The Neon Demon’ın izleyici ile buluşmasına sayılı günler kaldı. Filmden paylaşılan fragmanlar, görseller ve soundtrack listesi vizyon tarihini iple çektirirken, filmin yönetmeni Nicolas Winding Refn’in üzerinden de spot ışıkları ayrılmadı. IndieWire yazarları Russell Goldman ve Sarah Colvin de, The Neon Demon bağlamında Nicolas Winding Refn’in sinemasındaki kanı, vahşeti, şiddeti ve fetişi yönetmenin söylemleri doğrultusunda derledi.

Bronson, Drive, Only God Forgives gibi yapımların yönetmeni Danimarkalı Nicolas Winding Refn, belki de hiçbir filminde The Neon Demon‘da olduğu kadar konuşulmadı, takip edilmedi. Hem fragmanları, hem müzikleri, hem de konusu ile ilgili tanıtımlarıyla dikkatleri üzerine çekmeyi gayet tatminkar bir seviyede başaran The Neon Demon; nihayet 5 Ağustos‘ta izleyicisine kavuşuyor. Sanatsal açıdan bir tabloyu aratmayan görseller ve gerilimi saniyeler içinde hissettiren fragmanlarıyla büyüleyen yapımın yönetmeni Refn de, tarzı ve söylemleriyle tekrar hatırlandı. IndieWire yazarları Russell Goldman ve Sarah Colvin, The Neon Demon bağlamında Refn’in şimdiye kadarki röportajları ve demeçlerindeki söyleminden en kışkırtıcı 12 ifadenin listesini yaptı. Hem de bazılarını inanılmaz, bazılarını ise mide bulandırıcı bulabileceğimize dair bir uyarıyla!

Yönetmenin Söylemleriyle Nicolas Winding Refn’in Sinemasındaki Hazlar ve Kanlı Fantaziler

the-neon-demon-elle-fanning-filmloverss

Refn, Deadline’a geçen ay verdiği bir röportajda The Neon Demon’daki Elle Fannings’in canlandırdığı karakteri yaratabildiğini, çünkü kendisin de 16 yaşında bir genç kadın olduğunu söyledi.

“Her erkeğin içinde 16 yaşında bir genç kadın olduğuna inanıyorum. ‘Drive’ ile katıksız maskülenlik seviyesine ulaştım, homoerotizm noktasına kadar. Şimdi anneme geri döndüğüme göre, 16 yaşında bir genç kadın olarak tekrar dünyaya gelebilirdim ve bu da ‘The Neon Demon’ ile yapmak istediğim şeyin temelini verdi.”

The Neon Demon ile ilgili bir basın toplantısında Refn, ona hükmeden kadınlar yüzünden The Neon Demon’ı yapmak zorunda hissettiğini açıkladı.

“Bir sabah uyandım ve fark ettim ki, kadınlarla çevrili olup onlar tarafından hükmediliyordum. Tuhaftır ki, vahşi güzellik üzerine bir korku filmi yapmaya dair ani bir istek duydum. Drive’ı yaptıktan ve Los Angeles’ın enerjisine aşık olduktan sonra, The Neon Demon’ı anlatmak için oraya geri dönmem gerektiğini biliyordum. 

Aynı Deadline röportajında Refn, Hollywood’ta çalışmayı pahalı bir seks işçisi ile kavga etmeye benzetiyor.  

“Hollywood tarafından baştan çıkarılabilirsiniz. Yanlış anlamayın, Hollywood’u seviyorum. Seviyorum, seviyorum, seviyorum. Fakat Hollywood’un gerçekten çok pahalı bir fahişeye benzediğini anlamak da çok önemli. Size her şeyi vaat edecektir – onunla her şekilde beraber olabileceğinizi, bu yüzden orada olduğunu. Vizyonunuzu istiyor. Ve çok baştan çıkarıcı: ‘Buraya gel, benimle oyna, ne istersen yap.’ Sonra onunla beraber olmaya başladığınızda, şuna dönüşebiliyor: ‘Bekle, biliyorum öyle söyledim ama öyle demek istemedim. Bunu yapamazsın, onu yapamazsın, şunu yapamazsın.’ Sonunda da sen şunu diyorsun: ‘Nereye geldim ben?'”

Refn, özgün bir yönetmen olmayı da uyuşturucuya benzetti.

“Tam olarak yapmak istediğin şeyi yapmanın verdiği tatmini hiçbir para veremez. Filmin son haline sen karar vermiyorsan bu seviye ulaşılabilir değil. Sadece kendi istediğin filmi yapabiliyor olmanın uyuşturucu olarak alınması ile erişilen bir uçma hali gibi. 

Refn Sineması ve Şiddetin Seksiliği

drive-filmloverss

Refn, Drive filmini The AV Club ile konuşurken, kendisini bir “fetiş insanı” olarak tanımladı.

“‘Drive’da aşk hikayesi her şey olmalıydı. Filmin kalbi bu olmalıydı. Bir sürü aktör ve fantastik aktrislerle görüştüm, fakat tam olarak aklımda olan şekliyle işe koyulamıyordum. Ben fetiş insanıyım. Görmek istediğim şeye göre yaparım filmlerimi, bunu her zaman anlayamasam da, görmek istediğim şeye göre.”

Refn, Maximum Fun‘a şiddet ve seksi sıklıkla birleştirmesi ile ilgili konuştu.

“Sanatın size nüfuz etmesi beklenir. Şiddet illa fiziksel şiddet olmak zorunda değil, duygusal şiddet de olabilir ve yıkıcı olmayabilir, yani şiddetli bir duygu olur ama illa kötü bir duygu olmaz. Sanatın ve savaşın DNA’sı birbirine benzer. Dünyamızın çok fazla zamanımızı alan iki nüfuzlu gücü; fakat savaş yıkarken, sanat ilham verir. Filmlerimde her zaman şiddete seks gibi yaklaşırım. Tamamen nasıl yapıldığına bağlı.”

Refn aynı zamanda Drive’ın Ryan Gosling ve REO Speedwagon’ın karşılaşmasından doğduğunu da anlattı.

“Arabasına (Ryan’ın) bindik ve anayolda tuhaf bir sessizlik içinde ilerliyorduk. Onu çok sevdim; çok yakınında olmasam da çok kendine has bir aurası olduğunu biliyordum. Sessizlik içinde devam ederken, Ryan sessizliği bozmak için radyoyu açtı ve REO Speedwagon’ın ‘I Can’t Fight This Feeling Anymore’ şarkısı çalmaya başladı. Çok duygusalımdır; hem hasta hem de çok neşeliyim, uçurtma gibi uçuyorum. Şarkıya eşlik etmeye başladım, çünkü REO Speedwagon’ı severim, o şarkıyı da gençliğimi hatırlattığı için severim. Beni resmen büyüdüğüm yerlere doğru bir yolculuğa çıkardı ve tam da bir Los Angeles sürüşü şarkısıydı. Orada, şarkıyı söylerken, belki de çok başarısızca, ağlamaya başladım. Ryan’a ilk kez döndüm, ona baktım ve yüzüne karşı ‘Drive’ın ne olduğunu biliyorum. Gece bir arabada giden ve pop müzik dinleyen ve böylece duygularını boşaltan bir adam hakkında olacak. Ryan hemen anladı ve başını salladı, ‘Tamam. Varım.’ dedi. Ve biz de yaptık.”

Yönetmen, Slant‘e kırmızı rengi çok farklı bir şekilde gördüğünü açıkladı.

“Kırmızı, bir noktada, çok korkutucu bir görüntü, çünkü içimizi açtığımızda göreceğimiz şey. Fakat bir o kadar da erotik. Başka ne diyebilirim?”

“The Neon Demon’ı çekmek kolay değildi.”

the-neon-demon-refn-filmloverss

Refn: “Bu (The Neon Demon) gerçekten zor bir filmdi. Ne kadar zorsa o kadar seviyorsunuz.” dedi. Bu Refn alameti farikası: Kendisini konfor alanından dışarı atıyor. “Her zaman korku üzerine yükselirim. Hemen önümde her an dağılabilecek bir şey yapma fikri üzerine ilerlerim. Bu sürekli paranoyaklık halini seviyorum. Aynı zamanda, beni olabildiğince hissi olmaya zorluyor ve bu da çok hoş bir deneyim. Bazen sırf engel bulmak için yolumdan çıkarım ve onu çözmeye çalışırım. Tehlike üzerine yaratıcılıkla oynarım, kendimi en zor yöne çekerek.”

Refn, The Guardian‘a verdiği bir röportajda kendisini bir pornocuya benzetir.

“Ben bir pornocuyum. Beni uyaran filmler yaparım. Ne görmek istiyorsam. Çok nadiren neden onu görmek istediğimi anlarım ve işin bu tarafına kafayı takmamayı öğrendim.”

Refn’in Bella Heathcote ve Abbey Lee ile The Neon Demon üzerine konuşurken kullandığı dil ise, tam anlamıyla ‘kışkırtıcı’. “Satın bunu, bebekler. Acıyı satın.”

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi