha da özele inersek bir ailenin ortaya çıkışında bile yaratılıştan ipuçları bulabileceğimizi gösteriyor. 

Görüldüğü üzere benim gibi felsefeden fazla anlamayan birini bile filozof edebilen yapım, fazlasıyla düşünmeye yöneltiyor insanı. Her bir sahneyi durdurup fotoğrafını çekip saatlerce bakabileceğiniz film renkler ve açılar olarak da ayrı bir ustalıkta. Çekim tekniği kişisel olarak en sevdiğim. Kamera sabit değil ve farklı açılardan, kayarcasına ilerliyor. 

Her izleyende farklı bir duygu ve tat bırakacak filmi gerçekten uygun ve kendinizi hazır hissettiğiniz bir anınızda izlemeniz dileğiyle. 

İyi Seyirler… 

Filmden Birkaç detay

  • Yönetmen Malick çekimlerdeki bilgisayar efektlerinden memnun kalmamış ve bunun üzerine emekli olmuş bir usta Douglas Trumbull’a teklif götürmüş. Trumbull unutulmaz Space Odyssey 2001 filminin görsel efektlerini yapan isim.
  • Amerika’da gösterime girdiği ilk hafta filmden hiçbir şey anlamadığı gerekçesiyle bazı izleyiciler film bitmeden salonları terkedip paralarını geri isteyince ikinci hafta sinemalar filmin başında gizemli öğeler içerdiğine ve non-linear olarak ilerlediğine dair uyarı yazıları yayınladı. 🙂

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi