Michael Punke’nin The Revenant: A Novel of Revenge kitabından beyazperdeye uyarlanarak geçtiğimiz aylara damgasını vuran, 12 dalda aday gösterilip 3 dalda Oscar’ı göğüsleyen, hem yönetmenine hem de oyuncusuna kariyerlerinde bir nev’i çığır açtıran The Revenant; yaşam dürtüsünü en çarpıcı yönleriyle ekrana aktarırken eşsiz manzaralarıyla izleyiciyi adeta görsel bir şölenin içine çekti! Emmanuel Lubezki’nin gözünün muazzamlığıyla karşınızda; The Revenant ve dingin manzaralarının muhteşemliği!

Alejandro González Iñárritu, geçen yıl akademi ödüllerinde Birdman ile aldığı en iyi yönetmen  ünvanını bu yıl The Revenant ile kimselere devretmedi. Yönetmenin insanın en içini sergileyen, benlik ve erdem sorgulamarı yaptıran, modern insan olmanın yanında getirdiğiyle beraber en insan tarafımızdan da götürdüğünü gösteren yapımlarına bir yenisi daha eklendi. Konuyu işleme biçimi, kullanılan teknikler, görselliğin izleyiciye aktarımı gibi birçok yönden bir önceki filmlerinden farklı olsa da; odak noktası diyebileceğimiz kaybolma – savaşma – kendini bulma üçlemesini kendini aşarak tekrar beyazperdeye taşıdı. Başrolündeki Leonardo De Caprio’ya hasretle beklediği Oscar ödülünü getiren film olma özelliği ile de ses getiren yapım hakkında çok farklı yorumlar yapıldı. İnsana, doğaya, hikayenin evrilmesine odaklanan izleyici filmi çok başarılı ve ufuk açıcı bulurken, heyecan ve hareket arayan izleyici tarafından çok sıkıcı ve durağan olmakla eleştirildi. Filmde ne aradığına göre yorumu değişen izleyicinin ortada buluştuğu nokta, filmde doğanın en güzel halinin muazzam bir şekilde izleyicinin önüne serilmesiydi. Bu noktada hem yönetmenin, hem de sinemaseverlerin müteşekkirlikle andığı isim ise Emmanuel Lubezki oldu. Birdman’de yakaladıkları muhteşem uyumun bu filmde de peşinden koşan yönetmenin tercihi tabii ki yine Meksikalı görüntü yönetmeniydi.

The Revenant ve Dingin Manzaralarının Muhteşemliğine Bir Yolculuk!

revenant - 1 - filmloverss

Japon müzisyen Ryuichi Sakamato ve Alman elektronik müzik ustası Alva Noto, görsel şöleni kulaklarımızı doyuran müziğiyle taçlandıran isimler oldu. En kısa haliyle, bir insanın intikam alma arzusuyla hayatta kalmak için doğayla verdiği savaşını anlattığı şeklinde özetleyebileceğimiz hikayede Iñárritu; bütün o dinginlik içine ustalıkla yerleştirdiği devinimi filmin müzikleriyle de efsanevi bir şekilde tamamlayarak durağanlığın nasıl güce dönüştürüleceğini de tüm sinema dünyasına kendi tarzında gösterdi.

Görünen o ki, Iñárritu bu filmde başarmak istediği her şeyi başardı. Modernleşeceğim derken insaniliğini kaybeden, insaniliğini kaybederken içindeki o doğal ve vahşi erdemi yok olan, yine doğanın açtığı bir savaşta öz benliğini hatırlayan, intikam gibi huzurdan çalan duygu sayesinde hayatta kalınabileceğini ama bunun da benlikten uzak bir amaç olduğunu gösteren yönetmen; tüm bunları filmin görselliğinden ve işitsel temalarından çalmadan yaptı. Leonardo De Caprio’da performansı ile kendisini hayal kırıklığına uğratmadı. Unutulmazlar listesine çoktan aldığımız yapımın bahsettiğimiz muazzam görselliğinin ve doğayı algılayışının bir kanıtı olarak Vimeo kullanıcısı Tom Williams tarafından hazırlanan videoyu beğeninize sunuyoruz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi