Cannes Film Festivali’nde yaptığı prömiyerle, yayınladığı fragmanlarla ve son olarak bizlerle buluşturduğu filmin müziklerini içeren spotify listesiyle henüz vizyona girmeden adından sıklıkla bahsettiren; Nicolas Winding Refn imzalı The Neon Demon’ın sinematografisine ve bizi bekleyen görsel detaylara, filmin görüntü yönetmenliğini üstlenen Natasha Braier’in söyleşisine bir göz atalım.

Yönetmenliğini ve senaristliğini Nicolas Winding Refn’in üstlendiği, 5 Ağustos’ta ülkemizde gösterime girecek olan The Neon Demon’ın görüntü yönetmeni Natasha Braier, filmde bizi bekleyen sinematografik ayrıntıları anlattı.

“Neon Demon’un senaryosu ilk geldiğinde, fikrin ve konunun ilginç olduğunu düşündüm. Ama bazı şeylerden emin değildim. Çok fazla diyalog vardı; sanki Nicolas Winding Refn filmi gibi değildi. Refn sinemasında izleyiciye hiçbir şey açıklayıcı olarak verilmez. Toplantı için buluştuğumuzda; şehir, film endüstrisi ve kadınların toplumdaki yeri hakkında yaptığımız sohbetin ardından, bana senaryoyu nasıl bulduğumu sordu. Ben de karakterlerin ve diyalogların bazı noktalarında kararsızlığımı dile getirdi. Gülümsedi ve şöyle dedi ‘Güzel, bu sahte bir senaryoydu. Ben insanlara ve ajanslara gerçek senaryoyu vermeyi sevmiyorum. Sana gerçek senaryonun bir örneğini gönderirim.’”

Natasha Braier’in Anlatımıyla; Refn’in Zihninden The Neon Demon’ın Dünyasına Uzanan Bir Yolculuk

The Guardian’a verdiği röportajda The Neon Demon’da yer alan bazı detaylara ve Nicolas Winding Refn sinemasının olmazsa olmazlarına yönelik açıklamalarda bulunan, filmin görüntü yönetmenliğini üstlenen Natasha Braier’in anlattıkları ve The Neon Demon’ın gizemli dünyası!

Ölü Bedenler

the-neon-demon-3-filmloverss

Film, Elle Fanning’in canlandırdığı karakter Jesse’in ölü bedeniyle başlıyor. Birileri geliyor ve onun cansız bedeninin fotoğraflarını çekiyor; kim öldürdü, nasıl öldürdü bilmek için… Sonra kamera Elle’dan yavaş yavaş uzaklaşıyor ve bir fotoğraf setinde bulunduğumuzu fark ediyoruz.  Refn, izleyiciye ‘Bu bir cinayet sahnesi mi? Bu gerçek mi?’ sorularını sordurmayı başarıyor; Braier’in de üzerinde durduğu gibi Refn filmlerinde her şeyi açıkça ortaya koymaktan her zaman uzak durmayı tercih ediyor. Refn sinemasında gördüğümüz şeyler hemen sindirilebilir veya anlaşılabilir sahneler olmaktan çok uzakta; bir sanat eserini okumaya benziyor.

Mavi Üçgen

the-neon-demon-filmloverss

Çağdaş sanatın en önemli sanatçılarından biri olan, ışık renk ve alan kullanımı ile öne çıkan enstalasyonuyla dikkat çeken James Turrell, Nicolas Winding Refn’in The Neon Demon’da etkilendiği isimlerden biridir. Filmde yer alan mavi rengiyle bütünleştirdiği üçgen görüntüsü, tıpkı Turrell’in sağladığı mekan derinliğini izleyiciye yansıtmayı başarıyor. Refn, renk körü olduğu için filmlerinde sıklıkla kırmızı ve mavi renkleri ağırlıklı olarak kullanır. Yunan mitolojisine göre kendine aşık olan ve bu nedenle cezalandırılan tanrılardan biri olan Narcissus; narsizme adını vererek, ölümüne sebep olan ‘deredeki yansıması’ nedeniyle ‘su’ ile simgelenir. Filmde Refn de Fanning’in hayat verdiği karakter Jesse’i bu simgelerle tasvir etmeyi tercih eder. Jesse’in narsistik halini yansıtmak için yönetmen Elle Fanning’i mavi bir üçgenin içinde bir görüntüyle buluşturur. Yunan mitolojisi ile James Turrell enstalasyonunun minimalist bir birleşimidir.

Kırmızı Rengi

the-neon-demon-3-filmloverss

Belirli duyguları tarif etmenin en güzel yollarından biri elbette ki renk kullanımıdır. Nicolas Winding Refn, The Neon Demon’da ve diğer filmlerinde bu yönteme oldukça sık başvurur. Renklerin bir karakteri olduğunu hissettiğimiz Refn sineması, ‘kırmızı’yı bir tehlike olarak ele alır. The Neon Demon’da Jena Malone’un canlandırdığı Ruby karakterinin olduğu her sahne kırmızıyla tasvir edilir ve rengin ağırlığını o sahnelerde fazlasıyla hissederiz. Braier, Refn’in ona verdiği tavsiyeyi röportajında altını çizerek dile getiriyor; “Bu karanlık, ama neden daha karanlık olmasın?”. Refn sinemasında görmeye alışık olduğumuz karanlık atmosferin sırrı, Refn’in bu tavsiyesinde yatıyor. Braier’in dediğine göre Nicolas Winding Refn ile paylaştıkları ortak nokta; ‘yapmak istedikleri son şeyin güvenliyi oynamak’ olduğu.

Sabit Kamera

the-neon-demon-4-filmloverss

Filmde çoğu zaman kamera sabittir, Braier’in röportajında belirttiği üzere Refn filminin sanki bir fotoğraf kitabını inceliyormuş hissi vermesini istiyor ve o nedenle de kamera daha durgun hareketlerle çekimini sürdürüyor. Braier’in tabiriyle; bu durum Nicolas Winding Refn’in çalışmalarında yarattığı bir büyü, tıpkı bir şiir gibi. Tek plan çekimleriyle bir hikayeyi anlatmayı seven yönetmen, geleneksel anlatının dışına çıkmayı ve görüntülerde yer verilmemiş noktaları, bazı boşlukları seyircinin doldurmasını istiyor. Böylece hikaye hem daha ilginç hem de heyecan verici oluyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi