Son dönem dünya sineması ile Netflix tarzı platformlarının gözbebeği, politik gerilimler desem kimse karşı çıkmaz diye düşünüyorum. Kraliyet ailesini, politikacıları, ünlü kişileri “kendimizden biri” görme çabamız artık o kadar dışa vuruyor ki sinema da bundan nasibini alıyor. Bu tarz mesleği gereği ünlü kişiler eskiden daha mesafeli bir duruş sergilerlerken, dijital dönemin iletişime getirdiği farklılıklar ve bireylerin iletişim şeklininin birbirine karşı daha ulaşılabilir olmasından ötürü “halka yakın olma” ya da “halktan/sıradan biri olma” stratejisi tüm politika konulu film ve dizilerin merkezine iyice oturdu. Bu tarz konuları feyz alan son dönem Arjantin Sineması’nın konuşulan yönetmenlerinden Santiago Mitre, halkın adamı olmayı hedefleyen Arjantin Başkanı Blanco’yu anlattığı son filmi “The Summit” (Zirve) ile izleyicisinin karşısına çıktı. İlk kez geçtiğimiz Mayıs ayı Cannes’da “Un Certain Regard” altında gösterilen filmin senaryo ve yönetmenliğini üstlenen Mitre, Paulina ile 2015’te Cannes Critics Week ödülünü aldıktan sonra bu sefer daha büyük bir politik oyuna imzasını atıyor. The Summit, halkın adamı olarak görülen Arjantin Başkanı Blanco’nun, başkan olarak ilk kez katıldığı Latin Amerika devletleri zirvesinde yaşadıklarını anlatıyor. Şili’nin And Dağları’nda geçen zirvede Blanco sadece diğer devlet başkanlarının güç oyunlarıyla değil eski damadının şantajıyla da uğraşmak zorunda kalır. Politik hayatına gelen bu içten darbeyi atlatabilmek için kızı Marina’yı zirvenin olduğu otele çağırır. Kızını koruma altına almak isteyen Blanco’nun kızının psikolojik sorunlarıyla beraber geçmişi deşilir ve bize kendi ile ilgili sırları verilir. Politik bir arka planda geçmişle mücadelesini gözlemlerken aslında Blanco’nun iç ve dış dünyasındaki paralelliklere şahit oluruz. Arjantin Sineması’nın dünyaya açılan yapımlarından görmeye alışkın olduğumuz Ricardo Darin, filmde Arjantin’in yeni seçilen başkanı Blanco’ya hayat veriyor. Yönetmenin en başından beri tercihi olan Darin, başkan karakterinin ağırlığını ustalıkla kaldırabiliyor. Bu anlamda yönetmenin ülkesinde bu kadar tanınmış bir oyuncusunu tercih etmesinin ticari bir kaygıdan ziyade, sanatsal bir duruş olduğunu filmi izlediğinizde anlayabiliyorsunuz. Bunun yanısıra Blanco’nun kızı Marina’yı canlandıran Dolores Fonzi psikolojik gel-gitlerinin ardında başarılı bir oyunculuk sergiliyor. Yönetmenin bu tarz üst sınıf diye adlandırabileceğimiz oyuncuları özellikle lokal çekim mekanlarında perdeye yansıtması filmin otantikliğine hizmet ediyor diyebiliriz. Özel izinle çekilen Arjantin’in Casa Rosada’daki başkanlık ofisi, Arjantin Başkanı’nın özel uçağı ve Şili’nin 3600 metre yüksekliğindeki dağlarındaki dış mekan sahneleri, karakterlerin tekinsizliğine fanteziye göz kırpan bir gerilim havasında uyum sağlıyor. Yönetmenin bu bilinçli tercihi, her şeyden uzak And dağlarında duygusal karmaşaların ve oyunların alengirliğini sinematografik açıdan güzel veriyor. The Summit - Zirve: “There’s nothing worse than a politician without ambition.” (Hırsı olmayan bir politikacıdan daha kötü bir şey yoktur.) Her ne kadar Blanco “halktan biri” imajı çizse de bir radyo programında aslında ne kadar kifayetsiz olduğu konusunda ağır eleştirilere maruz kalır. Filmi izlediğinizde bu fikrin aslında ne kadar doğru olduğunu görüyorsunuz desem yalan olmaz. Sürekli ne düşündüğünü ve ne hissettiğini kestiremediğiniz bir başkanla karşı karşıyasınız. Kızı Marina otele gelip sinir krizi geçirdikten sonra bile sakin mizacını koruyan Blanco, bir gazeteci ile röpartajı sırasında “Hırsı olmayan bir politikacıdan daha kötü bir şey yoktur.” dediğinde kimi kandırıyor bu adam demekten kendinizi alamıyorsunuz - ta ki izleyiciyi ters köşeye yatıran twist’e kadar. Poker suratını hiç bir şekilde kaybetmeyen Blanco, yönetmenin istediği gibi filme tekinsiz ve tuhaf bir hava katıyor. Hikayenin…

Yazar Puanı

Puan - 71%

71%

71

The Summit’in, And Dağları’nda gerçek anlamıyla zirvede kalma savaşına ve politik zirvedeki mücadeleri iyi anlattığını düşünsem de “gerçek sanılan hayaller” - “gerçekler” ikileminde tüm karakterlerin oluşumlarının bir yere varmaması filmin eksi yönünü oluşturuyor.

Kullanıcı Puanları: 3.63 ( 2 votes)
71

Son dönem dünya sineması ile Netflix tarzı platformlarının gözbebeği, politik gerilimler desem kimse karşı çıkmaz diye düşünüyorum. Kraliyet ailesini, politikacıları, ünlü kişileri “kendimizden biri” görme çabamız artık o kadar dışa vuruyor ki sinema da bundan nasibini alıyor. Bu tarz mesleği gereği ünlü kişiler eskiden daha mesafeli bir duruş sergilerlerken, dijital dönemin iletişime getirdiği farklılıklar ve bireylerin iletişim şeklininin birbirine karşı daha ulaşılabilir olmasından ötürü “halka yakın olma” ya da “halktan/sıradan biri olma” stratejisi tüm politika konulu film ve dizilerin merkezine iyice oturdu. Bu tarz konuları feyz alan son dönem Arjantin Sineması’nın konuşulan yönetmenlerinden Santiago Mitre, halkın adamı olmayı hedefleyen Arjantin Başkanı Blanco’yu anlattığı son filmi “The Summit” (Zirve) ile izleyicisinin karşısına çıktı.

İlk kez geçtiğimiz Mayıs ayı Cannes’da “Un Certain Regard” altında gösterilen filmin senaryo ve yönetmenliğini üstlenen Mitre, Paulina ile 2015’te Cannes Critics Week ödülünü aldıktan sonra bu sefer daha büyük bir politik oyuna imzasını atıyor. The Summit, halkın adamı olarak görülen Arjantin Başkanı Blanco’nun, başkan olarak ilk kez katıldığı Latin Amerika devletleri zirvesinde yaşadıklarını anlatıyor. Şili’nin And Dağları’nda geçen zirvede Blanco sadece diğer devlet başkanlarının güç oyunlarıyla değil eski damadının şantajıyla da uğraşmak zorunda kalır. Politik hayatına gelen bu içten darbeyi atlatabilmek için kızı Marina’yı zirvenin olduğu otele çağırır. Kızını koruma altına almak isteyen Blanco’nun kızının psikolojik sorunlarıyla beraber geçmişi deşilir ve bize kendi ile ilgili sırları verilir. Politik bir arka planda geçmişle mücadelesini gözlemlerken aslında Blanco’nun iç ve dış dünyasındaki paralelliklere şahit oluruz.

Arjantin Sineması’nın dünyaya açılan yapımlarından görmeye alışkın olduğumuz Ricardo Darin, filmde Arjantin’in yeni seçilen başkanı Blanco’ya hayat veriyor. Yönetmenin en başından beri tercihi olan Darin, başkan karakterinin ağırlığını ustalıkla kaldırabiliyor. Bu anlamda yönetmenin ülkesinde bu kadar tanınmış bir oyuncusunu tercih etmesinin ticari bir kaygıdan ziyade, sanatsal bir duruş olduğunu filmi izlediğinizde anlayabiliyorsunuz. Bunun yanısıra Blanco’nun kızı Marina’yı canlandıran Dolores Fonzi psikolojik gel-gitlerinin ardında başarılı bir oyunculuk sergiliyor. Yönetmenin bu tarz üst sınıf diye adlandırabileceğimiz oyuncuları özellikle lokal çekim mekanlarında perdeye yansıtması filmin otantikliğine hizmet ediyor diyebiliriz. Özel izinle çekilen Arjantin’in Casa Rosada’daki başkanlık ofisi, Arjantin Başkanı’nın özel uçağı ve Şili’nin 3600 metre yüksekliğindeki dağlarındaki dış mekan sahneleri, karakterlerin tekinsizliğine fanteziye göz kırpan bir gerilim havasında uyum sağlıyor. Yönetmenin bu bilinçli tercihi, her şeyden uzak And dağlarında duygusal karmaşaların ve oyunların alengirliğini sinematografik açıdan güzel veriyor.

The Summit – Zirve: “There’s nothing worse than a politician without ambition.” (Hırsı olmayan bir politikacıdan daha kötü bir şey yoktur.)

Her ne kadar Blanco “halktan biri” imajı çizse de bir radyo programında aslında ne kadar kifayetsiz olduğu konusunda ağır eleştirilere maruz kalır. Filmi izlediğinizde bu fikrin aslında ne kadar doğru olduğunu görüyorsunuz desem yalan olmaz. Sürekli ne düşündüğünü ve ne hissettiğini kestiremediğiniz bir başkanla karşı karşıyasınız. Kızı Marina otele gelip sinir krizi geçirdikten sonra bile sakin mizacını koruyan Blanco, bir gazeteci ile röpartajı sırasında “Hırsı olmayan bir politikacıdan daha kötü bir şey yoktur.” dediğinde kimi kandırıyor bu adam demekten kendinizi alamıyorsunuz – ta ki izleyiciyi ters köşeye yatıran twist’e kadar.

Poker suratını hiç bir şekilde kaybetmeyen Blanco, yönetmenin istediği gibi filme tekinsiz ve tuhaf bir hava katıyor. Hikayenin nereye nasıl bağlanacağını hiç bir şekilde tahmin edemezken Christian Slayer’ın canlandırdığı ABD Danışmanı’nın filme gizemli bir şekilde girmesiyle hikayenin yönü bir anda değişiyor ve Blanco’nun su yüzüne çıkartmayı tercih etmediği hırsı ortaya çıkıyor. Kendi çıkarları için diğer Latin ülkeleri ile anlaşmasına ragmen ABD’nin yanında yer almayı kabul ediyor. Filmde Amerikalı karakterin vurgu yaptığı “kötü polis” olan ABD, günümüzün politik entrikalarına da böylelikle göz kırpıyor. Kontrolü ele alma çabasının en çok hakim olduğu final sahnesinde, her ne kadar film kurgu bir hikayeye dayandırılsa da günümüz politikalarındaki karşılıklarını bulmak zor olmuyor. Bu tarz bir twist’in gelebileceği aslında filmin başında sinir krizi geçiren Marina’nın tepki olarak otelin camından aşağıya bir tane koltuğu fırlatmasıyla ilk sinyalini veriyor. Koltukta kalanın güvende olmadığının her an her şeyin tepe taklak olabileceğini yönetmen bu metafor ile ustalıkla aktarıyor.

Marina’yı iyileştirebilmek için çarenin hipnoz yönteminde bulunması ise filmde bilinçaltında bastırılan geçmişin ve duyguların şu anki hayata olan etkisi olarak yansıtılırken, Marina’nın içsel karmaşıklıkları ile Blanco’nun gel-gitlerinin paralel anlatımı hikayeyi farklı yönlerden algılamanızı sağlıyor. Marina’nın hipnoz yoluyla geçmişle hesaplaşması, Blanco’nun politika hayatındaki iyi ile kötünün varlığının sorgulanmasına ayrıca ışık tutuyor.

Sonu seyirciye bırakılan The Summit’te, bir devlet başkanının yapması gerekenler ile idealleri arasında sıkışmışlığı paralel bir alt hikaye üzerinden aktarılırken, iyi ve kötünün kişilere göre olan duruşu sorgulanıyor. The Summit’in, And Dağları’nda gerçek anlamıyla zirvede kalma savaşına ve politik zirvedeki mücadeleri iyi anlattığını düşünsem de “gerçek sanılan hayaller” –  “gerçekler” ikileminde tüm karakterlerin oluşumlarının bir yere varmaması filmin eksi yönünü oluşturuyor. Yönetmenin bundan beslenerek bir tuhaflık yaratması çok olası olsa da filmden çıktığınızda şu soruyu sorarken buluyorsunuz kendinizi: Bilinçaltımızda saklı olanlar mı gerçek yoksa yaşadıklarımız mı gerçek?

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi